30 Temmuz 2009 Perşembe

Sabır

Hz. İbni Abbas Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:

"Bir kimsenin malına veya bedenine bir musibet isabet etse ve bu hali insanlardan gizleyip şikayet
etmese, onu mağfiret etmek, Allah'a hak olur."

(Taberani/Kebir)

26 Temmuz 2009 Pazar

Kendini Allahu Teala'ya tanıt ...

Ebu Hureyre Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:

"Genişlik ve rahatlık halinde, (şükür ve itaatla) kendini Allah'a tanıt ki, O da sıkıntılı anında
(yardıma koşmakla) seni tanısın."

(Camiussagîr, 3317)

---

Sıkıntı ve darlık anında, kul Allah'a cc. yönelir O'na sığınır ve O'ndan yardım bekler.

Her insan fıtraten sonsuz fakir ve aciz yaratıldığından, gücünün yetmediği, çaresiz kaldığı bir durumla karşılaşınca, gücü ve kuvveti sonsuz olan, her şeyi emrinde tutan bir zata dayanmak ister.

Lakin sıkıntıdan kurtulur kurtulmaz, O zatı unutup tekrar dünya süs ve oyunlarına dalmak, sıkıntılı zamanda gösterdiği teslimiyet ve kulluğu genişlik zamanında da göstermemek gerçekten çok çirkin düşen bir davranıştır.

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Namaz ... Cân'ım Namaz ... Nûr'um Namaz ...

Adam köprüye çıkmış, oradan atıyor kendini aşağıya. Sonra diyor ki, niye bu köprüyü yaptınız, beni aşağı attınız? Biz bu köprüyü insanlar gelip geçsin diye yaptık, insanlar intihar etsin diye yapmadık ki... Üç tane kendini bilmez intihar edecek diye köprü imha edilir mi? Allahü teâlâ, bu dini, bu Kur’an-ı kerimi, bu namazı, insanları Cennete kavuşturmak için köprü yapmış. (Namazı emretmeseydi!) diyor. O zaman Cennete gidemezdik. Allahü teâlâ Cennete gidecek vasıtayı böyle yaratmış. İngiltere’ye, havadan ve denizden gidilir, karadan gidilmez. Cenab-ı Hak da, Cennete giden yolu, böyle yaratmış, (Kim buna uyarsa sonra Cennete gidecek. Kim uymazsa Cehenneme girecek) diyor; çünkü üçüncü bir yer yok. (Ben niye Cennete girmedim?) diyene (Sen Cennete giden yola niye girmedin? Niye her gün beş sefer ben gelmiyorum dedin?) denecektir.

Namaz kılmayan kimsenin kalbi temiz olmaz. Günah işleyenlerin kalbi temiz olmaz. Günah kalbi karartır. Zaten namaz kılmamak, en büyük günahlardan biridir. Her türlü günahı işleyip de, sen kalbe bak demek, din cahillerinin sözüdür. Namaz kılmayan, bütün dünyadaki yoksulları doyursa, her köye, her mahalleye cami, çeşme yaptırsa, namaz kılmamanın günahı bunların hepsinden fazla olur.

Namaz, dinin direğidir, temelidir. Doğru kılınan namaz her hayrın anahtarı, her derdin ilacıdır. Namaz kılan kimse dinini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan elbette dinini yıkar. Namazı doğru kılmakla şereflenen bir kimse, çirkin kötü şeyler yapmaktan korunmuş olur. Kur’an-ı kerimde, (Doğru kılınan namaz insanı fahşadan ve münkerden mutlaka uzaklaştırır) buyruluyor. Her namaz uzaklaştırır denmiyor. Doğru kılınan, Allahü teâlânın razı olduğu namaz bildiriliyor. Şayet bir kimsenin namazı kabul olunmuşsa, bu mümin kötülük yapamaz.

Helal lokma yiyenler, rahat namaz kılar; çünkü namaza engel, haram lokmadır. Helal lokma yiyen, koşarak namaza gider. Siz, namaz kıl demeseniz de onlar namaz kılar.

Bir namazda 12 tane farz var. Bir günde 60 farz eder. Bir Müslüman, beş vakit namazını kılmazsa, günde tam 60 kere Allahü teâlâya karşı gelmiş oluyor. Bu insan nasıl kurtulacak?

Namaz kılmamak üç türlüdür. Birincisi farz olduğunu bilmiyordur, ikincisi tembellikle kılmıyordur, üçüncüsü de önem vermiyordur. Önem vermeyen dinden çıkar. Önem vermemek, zerre kadar da olsa üzülmemek demektir. Kıyamet günü hesap, önce imandan, sonra namazdandır. Tek vakit namazı kaçırmaktansa, bin kere ölmeyi tercih etmeli. Nerede ve ne şart altında olursa olsun mutlaka namaz kılmalı. Namaz, nurdur. Namazsız geçen ömür, kayıptır. Peygamber efendimizin, vefat ederken son cümlesi, (Namaza dikkat edin, hanımlarınızı üzmeyin) olmuştur.

24 Temmuz 2009 Cuma

Namaz Hakkında Pırlantalar

183. Ebu Hureyre, namaz kıldırdı. Her inip kalkışında tekbir aldı ve şöyle dedi:
"Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin namazına namazını en çok benzeteniniz benim."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

184. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, namaza girerken ellerini uzatarak kaldırırdı.
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

185. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ellerini tekbirle beraber kaldırırdı.
Vâil radıyallahu anh. Müslim.

186. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ellerini omuzlarına kadar kaldırıp, baş parmaklarını da kulaklarına getirip, tekbir aldı.
Vâil radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

187. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, namaza başladığı zaman şöyle derdi:
"Sübhaneke Allahümme ve bihamdik ve tebârekesmük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayrük."
Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

188. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Ayakta kıl, gücün yetmezse oturarak kıl, buna da gücün yetmezse yatarak kıl!"
imran radıyallahu anh. Buhârî.

189. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, namazda sol elimi sağ elimin üstüne koyduğumu gördü, hemen sağ elimi alıp sol elimin üstüne yerleştirdi.
İbn Mesûd radıyallahu anh. Nesêî.

190. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir adamın namaz kılarken ayaklarını birleştirdiğini gördü ve şöyle dedi:
"Sünnete aykırı davrandın, aralarını ayırıp rahatlatsan daha iyi olurdu."
İbn Mesûd radıyallahu anh. Nesêî.

191. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bu ümmetten ilk kaldırılacak olan şey huşûdur. Kalbinde korku ile karışık bir saygı duya duya namaz kılan görülemeyecektir."
Ebû Derda radıyallahu anh. Taberânî.

192. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Fatiha suresini okumayanın namazı olmaz."
Ubâde radıyallahu anh. Buhârî.

193. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Fatiha suresine bir şey eklersen daha iyi olur, onunla yetinirsen sana yeter."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

194. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"imam, "âmin" dediği zaman siz de "âmin" deyin! Çünkü, kimin âmini meleklerinkine rastlarsa, geçmişteki günahları bağışlanır."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

195. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, öğle namazının ilk iki rekatında fatiha ile iki sûre okurdu, son iki rekatında sadece fatiha okurdu. Bazen bize duyururdu. Birincisinde, ikincisindekinden uzun okurdu. ikindi namazında da böyle yapardı.
Ebû Katâde radıyallahu anh. Buhârî.

196. Kısa sûrelerden küçük ve büyük hiçbir sûre yoktur ki, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, farz namazını kıldırırken onları okumamış olsun.
Amr radıyallahu anh. Mâlik.

197. Namazda, sessizce beklenecek iki sekte yeri ezberledim. Birisi, imam tekbir alıp okumaya başlayıncaya kadar geçen sessizlik, ikincisi Fatiha ile bir sûreyi okuduktan sonra, rükû için eğilinceye kadar olan sessizlik.
Semûre radıyallahu anh. Tirmizî.

198. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"En üstün namaz, ayakta durma süresi uzun olan namazdır."
Câbir radıyallahu anh. Müslim.

199. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Secde ettiğin zaman, ellerini yere koy ve dirseklerini kaldır."
Berâ radıyallahu anh. Müslim.

200. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem secdeye vardığında, bir kuzu ellerinin arasından geçmek istese geçebilirdi.
Meymûne radıyallahu anha. Müslim.

201. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Biriniz secdeye gittiği zaman, ellerini köpeğin yaydığı gibi yaymasın. Uyluklarını da birleştirsin."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

202. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"En kötü hırsızlık, namazdan çalmaktır."
"Kişi namazından nasıl çalar?" dediler.
"Rükû ve secdesini tam yapmamakla çalar," buyurdu.
Nûman radıyallahu anh. Mâlik.

203. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemden daha mükemmel ve daha kısa namaz kıldıran birinin ardında hiç namaz kılmadım.
"Semiallahu limen hamideh," dedikten sonra o kadar ayakta dururdu ki, galiba yanıldı, derdin.
Sonra tekbir alıp secdeye varırdı. iki secde arasında o kadar uzun otururdu ki, galiba yanıldı, diye düşünebilirdin.
Enes radıyallahu anh. Buhârî.

204. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bizimle beraber otururken, bir adam geldi. Hafif bir namaz kıldı, sonra namazdan ayrılıp, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelerek, selâm verdi.
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, selâmını aldı:
"Geri dön, namazını kıl!" buyurdu.
Adam geri döndü, namaz kıldı, sonra gelip selâm verdi.
Ona, "Haydi git namaz kıl, sen namaz kılmadın!" dedi.
Bunu iki kere, ya da üç kere yaptı. insanlar da bundan kaygılandılar. Çünkü, hafif namazın olmayacağını sandılar.
Adam geldi, "Ben hata ve doğru yapan bir insanım. Bana nasıl namaz kılınacağını göster ve öğret!" dedi.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Evet, namaz kılacağın zaman, Allahın sana emrettiği gibi abdest al!
Şehadet getirip kamet getir, eğer Kurândan bir şey biliyorsan oku! Bilmiyorsan, sübhanallah, elhamdülillah, allahuekber ve lâilâheillallah, de.
Sonra rükû et, dolgunca rükû yap, sonra ayakta tam bir biçimde dur!
Sonra secdeye git, secdeyi de iyi ve tam yap!
Sonra kalk! Bunları böylece yaparak namazını kılarsın, namazın tamamlanmış olur. Dediklerimi tam olarak yapmazsan namazın noksan olur."
Adam, "Bu birincisinden daha kolay geldi, çünkü bu tarife göre, namaz eksik yapılınca tamamı gitmiyor da, sadece eksik yapılmış oluyor," dedi.
Rıfaâ radıyallahu anh. Tirmizî.

205. Huzeyfe radıyallahu anh, namazı hızlı kılan bir adam gördü ve sordu:
"Sen ne zamandan beri bu namazı kılıyorsun?"
"Kırk senedir."
"Demekki sen kırk seneden beri namaz kılmıyorsun! Bu kıldığın namazla ölürsen, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin yolunun dışında ölmüş olursun!" dedi.
Zeyd radıyallahu anh. Buhârî.

206. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana dedi ki:
"Oğulcuğum, sakın namazda sağa sola bakmayasın! Çünkü, namazda sağa sola bakmak, helâk olmaktır."
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

207. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Biriniz namaza durduğu zaman, gözlerini yummasın!"
İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

208. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, avuçlarımı avuçlarına alarak, sûre öğretir gibi, bana "teşehhüd"ü öğretti:
"Ettahiyyâtü lillâhi vessalâvatü vettayyibâtü. Esselâmü aleyke eyyühen nebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh. Esselâmü aleyna ve âlâ ibadillahis salihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve Resûlüh."
"Bunu söylediğin zaman namazın tamamlanmış olur. Ondan sonra istersen kalkabilirsin, istersen oturabilirsin."
İbn Mesûd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

209. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin en çok yaptığı dua şudur:
"Allahümme âtinâ fiddünya haseneten ve filâhireti haseneten ve kınâ azâbennâr."
Enes radıyallahu anh. Buhârî.

210. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kim bana salâtüselâm getirmeyi unutup ihmal ederse, cennet yolunu şaşırır."
İbn Abbas radıyallahu anh. İbn Mâce.

211. "Ey Allahın Resulü! Sana nasıl selâm vereceğimizi biliyoruz, fakat sana nasıl salâvat getireceğiz?" diye soruldu.
"Şöyle deyin!" buyurdu:
"Allahümme salli âlâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammed. Kema salleyte âlâ ibrahime. inneke Hamîdün Mecîd. Allahümme bârik âlâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammed. Kema bârekte âlâ ibrahime. inneke Hamîdün Mecîd."
İbn Ebî Leylâ. Buharî.

212. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Namazın anahtarı temizlik, namaz dışı olanları yasaklayanı tekbir, onları yeniden helâl kılanı ise selâmdır. Fatihayı ve bir sûreyi farzda veya başka namazda okumayanın namazı yoktur."
Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

213. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sağına ve soluna şöyle selâm verirdi:
"Esselâmü aleyküm ve rahmetullah. Esselâmü aleyküm ve rahmetullah."
Selâm verirken, yanağının beyaz yeri arkadan görünürdü.
İbn Mesûd radıyallahu anh. Nesêî.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Allahu Teala'nın Sıfatları

Allah'ın zati sıfatları nelerdir?
1. Vücüd : Var olmak,
2. Kıdem : Varlığının başlangıcı olmamak,
3. Beka : Varlığının sonu olmamak,
4. Vahdaniyet : Bir olmak,
5. Muhâlefetun-lil - Havadis: Sonradan yaratılmışlara hiç benzememek,
6. Kıyam binefsihi : Varlığında hiçbir şeye muhtaç olmamak.

Allah'ın sübütü sıfatları nelerdir?
1. Hayat : Diri olmak,
2. İlim : Bilmek (Allah her şeyi bilir.)
3. Semi : İşitmek (Allah her şeyi işitir)
4. Basar : Görmek (Allah her şeyi görür)
5. İrade : Dilemek (Kainatta her şey Allah'ın dilemesiyle olur.)
6. Kudret: Herşeye gücü yetmek,
7. Kelam : Konuşmak. Cenab-ı Hak konuşur, fakat onun konuşması ses, dil ve harf yardımıyla değildir. Nasıl konuştuğunu ancak kendisi bilir.
8. Tekvin : Yaratmak. Allah her şeyi yoktan var eder. O'ndan başkası bir zerreyi dahi yaratamaz

Hele bir anlatıver Güzel Dost! Kimler aldandı?

Hele bir anlatıver Güzel Dost! Kimler aldandı?
- Cehennemi hesaba katmayan dindar aldandı!
Çünkü Kuran şöyle anlattı: “Allah tarafından hiç hesaba katmadıkları karşılarına çıkıverdi” Zümer Suresi, 47.
Söyle bana Can Dostum kimler aldandı?
- Cennetteki yerini hazır bilen herkes aldandı!
Zira Kuran “O öyle sizin kuruntu ve hayallerinizle olacak iş değil” buyurmuştu. Nisa Suresi, 123.Bir daha söyleyiver başka kimler aldandı?

- Ölüm yokmuş gibi yaşayan dünya-perest aldandı!
Zira Kuran turrayı şöyle bastı: “Her nerede olursanız olunuz ölüm size yetişir! Velev (hatta) eflake ser çekmiş surlarda bulunun” Nisa Suresi, 78.
Güzel Dost! Anlat bana daha kimler aldandı?
- Ameline güvenen abid (çok ibadet eden) aldandı!
Çünkü Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam şöyle ferman buyurdu:
Zinhar aldanmayın! Hiç kimse ameli ile kurtulamaz!
Soruldu: Sen de mi Ya Rasulallah?
Cevap verdi: Evet ben de!
Başka kim kandı, kimler aldandı?
- Salih amel işliyorum sanan riyakar (iki yüzlü) aldandı!
Çünkü Kutsi Hadiste Allah Teala şöyle buyurdu: ..Kim bir amel işler de o amele benimle birlikte bir başkasını ortak ederse onu ve şirkini başbaşa bırakırım. Anlatıver Hakîm! Sonra kim aldandı?

- Aleme telkin (nasihat) verip kendini unutan vâiz aldandı!
“İnsanlara iyilik emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitap okuyorsunuz, artık akıl etmez misiniz?” Bakara Suresi, 44.
Başka var mı? Daha kim aldandı?
- Rabbini bırakıp hevasına (nefsin zararlı ve günah olan arzuları) kulluk eden aldandı!
“Gördün mü o hevasını ilah edineni? Artık ona sen mi vekil olacaksın. Yoksa onların çoğunu işitirler veya akıl ederler mi sanıyorsun? Onlar sırf hayvan gibi hatta gidişçe daha sapkındırlar” Furkan Suresi, 43-44.Hele bir anlat Sevgili Dost! Başka kimler aldandı?

- Rahmete güvenip kendini emniyete salan fâsık (günahkar) aldandı!
“Allahın kendilerine kuracağı plandan emin mi oldular?! Kendilerine yazık eden kavimlerden başkası Allahın mekrinden (uyun,düzen) emin olmaz!” A’raf Suresi, 98.
Hele bir daha anlat, başka kimler aldandı?
- Yolunun eğriliğinden şüphe etmeyen kendini bilmez aldandı!
“Tuttukları yol sebebiyle dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmiştir de zannnederler ki cidden iyi bir iş yapıyorlar.” Kehf Suresi, 104.Göster bana Can Sevgili! Daha kimler aldandı?

- Kendini hizmette bilip, kılını dahi kıpırdatmayanlar aldandı!
“Allah gayret gösterip cihad edenlere, olduğu yere mıhlanıp kalanların çok üzerinde bir ecr-i azim ihsan etmiştir.” Nisa Suresi, 95.
Avaz et Hatip avaz, ta ki herkes duysun! Hele hele kimler aldandı?
- Nasıl desem bilmem ki Namazsız aldandı!
Hele bir baksan ya Kuran nasıl anlattı: “Ashabı yemin (cennetlik olanlar) Cennetten seslenip mücrimlere (suçlu) soruyorlar, sizin bu sekar cehennemine girmenize ne sebep oldu? diye.
Onlar da diyorlar: Biz namaz kılanlardan değildik” Müddessir Suresi, 39-43.Kim öz-canını yaktı, kimler aldandı?

- “Ben bundan sonra kurtulmam.” diyen meyus (ümitsiz) aldandı!
“De ki: Günah işlemek suretiyle öz-nefisleri aleyhine israf etmiş kullarım! Allahın rahmetinden ümidi kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları mağfiret buyurur. Şüphesiz o öyle gafur, öyle rahim. Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azab gelmeden evvel tevbe ile Rabbinize dehalet edin ve ona halis müslümanlık yapın, sonra kurtulamazsınız!” Zümer Suresi, 53-54.
Ey Güzel Hayırhah! Anlatıver kim aldandı?
- “Allah dilemeseydi günahkar mı olurdum!” diyen kaderci aldandı!
“Diyeceği gün bir nefis: Eyvah! Allah yanında yaptığım eksikliklerden dolayı hasretime bak, doğrusu ben eğlenenlerden idim. Yahud diyeceği: Allah bana yolunu gösterse idi ben de müttakilerden, Allahtan korkan dindarlardan olurdum.” Zümer Suresi, 56-57.Ey Nâsih! De bana daha kimler aldandı?

- “Keşke her günahım bunun gibi olsa” diyen müznib (günahkar) aldandı!
Zira Sahabi Hazreti Enes şöyle anlattı: Sizler, size göre saç kılından ince, kıymeti olmayan işler yapıyor, günahlar işliyorsunuz. Lakin biz onları Rasulullah zamanında helak sebebi sayıyorduk.
Anlat anlat daha kimler aldandı?
- “Bakma! Benim kalbim temiz” diyen amelsiz aldandı!
“Yemin olsun ki zamana! İnsan mutlak hüsranda. Ancak şunlar müstesna: Onlar iman edip salih salih amel işlediler!” Asr Suresi, 1-3.Başka kim, daha kim aldandı?

- “Bir lokma bir hırka devirleri geçti artık; bu zamanda herşey para!” diyen zengin aldandı!
“Oyaladı o malda çokluk kuruntusu sizleri. Ta.. ziyaret edişinize kadar kabirleri. Öyle değil, ileride bileceksiniz. Sonra öyle değil ileride bileceksiniz. Öyle değil ilmel yakin bileceksiniz. Kasem olsun o cehennem ateşini çaresiz, göreceksiniz. Sonra kasem olsun onu çaresiz, aynel yakin göreceksiniz. Sonra kasem olsun o gün mallarınızdan hesaba çekileceksiniz” Tekasür Suresi.
Hele bahset başka kim aldandı?
- “Bu zamanda da bu olur mu canım!” diyen cahil aldandı!
“Rabbinin kelimesi doğrulukça da adaletçe de tam kemalindedir, onun kelimelerini değiştirebilecek yok, işiten de O, bilen de O. Yerdekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar, onlar sırf zan ardına gider ve sade atarlar.” A’raf Suresi, 115-116. Deyiver bana başka kim aldandı?

- “Göreceksin biz nice hacı-hocadan önce girecez cennete” diyen nâdan (cahil) aldandı!
“Şüphesiz korunan müttekıler içindir Rabblerinin katında naim Cennetleri. Artık müslimleri mücrimler gibi kılar mıyız? Neniz var? Nasıl hükmediyorsunuz? Yoksa size mahsus bir kitap var da onda şu dersi mi okuyor sunuz?” Kalem Suresi, 34-37.
Bir daha söyle! Kim kandı, kimler aldandı?
- “Hem ondan hem bundan lazım; öyle tek taraflı, a-sosyal olmaz” diyen bîhaber (habersiz) aldandı!
Zira “İyi bir amel ile diğer bir kötüyü karıştırdılar” Tevbe Suresi, 102. Konuş Hatip konuş! Başka kim aldandı?

- “O kadar incesine aklım ermez” diyen akıllı aldandı!
“Onlar dünya hayatını zahiren biliyorlar. Ahiret hakkında ise hepten gafiller!” Rum Suresi, 7.
Bahsediver Hatip! Daha kim aldandı?
- “Bu da bir şey mi canım, millet neler işliyor” diyen günahkar aldandı!
“Ona kendi kazandığı, size de kendi kazandığınız. Siz onların amellerinden sorulacak değilsiniz” Bakara Suresi, 134.
Lakin “Şüphe yok bütün yaptıklarınızdan mesul tutulacaksınız” Nahl Suresi, 93.Anlatıver Dostum! Daha kim aldandı?

- “Benim babam da hacı” diyen evlat aldandı!
Çünkü baksana dalgalar arasındaki inkarcı oğlu için yalvaran Nuh peygambere ne denildi: “Ey Nuh!.. O senin ailenden değil, çünkü o, dürüst iş yapan temiz bir insan değildi. O halde hakkında kesin bilgin olmayan bir şeyi Benden isteme. Onun kurtulması için dua ederek cahil bir iş yapmandan seni sakındırırım” Hud Suresi, 46.
Haber et Hatip haber! Başka kim aldandı?
- “Ben gıybet etmiyorum ki, olanı söylüyorum”diyen aldandı!
Zira Efendimiz bir gün soruverdi: Bilir misiniz gıybet nedir? diye.
Ashab, Allah ve Rasulu daha iyi bilir, dediler.
Efendimiz, kardeşini beğenmiyeceği şekilde anmandır, buyurdular.
Soruldu: Ya söylediğimiz şey onda varsa?
Cevap verdi Efendimiz: Eğer varsa onu gıybet ettin demektir. Şayet söylediğin onda yoksa, bu zaman da ona iftira ettin demektir.Daha kim yandı, kimler aldandı?

- “İşlediysek biz işledik; azabını çeker diyetini öderiz”diyen bedbaht (bahtsız) aldandı!
“Yemin olsun! Rabbinizin azabından onlara velev bir nefha, bir kıvılcım dokunuverse VAY BİZLERE derler” İsra Suresi, 21.
Vah Nâsih vah! Demek bunca insan aldandı!
- Güzel dost! Bir bilsen daha kimler aldandı!
ALLAH bizi aldananlardan eylemesin...
Amin...

Hayatımıza yön veren Hadis-i Şerifler

Cum'a günü kim cemaatin omuzlarını yararak ilerlerse cehenneme bir köprü ittihaz olunur.
(Tirmizi, Salat 369)
Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar.
(Muvatta, Salâtu'l-Cemâ'a 5)
Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir.
(Buhari, İstikrâz 14)
- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm şu duayı çok yapardı:

"Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!" Ben (bir gün kendisine):

"Ey Allah'ın resûlü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dedim. Bana şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahmân'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir."
(Tirmizi, Kader 7)
Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işledigi kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: "Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!" der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.
(Buhari, Edeb 60)
"Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin."

Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşüncesine vardık."
(Müslim, Lukata 18)
İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) omuzumdan tuttu ve: "Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu.
(Buhari, Rikak 2)
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) bir başka rivâyette şunu söyler: "Kendisinde dikbaşlılık olan bir deveye bindim. (Hırçınlık etmeye başlayınca ileri-geri sürmeye başladım. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm): "Rıfkla, tatlılıkla davran! diye müdâhale etti..."
(Müslim, Birr 79)
"Ey Allah'ın Resûlü! dedik, mü'min korkak olur mu?"

"Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:

"Evet!" buyurdular. Biz yine:

"Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular."

(Muvatta, Kelâm 19)
Bir adam, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a: "Yaptığım işin iyilik veya kötülük olduğunu nasıl anlayabilirim?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Komşunun "iyi yaptın!" dediğini işitirsen iyilik yaptın demektir. Eğer "kötülük yaptın!" dediklerini işitirsen, kötülük yaptın demektir" buyurdular."
(Kütübü Sitte, 7261)
Ey Allah'ın Resulü. dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?'

"Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!" diye cevap verdi.
(Nesâi, Nikâh 14)
Bir meclise oturup hikmetli söz dinleyip, sonra bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir çobana gelip: "Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!" deyince, çobandan: "Git en iyisinin kulağından tut al" iznine rağmen gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir.
(Kütübü Sitte, 7233)
(Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur.
(Ebu Davud, Cihad 42)
Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır." (Cemaatte bulunan bâzıları): "Ey Allah'ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?" diye sordular. "Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!" cevabını verdi."

(Tirnizi, Birr 77)
İnsanların en hırsızı, namazdan çalandır, buyurdu. Nasıl çalar ya Rasûlallah? denildiğinde: Rükû ve secdeleri tam yapmaz. (Namazı tadil-i erkana riayet etmeden çabuk çabuk kılar). İnsanların en cimrisi de, selam vermekten kaçınandır.

(Taberani)

Hadis-i Şerif

Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :



Ey ademoğlu! Eğer fazla malını Allah yolunda harcarsan bu senin için daha hayırlıdır. Kendine saklarsan senin için zararlıdır. Kefaf (yeterli miktar) sebebiyle levm edilmezsin. (Harcamaya), bakımları üzerinde olanlardan başla. Üstteki el (yani veren), alttaki elden (yani alandan) daha hayırlıdır.

Müslim, Zekat 97

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Günde 5 vakit Miraca!

Hikmet ehli zatlar buyuruyorlar ki:

Peygamber efendimiz, Ümmihani’ye Mirac’ı söyleyince, (Aman kimseye anlatma, kimse inanmaz ve inananlar da vazgeçer) dedi. Peygamber efendimiz de, (Anlatmam lazım, inanmayacak olan sonra da vazgeçer, çürük taşlar üzerine bina olmaz, ayrılacak olan şimdiden ayrılsın, sağlamları kalsın) buyurdu. Akıl durdu, zaman durdu, her şey durdu, iman başladı. Peygamber efendimizin hiç yalan söylemediğini müşrikler de biliyordu. (Cenneti, Cehennemi gidip gören mi var) diyenler oluyor. Evet, var. Kim var? Hayatında hiç yalan söylememiş olan Muhammed aleyhisselam var.

Her mübarek gece, kıymetlidir; fakat Mirac gecesinin ayrı bir hususiyeti vardır. Izdırap ve sevincin bir arada yaşandığı gecedir. Peygamber efendimiz, bir ay Taif’te, İslamiyet’i anlattı, hiç kimse inanmadı, alay ettiler, çocuklara taşlattılar.

Üzüntülü bir şekilde dönerken, bir bağ kenarında oturup biraz istirahat etti. Addas adındaki, bağın bekçisi, üzüm getirdi. Peygamber efendimiz, Bismillahirrahmanirrahim deyince, Addas şaşırdı, bu sözü buralarda hiç duymadım dedi. Peygamber efendimiz, sen nerelisin diye sorunca Nineveliyim dedi. Kardeşim Yunus’un ülkesindensin, o da benim gibi peygamberdi buyurdu. Addas, Yunus’u buralarda kimse bilmez, bu güzel yüzün, bu güzel sözlerin sahibi asla yalancı olamaz dedi ve iman etti, ben de sizinle gelmek istiyorum dedi. Peygamber efendimiz, şimdi sen burada kal, yakında ismimi her yerde işitirsin, o zaman bana gel buyurdu. Bir ay kimse inanmadı, yolda dönerken bir kişi iman etti.

Gece amcasının kızının evine geldi, (Aç, amcan oğlu Muhammed’im) buyurunca Ümmühani, (Haber verseydiniz yiyecek bir şeyler hazırlardım, yedirecek bir şeyim yok) dedi. Peygamber efendimiz, (Yiyecek içecek gözümde yok, Rabbime ibadet edecek bir yer bana yeter) buyurdu.

Allahü teâlâ Cebrail aleyhisselama, (Habibim bu halde gene bana yalvarıyor, çok üzüldü, onu ben teselli edeceğim, git Habibimi bana getir) buyurdu. Önce, Mescid-i Aksa’ya geldi, bütün peygamberlere imam oldu. Sonra göklere çıktı. Allahü teâlâyı bilinemeyen, anlaşılamayan şekilde gördü, (Ya Rabbi, ümmetim için de bunu isterim) dedi. İşte, beş vakit namaz, bize Mirac olarak verildi.

Mirac’da ne hikmetler vardır! Namaz kılmayan, Mirac’dan mahrumdur. 1400 yıldır devam eden, başka bir olay yoktur. İşte Mirac, 1400 yıldır devam ediyor. Mirac, aklın bittiği, imanın başladığı yerdir. Mirac namazdır. Allahü teâlâ, namaz gibi bir nimeti insanlara ihsan etti. Namaz, Allah sevgisini arttırır, duanın kabulüne de sebeptir. Namaz varsa, hayat vardır. Namaz yoksa insan bir işe yaramaz. Namazdan mahrum olan, her şeyden mahrumdur.

14 Temmuz 2009 Salı

Allah (Celle Celâlühû) adına iyilik yapmanın faziletleri

İbn Mesud'dan (ra): Resullullah (sav) buyurdu ki: ''İnsanlar kıyamet gününde son derece çıplak, aç, susuz, yorgun ve muhtaç bir şekilde haşredilirler. Kim dünyada Allah (CC) için giydirirse Allah (CC) kıyamet günü on giydirir, kim Allah (CC) için yemek yedirirse Allah da ona yemek yedirir, kim Allah (CC) için su içirirse Allah da ona su içirir. Kim Allah (CC) için amel işlerse Allah onu ahirette zegin yapar. Kim Allah (CC) için affederse Allah (CC) da onu affeder.

Ca'fer el-Abdi ve Hasan'dan (ra). Resullullah (sav) buyurdu ki:

''Allah (CC) kullarından yemek yedirenlerle melekleri yanında iftihar eder.

Cabir'den (ra): Resullullah (sav) buyurdu ki:

''Aç bir müslümanı doyurmak bağışlanmayı icap ettiren bir haslettir''

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Günahlardan arınmak için

Hz. Ali Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:

"Hiçbir kul yoktur ki, bir günah yapsın ve ardından kalkıp güzelce abdest alıp iki rek'at namaz kılarak bu günahından mağfiret dilesin de, Allah onu affetmesin."

(Tirmizi)

10 Temmuz 2009 Cuma

Ağız sağlığı

1. Beyaz diş diyeti uygulayın. Eğer çok fazla siyah çay ya da sigara içiyorsanız, bunun dişleriniz üzerindeki sonuçlarına da katlanmak zorunda kalırsınız. Dişlerinizde leke yapabilecek yiyecekler yediğinizde ya da içtiğinizde hemen dişlerinizi fırçalayın ya da iyi bir beyazlatma maddesi kullanın. Tüm bunlara alternatif olarak, bir elma yiyebilirsiniz.

2. En az 2 ya da 3 ayda bir diş fırçanızı atın ya da elektrikli diş fırçanızın başlığını değiştirin. Aksi halde, dişlerinizi fırçalarken sadece bakterileri ağzınıza taşımış olursunuz.

3. Dişlerinizi 45 derecelik açıyla dairesel hareketlerle yavaş yavaş fırçalayın. Dişlerinizi fırçalarken diş minelerine zarar vermemeye özen gösterin.

4. Nefesinizi tazelemek ve diliniz üzerindeki plağı kaldırmak için dilinizi her sabah dil temizleyiciyle temizleyin. Kötü ağız kokusunun bir nedeni de dil üzerinde üreyen bakterilerdir. Günlük dil temizliği ağız kokusunu uzaklaştırmaya yardımcı olur.

5. Arıtıcı gıdalar yemelisiniz. Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz yiyebilirsiniz. En iyi sonuç için, akşam yemeğinden sonra bu yiyecekleri yemelisiniz.

6. Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın. Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve ağzınızdaki, dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder.

7. Dişlerinizi beyazlatmak ve lekeleri yok etmek için haftada bir kez karbonatla fırçalayın. Diş macunu yerine karbonat sürün. Diş macununa alternatif olarak tuz da kullanabilirsiniz. Dişetlerinizi tazelenmiş hissetmeye başlarsanız, dişlerinizi tuzla iki günde bir fırçalayın.

8. Nefesinizi taze tutun. Nefesinizin tazeliğini kontrol etmek için avucunuzun içini yalayın ve henüz yaşken koklayın. Eğer bir şey kokuyorsa, şekersiz naneli şeker yiyebilir ya da alkolsüz ağız gargarası kullanabilirsiniz. Piyasada satılan reçetesiz ağız gargaralarının çoğu alkol içeriyor. Gargaradaki alkol ağzınızdaki dokuları kurutabilir ve bakterilere karşı daha hassas hale getirebilir.

9. Dişlerinizin arasını diş ipliğiyle temizleyin. Aynaya bakmadan temizlemeye alışırsanız, arabada, yatakta ve önemli toplantı öncesinde dişlerinizi diş ipiyle temizleyebilirsiniz.

10. Sabahları kalkınca ve gece yatmadan mutlaka dişlerinizi fırçalayın. Sabahları kalkınca yapacağınız ilk iş dişlerinizi fırçalamak olmalı. Böylece uyurken üreyen plak ve bakteriyi yok etmiş olursunuz.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Vakti iyi değerlendimek

Yüce ALLAH c.c. yaratılış amacımızı şu ayeti ile bildirmiştir:
“Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”
(Zariyat Sûresi, 56)

Dinimiz gâyesiz ve faydasız vakit geçirmeyi hoş görmemiştir. "Boş vakit", değerlendirilmesi gereken en önemli nimetlerden sayılmıştır.

"Iki nimet vardır ki insanların çoğu bundan gâfildir: Sıhhat ve boş vakit." Bu iki değer insanın iyi değerlendirmesi gereken varlıklarıdır ki hastalık gelmeden sağlığın, dar zaman gelmeden boş zamanı iyi değerlendirmek düzenli bir hayatın en büyük sermayesi olsa gerek.

"Manasız işler" (mâlâyâni) ile meşgul olan kimse dinimizde makbul sayılmaz: "Faydasız şeyleri terketmesi bir kimsenin iyi müslüman olduğunun alâmetlerindendir" hadisi ile boş vakitler muhakkak dünya ve âhirete faydalı olacak bir işlerle doldurulması, kişiye fayda sağlamayacak ve ibadetlerini engelleyecek işlerden uzak durması vurgulanmakta.

Hz. Ömer (r.a.) şöyle derdi: "Ben sizden birisinin ne dünya işi ne de âhiret işiyle meşgul olmaksızın boş vakit geçirmesini hoş karşılamıyorum. Herkes devamlı olarak faydalı bir işle uğraşsın; bir işi bitirdiği zaman başka bir işe başlasın." Bu işler gerekiyorsa bedeni uğraş (çalışma, ibadet, faydalı sporlar vb. gibi) dinlenirken dahi olsa bilgi edinmek için okumak büyük kazanç sağlayan faydalı işlerden olur.Hadis-i şerifte meşrû ve faydalı eğlence olarak dört husus bildirilmiştir; Atıcılık, binicilik, yüzücülük, aile ve çocuklarla eğlenme.

Aslında vücudu dinlendiren, gönlü huzura kavuşturan ve ruhları doyuran şey, ihlâslı olarak yapılan ibadettir, ayette : "Onlar ki, inanmışlardır ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşur; Iyi bilin ki ancak Allah'ı anmakla kalpler huzura kavuşur" (er-Râd 13/28).

Âhiret amelleri; âhirette kurtuluşumuzu sağlayacak, cehennem azâbından bizi koruyacak amellerdir: Helâli-haramı gözetmek, Allah'ın rızasını kazanmak için devamlı gayret içinde olmak; Peygamberimizin (sav) şefâatine nâil olmak için onun sünnetine uymak; mü'minleri Allah için sevmek, kâfirlere Allah için düşman olmak; müslümanların güçlenmesi, düşmanlarına galip gelmesi için cihad etmek... (bunlar ALLAH katında güzel amellerdendir.)

Bütün bu işler ve müslümanların bugün içinde bulundukları zayıf durum çok çalışmayı gerektirmektedir. Bunun için müslümanın boşa geçirecek hiç vakti yoktur. (Fıkıh Ans.)

Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
"Hayatını gafletle geçiren, dönüş yapar da kalan ömrünü hayırlı işlerle geçirirse, geçmiş bütün günahları da bağışlanır.''
Müslüman kendini tanımalı ve ömrünü boşa geçirmemeli, ALLAH a layık bir kul olmak için elinden geleni yapmalı, şükürü ve zikri dilinden düşürmemeli. Kur an da Cennet ehl inin pişman oldukları hallerinden biri 'boş zamanlarda ALLAH ı zikir etmedikleri' dir.

Amelleri güzelleştirmek ve kulluk bilinci ile yaşamak gayesi en büyük gayretimiz olması duası ile Selamun aleyküm.

Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala Ali Seyyidina Muhammedin ve Sellim.