İmran bin Husayn (radiyallahü anh) hazretleri, Efendiler Efendisi (aleyhissalâtü vesselam)’ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
Her kim varlığını Hakk’a ibadete ve O’nun yolunda hizmete adarsa, Cenab-ı Allah da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa, Allah da onu dünya yurdunun mihnetleri ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır.
(Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, 10/303; Taberâni)
Kul Rabbine bilinç ile rızasını umaraktan yaklaşımında Cenab-ı Hakkın sevgisine ve yardımına mahzar olur. Mümin salih amel işleyip güzel işler üzere bulunmak ile ahlakını düzeltir , Allah 'a (c.c.) göre en güzel insan güzel ahlakı olan mümindir.
Dünya hırsı insanların yanlışlar üzere oldugunun işaretidir, çünkü insanın Rabbini unutup Rahmetten yoksun kalan hayati bütün çabası boşadır.
Bizler her işimize Yüce Allah'ın ismi ile, yardımını umarak başlamalıyız ki o iş bizler için hayırlı olsun.
Dünya mümin için sadece ahirete bir hazırlık, adeta bir kamp yeridir.
Resulullah (sav) buyurdular ki: "dünya, mü`mine hapishane, kafire cennettir."
9 Kasım 2008 Pazar
Sevgide inancta mesafe yoktur
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, mümin kulunun işinde, sonunun hayır olmasını murad ettiği zaman, ona biraz acı ve sıkıntı tattırır.
Hastalık da, fakirlik de, zenginlik de, makam da, şöhret de geçer; ama zalimin zulmü mazlumun boynunda hesap yerine gelir ve zalimden hakkını alır.
Gök her yerde mavidir. Nereye giderseniz gidin sevgi muhabbet dairesinden çıkmadıkça hep aynı yerdeyiz. Aşkta, sevgide, güvende, inançta mesafe yoktur! Konuşuyoruz, dinliyoruz. Bizim bu konuşmamızı bir şeyin nakletmesi lazım. İşte Allahü teâlâ, bunun için havayı yarattı. Boşluk olsa hava olmasa duyamayız; çünkü nakledecek bir şey yok.
İkinci bir örnek:
Bunun gibi, telefon var, televizyon var, radyo var, bunun da bir şeyle nakledilmesi lazım, nakledilmezse ulaşmaz. İşte elektromanyetik dalgalar taşıyıcıdır, alır taşır. Elektromanyetik dalgalar yok olmaz. Yani bir gün teknoloji çıksa cenab-ı Peygamberin sesini duyarız. Çünkü yok olmuyor ki, elektromanyetik dalga uçuyor, her tarafa uçuyor.
Üçüncü bir örnek:
Büyüklerin ruhlarıyla irtibat kurmak, onların sevgisine kavuşmaktır. Onlardan feyz almak için de bir aracı lazım. Nasıl hava [elektromanyetik dalga] var, orada ise muhabbet esastır, sevgi varsa ismini söylemek yeter. Anında, mübarek ruhu oradadır.
Büyüklerin ruhlarından istifade etmenin tek şartı vardır. İnanmak. Neye inanmak? Bunun bir Allah adamı olduğuna inanmak. İnandığınız anda muhabbet [sevgi] teşekkül eder, sevgi teşekkül ettiği anda da, irtibat başlar. Dünyada ve ahirette mesut olmanın ana temeli inanmaktır, güvenmektir. Bir erkek hanımına güvenmiyorsa, bir kadın kocasına güvenmiyorsa o evde saadet olmaz! Her şey dönüp dolaşıp güvenmeye geliyor. Çünkü güven olacak ki temeli sağlam olsun, temeli sağlam olduktan sonra üstündeki katları istediğin kadar çık. Güven sarsıldı mı, bitti o iş. Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan, yani güvenilen insandır. Böyle olmazsa olmaz zaten, çünkü Müslümanın tarifine dokunur.
İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyüklerin kitabından kime verirsek, onu kulağından tutup Cennete götürmüş oluruz.
Allahü teâlâ, mümin kulunun işinde, sonunun hayır olmasını murad ettiği zaman, ona biraz acı ve sıkıntı tattırır.
Hastalık da, fakirlik de, zenginlik de, makam da, şöhret de geçer; ama zalimin zulmü mazlumun boynunda hesap yerine gelir ve zalimden hakkını alır.
Gök her yerde mavidir. Nereye giderseniz gidin sevgi muhabbet dairesinden çıkmadıkça hep aynı yerdeyiz. Aşkta, sevgide, güvende, inançta mesafe yoktur! Konuşuyoruz, dinliyoruz. Bizim bu konuşmamızı bir şeyin nakletmesi lazım. İşte Allahü teâlâ, bunun için havayı yarattı. Boşluk olsa hava olmasa duyamayız; çünkü nakledecek bir şey yok.
İkinci bir örnek:
Bunun gibi, telefon var, televizyon var, radyo var, bunun da bir şeyle nakledilmesi lazım, nakledilmezse ulaşmaz. İşte elektromanyetik dalgalar taşıyıcıdır, alır taşır. Elektromanyetik dalgalar yok olmaz. Yani bir gün teknoloji çıksa cenab-ı Peygamberin sesini duyarız. Çünkü yok olmuyor ki, elektromanyetik dalga uçuyor, her tarafa uçuyor.
Üçüncü bir örnek:
Büyüklerin ruhlarıyla irtibat kurmak, onların sevgisine kavuşmaktır. Onlardan feyz almak için de bir aracı lazım. Nasıl hava [elektromanyetik dalga] var, orada ise muhabbet esastır, sevgi varsa ismini söylemek yeter. Anında, mübarek ruhu oradadır.
Büyüklerin ruhlarından istifade etmenin tek şartı vardır. İnanmak. Neye inanmak? Bunun bir Allah adamı olduğuna inanmak. İnandığınız anda muhabbet [sevgi] teşekkül eder, sevgi teşekkül ettiği anda da, irtibat başlar. Dünyada ve ahirette mesut olmanın ana temeli inanmaktır, güvenmektir. Bir erkek hanımına güvenmiyorsa, bir kadın kocasına güvenmiyorsa o evde saadet olmaz! Her şey dönüp dolaşıp güvenmeye geliyor. Çünkü güven olacak ki temeli sağlam olsun, temeli sağlam olduktan sonra üstündeki katları istediğin kadar çık. Güven sarsıldı mı, bitti o iş. Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan, yani güvenilen insandır. Böyle olmazsa olmaz zaten, çünkü Müslümanın tarifine dokunur.
İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyüklerin kitabından kime verirsek, onu kulağından tutup Cennete götürmüş oluruz.
Yalan Dünya
Bilen bilir, sen ne yalan dünyasın,
Nice enbiyayı alan dünyasın.
En büyük zatları ve evliyayı,
Karanlık mezara koyan dünyasın.
Uçan kurtulsaydı, kuş kurtulurdu,
Kuşun kanadını kıran dünyasın.
Sevdiğimi aldın, beni aldattın,
Dönüp de yüzüme gülen dünyasın.
Sultanın tahtını, sen viran kıldın,
Öksüzün boynunu buran dünyasın.
Asırlarca, kaç kez dolup boşaldın
Bizlerden de, arta kalan dünyasın.
Yunus yapılacak işlerin çoktur,
İşimi gücümü bozan dünyasın.
Nice enbiyayı alan dünyasın.
En büyük zatları ve evliyayı,
Karanlık mezara koyan dünyasın.
Uçan kurtulsaydı, kuş kurtulurdu,
Kuşun kanadını kıran dünyasın.
Sevdiğimi aldın, beni aldattın,
Dönüp de yüzüme gülen dünyasın.
Sultanın tahtını, sen viran kıldın,
Öksüzün boynunu buran dünyasın.
Asırlarca, kaç kez dolup boşaldın
Bizlerden de, arta kalan dünyasın.
Yunus yapılacak işlerin çoktur,
İşimi gücümü bozan dünyasın.
7 Kasım 2008 Cuma
Aşıklar ölmez
Köyümüz kıraçtır, orman bulunmaz.
Derdimiz çok ama derman bulunmaz.
Deli gönül niçin aşktan usanmaz,
Varır aşka düşer, yine uslanmaz.
Âşık aşkı bilse, âşık olamaz,
Canını vermeyen maşuk bulamaz.
Aşk pazarında, ne canlar satılır,
Benim şu canımı hiç kimse almaz.
Âşık öyledir ki, dünya malını,
Ahiret yanında bir çöpe saymaz.
Âşık öldü diye haber verirler,
Ölen belki hayvan, âşıklar ölmez.
Kardeşim ârifsen, yürü yolunca,
Bu yolda baş kopar, kanı sorulmaz.
Erenler kapısı çare kapısı,
Bu kapıya gelen, hiç mahrum kalmaz.
Yunus bu deryaya gark oldu gitti,
Geri gelir mi ki, aklı hiç almaz.
Derdimiz çok ama derman bulunmaz.
Deli gönül niçin aşktan usanmaz,
Varır aşka düşer, yine uslanmaz.
Âşık aşkı bilse, âşık olamaz,
Canını vermeyen maşuk bulamaz.
Aşk pazarında, ne canlar satılır,
Benim şu canımı hiç kimse almaz.
Âşık öyledir ki, dünya malını,
Ahiret yanında bir çöpe saymaz.
Âşık öldü diye haber verirler,
Ölen belki hayvan, âşıklar ölmez.
Kardeşim ârifsen, yürü yolunca,
Bu yolda baş kopar, kanı sorulmaz.
Erenler kapısı çare kapısı,
Bu kapıya gelen, hiç mahrum kalmaz.
Yunus bu deryaya gark oldu gitti,
Geri gelir mi ki, aklı hiç almaz.
Cuma namazına dair...
'' Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.''(Cuma Süresi 9-10)
(Allah’a ve ahirete inanan, Cuma namazına gitsin!) [Taberani]
(Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir [iyilik yapamaz olur], gafil olur.) [Müslim]
(Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.) [Tirmizi]
(Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.) [Müslim]
(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve iki Kul euzüyü yedişer kez okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.) [İbni Sünni]
Mahkumlara Cuma namazı farz değildir. Öğle namazını cemaatle kılabilirler.
Cuma namazı yalnız erkeklere farzdır. Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi şöyle:
(Cuma namazı kılmak, köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.) [Hakim]
Kadınların Cuma günü, öğle namazını evlerinde kılmak için cemaatin camiden çıkmasını beklemeleri şart değildir. (Hidaye)
Cumamızın ihlaslı olması dileği ile ..ALLAH ın rahmeti ve bereketi biz İman eden kulları üzerine olsun.
Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.''(Cuma Süresi 9-10)
(Allah’a ve ahirete inanan, Cuma namazına gitsin!) [Taberani]
(Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir [iyilik yapamaz olur], gafil olur.) [Müslim]
(Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.) [Tirmizi]
(Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.) [Müslim]
(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve iki Kul euzüyü yedişer kez okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.) [İbni Sünni]
Mahkumlara Cuma namazı farz değildir. Öğle namazını cemaatle kılabilirler.
Cuma namazı yalnız erkeklere farzdır. Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi şöyle:
(Cuma namazı kılmak, köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.) [Hakim]
Kadınların Cuma günü, öğle namazını evlerinde kılmak için cemaatin camiden çıkmasını beklemeleri şart değildir. (Hidaye)
Cumamızın ihlaslı olması dileği ile ..ALLAH ın rahmeti ve bereketi biz İman eden kulları üzerine olsun.
6 Kasım 2008 Perşembe
Allah c.c. insana çok yakındır
İnsanların büyük bir çoğunluğu Allah'ı kendilerinden uzak zanneder. Oysa gerçekte, Allah(c.c.) "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" (İsra Suresi, 60) ayetinde buyurduğu gibi insanlara çok yakındır. İnsanın her durumunu görür, her sesini işitir. Hatta içinden geçen düşünceleri, kalbindeki sıkıntı ve vesveseleri bilir. Allah bir ayetinde bu gerçeği şöyle bildirmektedir:
Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.' (Kaf Suresi, 16)
Allah her dua edenin içinden etse dahi duasını işitir ve ona cevap verir. Bu durum Kuran'da şöyle haber verilir:
Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (Bakara Suresi, 186)
İnsanların yardım isteyeceği, isteklerini bildirecegi zaman büyük küdret sahibi tek Varlık ALLAH 'a yönelmeleri en hayırlı olanıdır. Çünkü bizim her halimizi. ihtiyacımızı ve ne olacağımızı bilen Rabbimiz tek yardımcımızdır. Bizlere yardımını bizler fark etmeden ve hiç beklenmeyen yerden ulaştıran Yüce RAHMAN 'a sonsuz minnetimizi en hosnut olacagı şekilde sunmak için emirlerine riayet etmemiz gerekir.ES SAMED olan Rabbimiz şu kelamı ile samimi itaatı bizlere bildiriyor:
Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Teğabün Suresi, 16)
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) şu hadisi ile gerçek sevginin mahiyetini ve gereğini şöyle bildirmiştir:
Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için seviniz.
Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt
Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.' (Kaf Suresi, 16)
Allah her dua edenin içinden etse dahi duasını işitir ve ona cevap verir. Bu durum Kuran'da şöyle haber verilir:
Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (Bakara Suresi, 186)
İnsanların yardım isteyeceği, isteklerini bildirecegi zaman büyük küdret sahibi tek Varlık ALLAH 'a yönelmeleri en hayırlı olanıdır. Çünkü bizim her halimizi. ihtiyacımızı ve ne olacağımızı bilen Rabbimiz tek yardımcımızdır. Bizlere yardımını bizler fark etmeden ve hiç beklenmeyen yerden ulaştıran Yüce RAHMAN 'a sonsuz minnetimizi en hosnut olacagı şekilde sunmak için emirlerine riayet etmemiz gerekir.ES SAMED olan Rabbimiz şu kelamı ile samimi itaatı bizlere bildiriyor:
Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Teğabün Suresi, 16)
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) şu hadisi ile gerçek sevginin mahiyetini ve gereğini şöyle bildirmiştir:
Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için seviniz.
Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt
Allah c.c. için sevmek ...
Ebu Müslim Havlanî (Radiyallahu Anh) anlatıyor:
"Medine’de Peygamber mescidine girdim. 30-40 kişi bir araya gelmişlerdi. Aralarında bir genç vardı. Tartıştıkları meselelerde bir karara varamazlarsa o gence soruyorlardı.
Ben merak edip:
– Kimdir bu genç? dedim.
– Bu, Muaz bin Cebel'dir, dediler.
Ertesi günü, yine mescidde Muaz'ı gördüm. Yanına varıp:
– Ben, hiç tanımadığım halde, sana karşı içimde bir sevgi duydum, dedim.
Muaz:
– Ne için? dedi.
– Allah için, dedim.
Bunun üzerine Muaz şöyle dedi:
– Eğer doğru söylüyorsan müjdeler olsun sana. Zira ben Allah Resûlünden işittim ki:
"Allah için birbirlerini sevip te dost olanlar, kıyamet gününde arşın gölgesinde, nurdan minberlere kurulup oturacaklardır."
(Hilye)
"Medine’de Peygamber mescidine girdim. 30-40 kişi bir araya gelmişlerdi. Aralarında bir genç vardı. Tartıştıkları meselelerde bir karara varamazlarsa o gence soruyorlardı.
Ben merak edip:
– Kimdir bu genç? dedim.
– Bu, Muaz bin Cebel'dir, dediler.
Ertesi günü, yine mescidde Muaz'ı gördüm. Yanına varıp:
– Ben, hiç tanımadığım halde, sana karşı içimde bir sevgi duydum, dedim.
Muaz:
– Ne için? dedi.
– Allah için, dedim.
Bunun üzerine Muaz şöyle dedi:
– Eğer doğru söylüyorsan müjdeler olsun sana. Zira ben Allah Resûlünden işittim ki:
"Allah için birbirlerini sevip te dost olanlar, kıyamet gününde arşın gölgesinde, nurdan minberlere kurulup oturacaklardır."
(Hilye)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
