11 Kasım 2008 Salı

Erenlerin himmeti

Can gayet ulu bir şey,

Ten onun aletidir.

Yenilip içilen şey,

Bedenin kuvvetidir.



Cansız yaşamaz insan,

Korunmaya muhtaç can,

Canı güvenli kılan,

Evliya sohbetidir.



Sohbet canları besler,

Törpülenir hevesler,

Gönülden gelen sesler

Mürşidin himmetidir.



Erenin yüzü suyu,

Su ile dolar kuyu,

Taşıtan güzel huyu,

Dervişin hizmetidir.



İnayet pirin işi,

Bilmez sıradan kişi,

Bulunmaz devlet kuşu,

Âşığın devletidir.



Yunus’un yandı içi,

Ağarttı siyah saçı,

Kimseye bulmaz suçu,

Erenin nimetidir.

10 Kasım 2008 Pazartesi

Feyze kavuşma şartları

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Saadetlerin başı, İmam-ı Rabbani veya Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri gibi bir büyüğü veya bunların kitaplarını tanımaktır. Allahü teâlânın sevdiği kullarını sevince, onlardan feyz alınır, istifade edilir. Onlardan feyz alındığının alameti, dünyayı sevmemektir.

Feyz, kalbden kalbe gelen, insana Allahü teâlânın razı olduğu şeyleri yaptıran nurdur, bir kuvvettir. Allah adamlarının kalbindeki feyzler, nurlar, güneşin ziyası gibi, her yere yayılmaktadır. İslamiyet’e uyan ve bu zatları seven Müslümanların kalblerine akar. Onların, bu feyzleri aldıklarından haberleri olmayabilir; fakat kalblerinin temizlendiğini anlarlar. Karpuzun güneş karşısında olgunlaştığı gibi kemale gelirler. Eshab-ı kiram, Resulullah efendimizin sohbetinde böyle kemale geldiler. Müslümanın feyz almasına mani olan en zararlı şey, bid’at sahibi olmasıdır.

Bütün feyzlerin kaynağı, Peygamber efendimizdir. Feyz, bütün dünyaya bu kaynaktan yayılır. Bundan faydalanabilmek için de bazı şartlar vardır. Bu şartlara haiz olmayan, bundan faydalanamaz. Bu şartlar:

1- Müslüman olmak: Müslüman olmayan ne kadar iyiliksever, ne kadar iyi huylu olursa olsun, bundan istifade edemez. Ahirette de Cehennemden kurtulması, Cennete gitmesi mümkün değildir.

2- Bid’at sahibi olmamak: Bid’at sahibi olan kimse, Resulullah efendimizin sünnetinden, yolundan ayrıldığı için, Ondan gelen feyzlerden istifade edemez.

3- Dinin emir ve yasaklarına uymak: Dinin yasaklarına uymayan, emirlerini yerine getirmeyen, özellikle de namaz kılmayan, bu feyzden istifade edemez.

4- Edeb sahibi olmak: Edeb, haddini bilmek demektir. Allahü teâlâya, Resulullaha, Allah dostlarına ve din kardeşlerine karşı edepli olmayan, feyzden istifade edemez.

5- Allah dostlarının yanında bulunmak: Tam istifade için sohbet şarttır. Bu mümkün olmazsa, bunların kitaplarını okumaktır. Okumak, sohbetin yarısıdır. Mesela, yarım saat sohbetinde bulunup feyzinden istifade edebilmek için, o zatın bir saat kitabını okumak gerekir.

Suyun kaynağı ve geçtiği yol, temiz olmalıdır. Bu ikisi varsa, kaynaktan istifade edilir. Böyle kaynaktan beslenen, hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden ayırır. En zor iş, hakkı bâtıldan ayırmaktır. Peygamber efendimizin de, biz ümmetine öğretmek için, bu hususta duası var:

(Yâ Rabbi, doğruyu bize doğru olarak göster, ona uymayı nasip et ve yanlışların yanlış olduklarını göster, onlardan sakınmamızı nasip et) buyuruyor. Biz de böyle dua etmeliyiz!

Ya Rasulallah

Ben seni görmeden sevdim,

Çağlar ötesi zamandan "KARDEŞLERİM",

Hitabına "Buyur canımın canı, buyur anam-babam,

Ve her şeyi yoluna feda ettiğim,

Canım efendim" diyerek sana iman ettim,

Ey Sultan-ı Gönlüm,



Sana layık ümmet olamasam da,

Sana KITMİR gibi sadık kalamasam da,

Senin hasretinle bir örümcek kadar yanamasam da,

Ve seni gördüğünde heyecandan yerinden çıkacakmış gibi atan

Bir güvercinin yüreği kadar yüreğim tertemiz olamasa da,

Gel ne olur, rüya da olsa bile gel,

Gel de şu günah çukuruna batmış ümmetini teselli et,

Ya Rasulallah

Kur'an-ı Kerim'i dinlemek ~ Hadis-i Şerif

Resulullah Aleyhisselâtü Vesselâm buyurdular ki:

"Her ziyafet veren kişi, ziyafetine gelinmesini sever.

Allah’ın ziyafet sofrası da Kur’an’dır.

Kur’an’ı ihmal etmeyiniz."

(Beyhaki)

9 Kasım 2008 Pazar

Hadis-i Şerif ~ Dünya yaşantısı

İmran bin Husayn (radiyallahü anh) hazretleri, Efendiler Efendisi (aleyhissalâtü vesselam)’ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

Her kim varlığını Hakk’a ibadete ve O’nun yolunda hizmete adarsa, Cenab-ı Allah da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa, Allah da onu dünya yurdunun mihnetleri ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır.
(Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, 10/303; Taberâni)

Kul Rabbine bilinç ile rızasını umaraktan yaklaşımında Cenab-ı Hakkın sevgisine ve yardımına mahzar olur. Mümin salih amel işleyip güzel işler üzere bulunmak ile ahlakını düzeltir , Allah 'a (c.c.) göre en güzel insan güzel ahlakı olan mümindir.

Dünya hırsı insanların yanlışlar üzere oldugunun işaretidir, çünkü insanın Rabbini unutup Rahmetten yoksun kalan hayati bütün çabası boşadır.
Bizler her işimize Yüce Allah'ın ismi ile, yardımını umarak başlamalıyız ki o iş bizler için hayırlı olsun.
Dünya mümin için sadece ahirete bir hazırlık, adeta bir kamp yeridir.

Resulullah (sav) buyurdular ki: "dünya, mü`mine hapishane, kafire cennettir."

Sevgide inancta mesafe yoktur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Allahü teâlâ, mümin kulunun işinde, sonunun hayır olmasını murad ettiği zaman, ona biraz acı ve sıkıntı tattırır.

Hastalık da, fakirlik de, zenginlik de, makam da, şöhret de geçer; ama zalimin zulmü mazlumun boynunda hesap yerine gelir ve zalimden hakkını alır.

Gök her yerde mavidir. Nereye giderseniz gidin sevgi muhabbet dairesinden çıkmadıkça hep aynı yerdeyiz. Aşkta, sevgide, güvende, inançta mesafe yoktur! Konuşuyoruz, dinliyoruz. Bizim bu konuşmamızı bir şeyin nakletmesi lazım. İşte Allahü teâlâ, bunun için havayı yarattı. Boşluk olsa hava olmasa duyamayız; çünkü nakledecek bir şey yok.

İkinci bir örnek:

Bunun gibi, telefon var, televizyon var, radyo var, bunun da bir şeyle nakledilmesi lazım, nakledilmezse ulaşmaz. İşte elektromanyetik dalgalar taşıyıcıdır, alır taşır. Elektromanyetik dalgalar yok olmaz. Yani bir gün teknoloji çıksa cenab-ı Peygamberin sesini duyarız. Çünkü yok olmuyor ki, elektromanyetik dalga uçuyor, her tarafa uçuyor.

Üçüncü bir örnek:

Büyüklerin ruhlarıyla irtibat kurmak, onların sevgisine kavuşmaktır. Onlardan feyz almak için de bir aracı lazım. Nasıl hava [elektromanyetik dalga] var, orada ise muhabbet esastır, sevgi varsa ismini söylemek yeter. Anında, mübarek ruhu oradadır.

Büyüklerin ruhlarından istifade etmenin tek şartı vardır. İnanmak. Neye inanmak? Bunun bir Allah adamı olduğuna inanmak. İnandığınız anda muhabbet [sevgi] teşekkül eder, sevgi teşekkül ettiği anda da, irtibat başlar. Dünyada ve ahirette mesut olmanın ana temeli inanmaktır, güvenmektir. Bir erkek hanımına güvenmiyorsa, bir kadın kocasına güvenmiyorsa o evde saadet olmaz! Her şey dönüp dolaşıp güvenmeye geliyor. Çünkü güven olacak ki temeli sağlam olsun, temeli sağlam olduktan sonra üstündeki katları istediğin kadar çık. Güven sarsıldı mı, bitti o iş. Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan, yani güvenilen insandır. Böyle olmazsa olmaz zaten, çünkü Müslümanın tarifine dokunur.

İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyüklerin kitabından kime verirsek, onu kulağından tutup Cennete götürmüş oluruz.

Yalan Dünya

Bilen bilir, sen ne yalan dünyasın,

Nice enbiyayı alan dünyasın.



En büyük zatları ve evliyayı,

Karanlık mezara koyan dünyasın.



Uçan kurtulsaydı, kuş kurtulurdu,

Kuşun kanadını kıran dünyasın.



Sevdiğimi aldın, beni aldattın,

Dönüp de yüzüme gülen dünyasın.



Sultanın tahtını, sen viran kıldın,

Öksüzün boynunu buran dünyasın.



Asırlarca, kaç kez dolup boşaldın

Bizlerden de, arta kalan dünyasın.



Yunus yapılacak işlerin çoktur,

İşimi gücümü bozan dünyasın.