29 Kasım 2008 Cumartesi

Aklin sana yar ise

Bir söz diyeyim sana,

Dinle canın var ise.

Düşkün olma dünyaya,

Eğer gayen kâr ise.



Sevilecek bir yâr bul!

Baktın yârin eğri kul!

Neyin varsa ver kurtul!

Aklın sana yâr ise.



Gördün yârin iyidir,

Kölesi olman yeğdir,

Çıkar ciğerin yedir,

Eğer çaren var ise.



Ekmek yiyip tuz basma!

Namertler gibi olma!

Ekmek onu komaya,

Tuzun hakkı var ise.



Kötülük etme asla!

İlenir herkes sana,

Söylenir senden sonra,

Ne dirliğin var ise.



Miskin Yunus delidir,

Sözlerinden bellidir,

Ölse hali nicedir,

Eğer kabri dar ise.

24 Kasım 2008 Pazartesi

Erenler denizdir

Erenler bir denizdir,

Âşık gerek dalacak.

Dalgıç lazım denizden,

Girip cevher alacak.



Yine ben dalgıç oldum,

Denizden cevher aldım,

Sarraf gerek cevherin,

Kıymetini bilecek.



O Server Hakk’ı bildi,

Hak katında sevildi,

Her yerde nimet hazır,

Göz gerektir görecek.



Dile rızkını Hak’tan,

O sana verir yoktan,

Nefsin bilmiş ol gerek,

Göz perdeyi silecek.



Yunus nefsi şişledi,

Zehirleri dişledi,

Yüreğime işledi,

Aşk ateşi yakacak.

23 Kasım 2008 Pazar

Ya Allah c.c. icin, ya nefs icin

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

İyi insanlar vazifelerini yapmadığı müddetçe, kötüler daima hâkim olur. Dolayısıyla kötülüğün gitmesi için, iyi insanların çok iyi çalışmaları lazım.

Niyetimize ve amelimize bakmalıyız. (Bunu niçin yaptın?) sorusu ahirette sorulacaktır. Bu soruya hazırlanmalıdır. Bunun da cevabı iki şeydir; ya Allah için, ya nefis için!

İslam âlimlerinin kitaplarını okurken, kendimiz okuyormuş şeklinde değil de, o büyükler anlatıyormuş gibi dinlersek istifade çok olur.

Hayat hayaldir, hayalle oyalanmamalıdır. Müslümanların ilim öğrenmesi lazımdır.

İnsan niçin yaratıldığını unutursa, hayvandan beter olur.

Evliyanın sevgisi kalbe girerse, dünya muhabbeti o kalbden çıkar. İman nimetinin şükrünü ifa etmek için, hubb-i fillah ile şereflenmek lazım. Birbirimizin kalbini kırmaktan titreyelim.

Kalbi hasta olmayan insanda bir alâmet vardır, o alâmet hubb-i fillah, buğd-i fillahdır.

Kalbden kalbe yol vardır. İş, o yolu ele geçirmektir. O yolu ele geçiren kimse Allah dostlarıyla beraber olur. Gece de, gündüz de beraber olur. Neşeli zamanda da, sıkıntılı zamanda da, dünyada da, kabirde de, ahirette de beraber olur. Sevince beraberlik böyle olur!

Şu beş şey, kişinin saadetindendir:

1- Eşinin anlayışlı ve itaatli olması,

2- Evladının uysal ve saygılı olması,

3- Arkadaşlarının temiz ve samimi olması,

4- Komşularının iyi olması,

5- Geçiminin kendi memleketinde olması. [Burada kendi memleketi demek, doğduğu yer demek değildir. İşinin iyi olduğu, salih arkadaşlarının çok olduğu, dinini rahatça yaşayabildiği yer demektir.]

Şu altı haslet bulunan kadın, gerçekten iyi [saliha] vasfını kazanmıştır.

1- Beş vakit namaza riayetkâr olması,

2- Kocasına severek itaat etmesi,

3- Her işte Allah’ın rızasını gözetmesi,

4- İnsan çekiştirmekten ve kovuculuktan dilini tutması,

5- Dünya malına karşı zühd ve kanaat sahibi olması,

6- Musibetlere karşı sabır ve metanet göstermesi.

Böyle iyi kadın dinin direği, aile yuvasının temeli, ibadetlere karşı da destek ve yardımcıdır. Bunun aksi olan kadın, iyi kadın olamaz, kendisi güldüğü halde kocasını perişan eder.

Kimde erlik var ise

Tevazuyla gelsinler,

Kimde erlik var ise.

Merdivenden iterler,

Yüksekten bakar ise.



Nefsim yüksekte gezer,

Durup yolundan azar,

Dış yüzüne o sızar,

İçinde ne var ise.



Aksakallı pir koca,

Hiç bilmez hali nice,

Boşa gitmesin hacca,

Bir gönül yıkar ise.



Gönül Çalab’ın tahtı,

Çalab gönüle baktı,

İki cihan bedbahtı,

Kim gönül yıkar ise.



Sağır işitmez sözü,

Gece sanır gündüzü,

Kördür kâfirin gözü,

Mümin, münevver ise.



Az söz insan yüküdür,

Çok söz hayvan yüküdür,

Bilene bir söz yeter,

Firasetin var ise.



Kendini ne sanırsın?

Hangi zatı tanırsın?

Sözlerimi anlarsın,

Eğer cevher var ise.



Herkes sırayla geçer,

Konanlar bir gün göçer,

Aşk şerbetini içer,

Kim bunu anlar ise.



Yunus seni yormasın,

Yüksek yerde durmasın,

Sırat hesap görmesin,

Sevdiği Gaffar ise.

Rehbersiz olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Eğer bir insanın terbiye edicisi olmazsa, terbiye nedir bilmez. Bir hayvan evcilleştirilmezse evcil hayvan olmaz. İnsan kendi kendine güzel ahlaklı olamaz. Güzel ahlakın ne olduğunu bilmez ki, olabilsin. Mesela Araplar vahşet içerisinde yaşıyorlardı. O vahşet içerisinde yaşayan insanlara Hazret-i Peygamber geldi, onlara güzel ahlakın ne olduğunu anlattı, aynı insanlar, dünyanın en mümtaz insanları oldu.

Şimdi biz birisini örnek almazsak ahlakımızı nasıl değiştirebiliriz? “Ben böyleyim” demek doğru olmaz; çünkü Rabbimizin rızası, öyle değildir. Onun için Peygamber efendimiz, (Ben güzel huyları anlatmak, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim) buyuruyor.

Güzel ahlaklı olmak, kızmamak, kalb kırmamak, insanları mutlu etmek, memnun etmek, sevindirmektir. Yine Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

(Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.)

(Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, diliyle kimseyi incitmeyen, şakayla veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan Müslüman Cennete girecektir.)

Bu insanı ateş yakamaz, buyuruyor Peygamber efendimiz. Onun için, güzel ahlaklı insan, az ibadet etse de, çok sevab kazanır. İnsanları kıran döken, çok ibadet etse de sıkıntısını çeker. Peygamber efendimize demişler ki, bir kadın var, sabahlara kadar ibadet ediyor, akşamlara kadar oruç tutuyor; ama komşuları ondan illallah diyor. Peygamberimiz, (Onun yeri Cehennemdir) buyuruyor. Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruyor:

(Bir Müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi 70 kere yıkmaktan daha günahtır.)

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

(Kalb carullahtır. Carullah demek Allahü teâlâya komşu demektir. Eğer komşu kırılırsa sahibi de kırılır. Onun için, ister Müslüman olsun, ister kâfir olsun, ister facir olsun, ister fasık olsun, ister evliya olsun, hiç kimsenin kalbini kırmamaya özen göstermelidir.)

Kimseye iyilik yapmak mecburiyetinde değiliz, ister yaparız ister yapmayız; ama kötülük yapmamaya mecburuz. Neden bu iyiliği yapmadın demezler; ama neden bu kötülüğü yaptın diye hesap sorarlar. Allahü teâlâyı incitmemek için, onun komşusunu incitmemek lazım. Onun komşusunu, kim olursa olsun, kırmak günahtır.

22 Kasım 2008 Cumartesi

Umit kesmem senden

Ya rab, hep bozsam tevbemi,

Ümit kesmem asla senden.

Günah doldursam heybemi,

Ümit kesmem asla senden.



Seviyorum rabbim seni,

Günahım çok affet beni,

Sil hepsini eski yeni,

Ümit kesmem asla senden.



İmansızlar keser umut,

Görmüyoruz derler somut,

Belli olur bir gün komut,

Ümit kesmem asla senden.



Evim barkım yıkılsa da,

Malım mülküm yakılsa da,

Peşime el takılsa da,

Ümit kesmem asla senden.



Ellerimi bağlasalar,

Gözlerimi dağlasalar,

Urganımı yağlasalar,

Ümit kesmem asla senden.



Bataklarda batıp kalsam,

Namazları eksik kılsam,

Günah deryasına dalsam,

Ümit kesmem asla senden.



Ayaklarım kayar mı ki?

Azgın nefsim doyar mı ki?

Din emrine uyar mı ki?

Ümit kesmem asla senden.



Nimetlerin gelmez dile,

Başka kitap almam ele,

Küfre girmem bile bile,

Ümit kesmem asla senden.



Gaflet ile geçse yaşım,

Belalara girse başım,

Zehir ile pişse aşım,

Ümit kesmem asla senden.



Boşa geçse, gençlik çağı,

İlacıma konsa ağı,

Aş deseler karlı dağı,

Ümit kesmem asla senden.



Halimden hiç sorulmasa,

Yaralarım sarılmasa,

Akan sular durulmasa,

Ümit kesmem asla senden.



Gelir bunca nimet nerden?

Medet ummam başka yerden,

Yunus geçer bir gün serden,

Ümit kesmem asla senden.

21 Kasım 2008 Cuma

Goresin

Eğriliği bırakıp,

Doğru yola gelesin,

Kibri kini çıkarıp,

Erden nasip alasın.



Ne verirsen elinle,

Onlar gider seninle,

İnkâr etsen dilinle,

Varınca anlayasın.



Kim kalbde pas yatırır,

Bil ki onu yitirir,

İçerde şah oturur,

Girdiğin an göresin.



Yunus niçin durmadan,

Bahsedersin hep aşktan?

Haber gelince dosttan,

Ona nasıl varasın?