Bismillahirrahmanirrahim
(Ey Muhammed!(s.a.v.)) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.
(Bakara Suresi, 144. Ayet)
Takdirden ötesi yok...
Gencin birisi Kâbe'de hep,"Ey doğruların yardimcisi olan Allah’ım, ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah’ım, sana hamdü sena ederim" diye dua eder. Bu durum herkesin dikkatini çeker. Birisi, (Neden hep aynı duayı yapıyorsun, başka bir şey bilmiyor musun?) der. O da anlatır:
7-8 sene önce yine Kâbe'de iken içi altın dolu bir torba buldum.Tam 1000 altın vardı.İçimden bir ses (Bu altınlarla, şunları şunları yaparsın)diyordu.Hayır dedim kendi kendime, bu benim değil, başkasının malı, kullanmam haram olur dedim.Bu sırada birisi,"şöyle bir torba bulan var mı?"diye bağırıyordu.
Çagırdım onu, nasıl bir torbaydı, içinde ne vardı diye sordum.Torbayı tarif etti ve içinde 1000 altın vardı dedi. Al öyleyse torbanı diyerek verdim. Adam torbayı açıp içinden bana 30 altın verdi. Pazara gittim.Temiz yüzlü genç bir esiri överek satıyorlardı.Gencin temizliği dikkatimi çekti.Yanlarına gittim, bu köle için ne istiyorsunuz dedim. 30 altın dediler. Adamdan aldığım 30 altını verip genci satın aldım.Bir iki yıl geçti. Genç çok çalıskan, çok edepli idi. Onu aldığıma çok memnun olmuştum.Bir gün onunla giderken karsıdan iki üç kisi geliyordu. Genç bana dedi ki,
-Efendim, ben Fas emirinin oğluyum. Bu gelenler babamın adamları. Beni buldular. Senden beni satın almak isterler. Sen iyi bir insansın, onlara 30 bin altından asağıya satma) dedi.O kisiler yanıma geldi, bu esiri bize satar mısın dediler. Satarım dedim. 60 altın verelim dediler. Olmaz dedim. İyi ama sen bunu 30 altına almadın mı? Biz sana iki mislini veriyoruz dediler. Öyleyse gidin pazardan alın dedim.
Artıra artıra 20 bin altına kadar çıktılar. 30 binden aşağı olmaz dedim. Çaresiz kabul ettiler. Altınları verip, genci alip gittiler.
Ben o 30 bin altınla işyerleri açtim, ticaret yaptım, daha çok zengin oldum. Bir gün bana arkadaslar, "çok zengin bir ailenin iyi bir kizi var. Babasi yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim" dediler. Ben de "olur" dedim.Nikah kıyıldı. Deve yükleri çeyizini getirdiler. Çeyiz arasında bir torba dikkatimi çekti.
Kıza, "bu nedir" dedim.İçinde 970 altın var, babam Kâbe'de bunu kaybetmis, bulan gence 30 unu vermis. Kalanını da bana hediye etti, çeyizine koyarsın dedi".Demekki bulduğum altınlar benim rızkım imis, vermese idim haram yoldan gelecekti, simdi helal yoldan yine bana geldi. Bana yardım edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce Rabbime hamd ederim.
Acı da olsa,doğruları söyleyiniz. ( Hadis- i Şerif )
Takdirden ötesi yok...
Nasipten ötesi yok...
1 Aralık 2008 Pazartesi
Ben dervis miyim?
Ey beni derviş bilen,
Neden bu alkış benim,
Dervişlik yaylasında,
Mevsimlerim kış benim.
Derviş diye atandım,
Gece gündüz yatandım,
Ele bakıp utandım,
Her işim yanlış benim.
Riya dolu gözlerim,
Yalan yanlış sözlerim,
Günahımı gizlerim,
Bin bir kötü iş benim.
Bazıları tanırlar,
Her söze inanırlar,
Beni uysal sanırlar,
İşim gücüm yaş benim.
Ey dostlar, ey yarenler,
Hakikate erenler,
Bu yolda olan haller,
Allah’a kalmış benim.
Kötü söze alındım,
Ulu suçta bulundum,
Yunus Hakk’tan umduğum,
Bir rahmet imiş benim.
Neden bu alkış benim,
Dervişlik yaylasında,
Mevsimlerim kış benim.
Derviş diye atandım,
Gece gündüz yatandım,
Ele bakıp utandım,
Her işim yanlış benim.
Riya dolu gözlerim,
Yalan yanlış sözlerim,
Günahımı gizlerim,
Bin bir kötü iş benim.
Bazıları tanırlar,
Her söze inanırlar,
Beni uysal sanırlar,
İşim gücüm yaş benim.
Ey dostlar, ey yarenler,
Hakikate erenler,
Bu yolda olan haller,
Allah’a kalmış benim.
Kötü söze alındım,
Ulu suçta bulundum,
Yunus Hakk’tan umduğum,
Bir rahmet imiş benim.
29 Kasım 2008 Cumartesi
Aklin sana yar ise
Bir söz diyeyim sana,
Dinle canın var ise.
Düşkün olma dünyaya,
Eğer gayen kâr ise.
Sevilecek bir yâr bul!
Baktın yârin eğri kul!
Neyin varsa ver kurtul!
Aklın sana yâr ise.
Gördün yârin iyidir,
Kölesi olman yeğdir,
Çıkar ciğerin yedir,
Eğer çaren var ise.
Ekmek yiyip tuz basma!
Namertler gibi olma!
Ekmek onu komaya,
Tuzun hakkı var ise.
Kötülük etme asla!
İlenir herkes sana,
Söylenir senden sonra,
Ne dirliğin var ise.
Miskin Yunus delidir,
Sözlerinden bellidir,
Ölse hali nicedir,
Eğer kabri dar ise.
Dinle canın var ise.
Düşkün olma dünyaya,
Eğer gayen kâr ise.
Sevilecek bir yâr bul!
Baktın yârin eğri kul!
Neyin varsa ver kurtul!
Aklın sana yâr ise.
Gördün yârin iyidir,
Kölesi olman yeğdir,
Çıkar ciğerin yedir,
Eğer çaren var ise.
Ekmek yiyip tuz basma!
Namertler gibi olma!
Ekmek onu komaya,
Tuzun hakkı var ise.
Kötülük etme asla!
İlenir herkes sana,
Söylenir senden sonra,
Ne dirliğin var ise.
Miskin Yunus delidir,
Sözlerinden bellidir,
Ölse hali nicedir,
Eğer kabri dar ise.
24 Kasım 2008 Pazartesi
Erenler denizdir
Erenler bir denizdir,
Âşık gerek dalacak.
Dalgıç lazım denizden,
Girip cevher alacak.
Yine ben dalgıç oldum,
Denizden cevher aldım,
Sarraf gerek cevherin,
Kıymetini bilecek.
O Server Hakk’ı bildi,
Hak katında sevildi,
Her yerde nimet hazır,
Göz gerektir görecek.
Dile rızkını Hak’tan,
O sana verir yoktan,
Nefsin bilmiş ol gerek,
Göz perdeyi silecek.
Yunus nefsi şişledi,
Zehirleri dişledi,
Yüreğime işledi,
Aşk ateşi yakacak.
Âşık gerek dalacak.
Dalgıç lazım denizden,
Girip cevher alacak.
Yine ben dalgıç oldum,
Denizden cevher aldım,
Sarraf gerek cevherin,
Kıymetini bilecek.
O Server Hakk’ı bildi,
Hak katında sevildi,
Her yerde nimet hazır,
Göz gerektir görecek.
Dile rızkını Hak’tan,
O sana verir yoktan,
Nefsin bilmiş ol gerek,
Göz perdeyi silecek.
Yunus nefsi şişledi,
Zehirleri dişledi,
Yüreğime işledi,
Aşk ateşi yakacak.
23 Kasım 2008 Pazar
Ya Allah c.c. icin, ya nefs icin
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
İyi insanlar vazifelerini yapmadığı müddetçe, kötüler daima hâkim olur. Dolayısıyla kötülüğün gitmesi için, iyi insanların çok iyi çalışmaları lazım.
Niyetimize ve amelimize bakmalıyız. (Bunu niçin yaptın?) sorusu ahirette sorulacaktır. Bu soruya hazırlanmalıdır. Bunun da cevabı iki şeydir; ya Allah için, ya nefis için!
İslam âlimlerinin kitaplarını okurken, kendimiz okuyormuş şeklinde değil de, o büyükler anlatıyormuş gibi dinlersek istifade çok olur.
Hayat hayaldir, hayalle oyalanmamalıdır. Müslümanların ilim öğrenmesi lazımdır.
İnsan niçin yaratıldığını unutursa, hayvandan beter olur.
Evliyanın sevgisi kalbe girerse, dünya muhabbeti o kalbden çıkar. İman nimetinin şükrünü ifa etmek için, hubb-i fillah ile şereflenmek lazım. Birbirimizin kalbini kırmaktan titreyelim.
Kalbi hasta olmayan insanda bir alâmet vardır, o alâmet hubb-i fillah, buğd-i fillahdır.
Kalbden kalbe yol vardır. İş, o yolu ele geçirmektir. O yolu ele geçiren kimse Allah dostlarıyla beraber olur. Gece de, gündüz de beraber olur. Neşeli zamanda da, sıkıntılı zamanda da, dünyada da, kabirde de, ahirette de beraber olur. Sevince beraberlik böyle olur!
Şu beş şey, kişinin saadetindendir:
1- Eşinin anlayışlı ve itaatli olması,
2- Evladının uysal ve saygılı olması,
3- Arkadaşlarının temiz ve samimi olması,
4- Komşularının iyi olması,
5- Geçiminin kendi memleketinde olması. [Burada kendi memleketi demek, doğduğu yer demek değildir. İşinin iyi olduğu, salih arkadaşlarının çok olduğu, dinini rahatça yaşayabildiği yer demektir.]
Şu altı haslet bulunan kadın, gerçekten iyi [saliha] vasfını kazanmıştır.
1- Beş vakit namaza riayetkâr olması,
2- Kocasına severek itaat etmesi,
3- Her işte Allah’ın rızasını gözetmesi,
4- İnsan çekiştirmekten ve kovuculuktan dilini tutması,
5- Dünya malına karşı zühd ve kanaat sahibi olması,
6- Musibetlere karşı sabır ve metanet göstermesi.
Böyle iyi kadın dinin direği, aile yuvasının temeli, ibadetlere karşı da destek ve yardımcıdır. Bunun aksi olan kadın, iyi kadın olamaz, kendisi güldüğü halde kocasını perişan eder.
İyi insanlar vazifelerini yapmadığı müddetçe, kötüler daima hâkim olur. Dolayısıyla kötülüğün gitmesi için, iyi insanların çok iyi çalışmaları lazım.
Niyetimize ve amelimize bakmalıyız. (Bunu niçin yaptın?) sorusu ahirette sorulacaktır. Bu soruya hazırlanmalıdır. Bunun da cevabı iki şeydir; ya Allah için, ya nefis için!
İslam âlimlerinin kitaplarını okurken, kendimiz okuyormuş şeklinde değil de, o büyükler anlatıyormuş gibi dinlersek istifade çok olur.
Hayat hayaldir, hayalle oyalanmamalıdır. Müslümanların ilim öğrenmesi lazımdır.
İnsan niçin yaratıldığını unutursa, hayvandan beter olur.
Evliyanın sevgisi kalbe girerse, dünya muhabbeti o kalbden çıkar. İman nimetinin şükrünü ifa etmek için, hubb-i fillah ile şereflenmek lazım. Birbirimizin kalbini kırmaktan titreyelim.
Kalbi hasta olmayan insanda bir alâmet vardır, o alâmet hubb-i fillah, buğd-i fillahdır.
Kalbden kalbe yol vardır. İş, o yolu ele geçirmektir. O yolu ele geçiren kimse Allah dostlarıyla beraber olur. Gece de, gündüz de beraber olur. Neşeli zamanda da, sıkıntılı zamanda da, dünyada da, kabirde de, ahirette de beraber olur. Sevince beraberlik böyle olur!
Şu beş şey, kişinin saadetindendir:
1- Eşinin anlayışlı ve itaatli olması,
2- Evladının uysal ve saygılı olması,
3- Arkadaşlarının temiz ve samimi olması,
4- Komşularının iyi olması,
5- Geçiminin kendi memleketinde olması. [Burada kendi memleketi demek, doğduğu yer demek değildir. İşinin iyi olduğu, salih arkadaşlarının çok olduğu, dinini rahatça yaşayabildiği yer demektir.]
Şu altı haslet bulunan kadın, gerçekten iyi [saliha] vasfını kazanmıştır.
1- Beş vakit namaza riayetkâr olması,
2- Kocasına severek itaat etmesi,
3- Her işte Allah’ın rızasını gözetmesi,
4- İnsan çekiştirmekten ve kovuculuktan dilini tutması,
5- Dünya malına karşı zühd ve kanaat sahibi olması,
6- Musibetlere karşı sabır ve metanet göstermesi.
Böyle iyi kadın dinin direği, aile yuvasının temeli, ibadetlere karşı da destek ve yardımcıdır. Bunun aksi olan kadın, iyi kadın olamaz, kendisi güldüğü halde kocasını perişan eder.
Kimde erlik var ise
Tevazuyla gelsinler,
Kimde erlik var ise.
Merdivenden iterler,
Yüksekten bakar ise.
Nefsim yüksekte gezer,
Durup yolundan azar,
Dış yüzüne o sızar,
İçinde ne var ise.
Aksakallı pir koca,
Hiç bilmez hali nice,
Boşa gitmesin hacca,
Bir gönül yıkar ise.
Gönül Çalab’ın tahtı,
Çalab gönüle baktı,
İki cihan bedbahtı,
Kim gönül yıkar ise.
Sağır işitmez sözü,
Gece sanır gündüzü,
Kördür kâfirin gözü,
Mümin, münevver ise.
Az söz insan yüküdür,
Çok söz hayvan yüküdür,
Bilene bir söz yeter,
Firasetin var ise.
Kendini ne sanırsın?
Hangi zatı tanırsın?
Sözlerimi anlarsın,
Eğer cevher var ise.
Herkes sırayla geçer,
Konanlar bir gün göçer,
Aşk şerbetini içer,
Kim bunu anlar ise.
Yunus seni yormasın,
Yüksek yerde durmasın,
Sırat hesap görmesin,
Sevdiği Gaffar ise.
Kimde erlik var ise.
Merdivenden iterler,
Yüksekten bakar ise.
Nefsim yüksekte gezer,
Durup yolundan azar,
Dış yüzüne o sızar,
İçinde ne var ise.
Aksakallı pir koca,
Hiç bilmez hali nice,
Boşa gitmesin hacca,
Bir gönül yıkar ise.
Gönül Çalab’ın tahtı,
Çalab gönüle baktı,
İki cihan bedbahtı,
Kim gönül yıkar ise.
Sağır işitmez sözü,
Gece sanır gündüzü,
Kördür kâfirin gözü,
Mümin, münevver ise.
Az söz insan yüküdür,
Çok söz hayvan yüküdür,
Bilene bir söz yeter,
Firasetin var ise.
Kendini ne sanırsın?
Hangi zatı tanırsın?
Sözlerimi anlarsın,
Eğer cevher var ise.
Herkes sırayla geçer,
Konanlar bir gün göçer,
Aşk şerbetini içer,
Kim bunu anlar ise.
Yunus seni yormasın,
Yüksek yerde durmasın,
Sırat hesap görmesin,
Sevdiği Gaffar ise.
Rehbersiz olmaz
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Eğer bir insanın terbiye edicisi olmazsa, terbiye nedir bilmez. Bir hayvan evcilleştirilmezse evcil hayvan olmaz. İnsan kendi kendine güzel ahlaklı olamaz. Güzel ahlakın ne olduğunu bilmez ki, olabilsin. Mesela Araplar vahşet içerisinde yaşıyorlardı. O vahşet içerisinde yaşayan insanlara Hazret-i Peygamber geldi, onlara güzel ahlakın ne olduğunu anlattı, aynı insanlar, dünyanın en mümtaz insanları oldu.
Şimdi biz birisini örnek almazsak ahlakımızı nasıl değiştirebiliriz? “Ben böyleyim” demek doğru olmaz; çünkü Rabbimizin rızası, öyle değildir. Onun için Peygamber efendimiz, (Ben güzel huyları anlatmak, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim) buyuruyor.
Güzel ahlaklı olmak, kızmamak, kalb kırmamak, insanları mutlu etmek, memnun etmek, sevindirmektir. Yine Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.)
(Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, diliyle kimseyi incitmeyen, şakayla veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan Müslüman Cennete girecektir.)
Bu insanı ateş yakamaz, buyuruyor Peygamber efendimiz. Onun için, güzel ahlaklı insan, az ibadet etse de, çok sevab kazanır. İnsanları kıran döken, çok ibadet etse de sıkıntısını çeker. Peygamber efendimize demişler ki, bir kadın var, sabahlara kadar ibadet ediyor, akşamlara kadar oruç tutuyor; ama komşuları ondan illallah diyor. Peygamberimiz, (Onun yeri Cehennemdir) buyuruyor. Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruyor:
(Bir Müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi 70 kere yıkmaktan daha günahtır.)
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
(Kalb carullahtır. Carullah demek Allahü teâlâya komşu demektir. Eğer komşu kırılırsa sahibi de kırılır. Onun için, ister Müslüman olsun, ister kâfir olsun, ister facir olsun, ister fasık olsun, ister evliya olsun, hiç kimsenin kalbini kırmamaya özen göstermelidir.)
Kimseye iyilik yapmak mecburiyetinde değiliz, ister yaparız ister yapmayız; ama kötülük yapmamaya mecburuz. Neden bu iyiliği yapmadın demezler; ama neden bu kötülüğü yaptın diye hesap sorarlar. Allahü teâlâyı incitmemek için, onun komşusunu incitmemek lazım. Onun komşusunu, kim olursa olsun, kırmak günahtır.
Eğer bir insanın terbiye edicisi olmazsa, terbiye nedir bilmez. Bir hayvan evcilleştirilmezse evcil hayvan olmaz. İnsan kendi kendine güzel ahlaklı olamaz. Güzel ahlakın ne olduğunu bilmez ki, olabilsin. Mesela Araplar vahşet içerisinde yaşıyorlardı. O vahşet içerisinde yaşayan insanlara Hazret-i Peygamber geldi, onlara güzel ahlakın ne olduğunu anlattı, aynı insanlar, dünyanın en mümtaz insanları oldu.
Şimdi biz birisini örnek almazsak ahlakımızı nasıl değiştirebiliriz? “Ben böyleyim” demek doğru olmaz; çünkü Rabbimizin rızası, öyle değildir. Onun için Peygamber efendimiz, (Ben güzel huyları anlatmak, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim) buyuruyor.
Güzel ahlaklı olmak, kızmamak, kalb kırmamak, insanları mutlu etmek, memnun etmek, sevindirmektir. Yine Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.)
(Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, diliyle kimseyi incitmeyen, şakayla veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan Müslüman Cennete girecektir.)
Bu insanı ateş yakamaz, buyuruyor Peygamber efendimiz. Onun için, güzel ahlaklı insan, az ibadet etse de, çok sevab kazanır. İnsanları kıran döken, çok ibadet etse de sıkıntısını çeker. Peygamber efendimize demişler ki, bir kadın var, sabahlara kadar ibadet ediyor, akşamlara kadar oruç tutuyor; ama komşuları ondan illallah diyor. Peygamberimiz, (Onun yeri Cehennemdir) buyuruyor. Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruyor:
(Bir Müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi 70 kere yıkmaktan daha günahtır.)
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
(Kalb carullahtır. Carullah demek Allahü teâlâya komşu demektir. Eğer komşu kırılırsa sahibi de kırılır. Onun için, ister Müslüman olsun, ister kâfir olsun, ister facir olsun, ister fasık olsun, ister evliya olsun, hiç kimsenin kalbini kırmamaya özen göstermelidir.)
Kimseye iyilik yapmak mecburiyetinde değiliz, ister yaparız ister yapmayız; ama kötülük yapmamaya mecburuz. Neden bu iyiliği yapmadın demezler; ama neden bu kötülüğü yaptın diye hesap sorarlar. Allahü teâlâyı incitmemek için, onun komşusunu incitmemek lazım. Onun komşusunu, kim olursa olsun, kırmak günahtır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
