20 Aralık 2008 Cumartesi

İmanı korumanın şartları

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

İnsandaki en büyük nimet, iman nimetidir. Bu nimet, elden kaçması en kolay nimettir. Bu imanın insanda hep kalması için şart, mümin kardeşlerini sevmektir. Kişi mümin kardeşlerini sevmezse, imanını yavaş yavaş kaybeder de haberi olmaz; çünkü hubb-i fillah ve buğd-i fillah imanın temelidir.

Dünyada en kıymetli şey imandır. İman, müminle ateş arasında perdedir. İmanımızın kıymetini bilmemiz gerekir.

Cüzzam çok bulaşıcı bir hastalıktır. Bir cüzzam hastasıyla bir odada yedi sene kalınsa, hastalığın bulaşmama ihtimali vardır; ama bir kötü kimseyle aynı binada kalınsa, hiç görüşülmese, rastlanmasa da ondan zarar gelmeme ihtimali yoktur. Onun için ev bir, anahtar bir olmalı. Bu mümkün değilse, iyi insanlarla aynı çatı altında oturmaya dikkat etmeli.

İyiliğin yayılması zordur. Kötülüğün yayılması kolaydır. Çünkü iyilik nefse ağır, kötülükse nefse kolay gelir.

Allahü teâlâ her şeyi sebeplerle yaratır. Böylece kudretini gizler. Mesela görmek için ışığa, konuşmak için havaya ihtiyaç vardır; ama ruhlar âlemi böyle değildir. Bir evliya ile irtibat kurup konuşmak için havaya, sese, dile vesaireye ihtiyaç yoktur. İnsan kalbiyle de konuşur. Bunun için de, yine üç şey lazımdır:

1- O zatın Evliya olduğuna inanmak,

2- Onu sevmek,

3- İtaat etmek.

Eshab-ı kiram, cömertlik, temizlik, edep ve tâbi olmakta İslam ahlakının numunesiydiler. Onları görenler, bunlar melek mi derlerdi. Her gittikleri yerde, bu ahlaklarını görenler, seve seve Müslüman oldular. Zaten bunlar İslamiyet’i anlatıyorlardı. Herkesin ebedi saadete kavuşmasını istiyorlardı. Gittikleri yerlerde yalnızca, İslamiyet’in anlatılmasına izin verilmesini istiyorlardı. Kılıçla müdahale yoktu; ama anlatılmasına mani olurlarsa, o zaman kılıca ihtiyaç duyuluyordu.

Bugünün işini yarına değil, biraz sonraya dahi bırakmamalıdır. Bir iş yapılacaksa, bunun hemen bitmesi lazım. Her işimizi kendimiz yapmalıyız, başkasından bir iş istersek, neticesini beklemeliyiz, yani takipçisi olmalıyız.

Ahir zamanda zulmet çok olur. Bir kimse evden abdestli çıksa, hiç günah işlemeden evine dönse bile, o günkü zulmeti temizlemek için, beş bin kelime-i tevhid söylemesi icap eder.

Derdimi kimse bilmez

Ey dostlar, ey yarenler,

Derdimi kimse bilmez.

Mecnun diyor görenler,

Derdimi kimse bilmez.



Dervişler ar eylemez,

Âşıklar zâr eylemez,

İlaçlar kâr eylemez,

Derdimi kimse bilmez.



Hasret beni dağladı,

Gözümden yaş çağladı,

Beni gören ağladı,

Derdimi kimse bilmez.



Dalgası durmaz derya,

Çaresi yok bir sevda,

Canlar yoluna feda,

Derdimi kimse bilmez.



Yunus kalırsın darda,

Göç eyle gerçek yurda,

Yem olma kuşa kurda,

Derdimi kimse bilmez.

Dua üç şekilde kabul olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Allahü teâlâ, edilen duayı üç şekilde kabul eder:

1- Hemen, yani peşin kabul eder.

2- Kabul eder; ama hemen vermez, yani veresiye kabul eder. Biz istediğimiz kadar yalvaralım, gözyaşı dökelim, Allah diyelim… Peki, ne zaman verir? Ölürken verir, kabirde verir, mahşerde verir, mizanda verir, sırat köprüsünde verir, en son Cennette verir. Yani mutlaka verir.

3- Ne dünyada verir, ne de ahirette. Peki, ama Allahü teâlâ, ben duaları kabul ederim buyuruyor. Evet, kabul ediyor; ama o istenileni vermiyor, onun yerine başka şey veriyor. Belki de istediğimizden daha kıymetlisini veriyor. Ne kadar derdimiz, hastalığımız, başımıza gelecek bela varsa, o duaya karşılık olarak hepsini alıyor.

Her şeyin bir yasası vardır. Tasavvufun anayasası da, vermektir. Yani seninki senindir, benimki de senindir.

Müminler Allahü teâlânın rızası için bir araya geldiklerinde, hiç konuşmasalar bile feyz, bileşik kaplardaki gibi, kalbden kalbe akar. Hele bir de, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyüklerin ismi zikredilirse, bu meclislere feyz, oluk oluk akar.

Bir Müslüman, sırf Allahü teâlânın rızası için bir başka Müslüman kardeşini ziyaret ederse, kendisine yüz bin nafile hac sevabı verilir. Müminin yüzüne sevgiyle bakanın, günahları dökülür.

Cebrail aleyhisselam, 2 rekât namaz kılmış, bu 2 rekât namazı kılması tam 4 bin ahiret senesi sürmüş. Sonra, (Yâ Rabbi, kâinat yaratıldığından beri acaba böyle namaz kılan başka bir kulun var mı?) demiş. Allahü teâlâ buyurmuş ki:

— Ahir zamanda gelecek olan ümmet-i Muhammed’den, Habibimin ümmetinden bir kulum, 2 rekât namaz kılacak, hatayla, kazayla, her türlü düşüncelerle ve kaç rekât kıldığını bilmeyerek kılacak. Onların birkaç dakikada kıldığı 2 rekât namaz, senin 4000 senede kıldığın namazdan daha makbul olacak.

— Yâ Rabbi, neden onların namazları bu kadar kıymetli olacak?

— Çünkü onlar, düşmanımı yıkarak huzuruma gelecekler. Sende düşman yok ki! Dünya sevgisinden uzaklaşacaklar, nefislerinin şerrinden kurtulmaya çalışacaklar, şeytanın vesvesesine aldanmayıp, Allahü ekber diyecekler…

19 Aralık 2008 Cuma

Cuma günü

"Cuma Günü öyle bir saat vardir ki, o saatte dua edenlerin duaları kabul olur"

(Bu saati Ikindi'den Aksam namazina kadar aramak gerekir)
* Hz.Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem*
Duaları kabul olanlardan olmanız dilek ve duası ile;
Cumanız Mübarek Olsun

18 Aralık 2008 Perşembe

İnsanlardan en fazla zühd sahibi ... Hadis-i Şerif

Resulu Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm buyurdular ki:

"İnsanlardan en fazla (âhireti düşünen) zühd sahibi;

Kabri ve çürümeyi unutmayan,

Aşırı dünya zinetlerini terkeden,

Bâki olan ahiret amellerini, fani olan dünya işlerine tercih eden,

Bugünün işini bugün yapıp yarına sağ çıkacağına güvenmeyen

ve Kendisi her an ölecekmiş gibi kabul eden kimsedir..."

(İbn-i Ebiddünya)

17 Aralık 2008 Çarşamba

Gel gör beni aşk n’eyledi?

Gönlüm düştü bu sevdaya,

Gel gör beni aşk n’eyledi?

Başım girdi çok belaya,

Gel gör beni aşk n’eyledi?



Yürüyorum yana yana,

Aşk boyadı beni kana,

Mümkün mü kavuşmak ona?

Gel gör beni aşk n’eyledi?



Kâh akarım seller gibi,

Kâh eserim yeller gibi,

Kâh tozarım yollar gibi,

Gel gör beni aşk n’eyledi?



Sular gibi çağlıyorum,

Ciğerimi dağlıyorum,

Şeyhim diye ağlıyorum,

Gel gör beni aşk n’eyledi?



Tut elimden kaldır beni!

Vuslatına erdir beni!

Çok ağlattın güldür beni!

Gel gör beni aşk n’eyledi?



Yürüyorum ilden ile,

Soruyorum dilden dile,

Şu hâlimi kimler bile,

Gel gör beni aşk n’eyledi?



Mecnun gibi yürüyorum,

Yâri düşte görüyorum,

Sonra mahzun oluyorum,

Gel gör beni aşk n’eyledi?



Aşkı beni mest eyledi,

Aldı gönlüm hast’eyledi.

Öldürmeye kast eyledi,

Gel gör beni aşk n’eyledi?



Benzim sarı, gözlerim yaş,

Bağrım delik, ağrıyor baş,

Bitiyorum yavaş yavaş,

Gel gör beni aşk n’eyledi?



Miskin Yunus biçareyim,

Baştan başa hep yâreyim,

Dost ilinden âvâreyim,

Gel gör beni aşk n’eyledi?

Aç gözünü

Ey gönül, aç gözünü,

Çok uzatma sözünü,

Sonra dövme dizini,

El aybını gözetme



Helal haram yiyorlar,

Ölüm yok mu diyorlar,

Kötülük ediyorlar,

Sen kötü adla gitme!



Dünyaya gönül verme!

Yüz döndür ahirete,

Kıl taat gündüz gece,

Ayak uzatıp yatma!



Bak pirin buyruğuna,

Yüzün koy ayağına,

Katlan hep dayağına,

Yunus kaşını çatma!