Cum'a günü kim cemaatin omuzlarını yararak ilerlerse cehenneme bir köprü ittihaz olunur.
(Tirmizi, Salat 369)
Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar.
(Muvatta, Salâtu'l-Cemâ'a 5)
Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir.
(Buhari, İstikrâz 14)
- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm şu duayı çok yapardı:
"Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!" Ben (bir gün kendisine):
"Ey Allah'ın resûlü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dedim. Bana şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahmân'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir."
(Tirmizi, Kader 7)
Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işledigi kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: "Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!" der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.
(Buhari, Edeb 60)
"Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin."
Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşüncesine vardık."
(Müslim, Lukata 18)
İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) omuzumdan tuttu ve: "Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu.
(Buhari, Rikak 2)
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) bir başka rivâyette şunu söyler: "Kendisinde dikbaşlılık olan bir deveye bindim. (Hırçınlık etmeye başlayınca ileri-geri sürmeye başladım. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm): "Rıfkla, tatlılıkla davran! diye müdâhale etti..."
(Müslim, Birr 79)
"Ey Allah'ın Resûlü! dedik, mü'min korkak olur mu?"
"Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:
"Evet!" buyurdular. Biz yine:
"Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular."
(Muvatta, Kelâm 19)
Bir adam, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a: "Yaptığım işin iyilik veya kötülük olduğunu nasıl anlayabilirim?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Komşunun "iyi yaptın!" dediğini işitirsen iyilik yaptın demektir. Eğer "kötülük yaptın!" dediklerini işitirsen, kötülük yaptın demektir" buyurdular."
(Kütübü Sitte, 7261)
Ey Allah'ın Resulü. dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?'
"Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!" diye cevap verdi.
(Nesâi, Nikâh 14)
Bir meclise oturup hikmetli söz dinleyip, sonra bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir çobana gelip: "Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!" deyince, çobandan: "Git en iyisinin kulağından tut al" iznine rağmen gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir.
(Kütübü Sitte, 7233)
(Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur.
(Ebu Davud, Cihad 42)
Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır." (Cemaatte bulunan bâzıları): "Ey Allah'ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?" diye sordular. "Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!" cevabını verdi."
(Tirnizi, Birr 77)
İnsanların en hırsızı, namazdan çalandır, buyurdu. Nasıl çalar ya Rasûlallah? denildiğinde: Rükû ve secdeleri tam yapmaz. (Namazı tadil-i erkana riayet etmeden çabuk çabuk kılar). İnsanların en cimrisi de, selam vermekten kaçınandır.
(Taberani)
23 Temmuz 2009 Perşembe
Hadis-i Şerif
Efendimiz Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Ey ademoğlu! Eğer fazla malını Allah yolunda harcarsan bu senin için daha hayırlıdır. Kendine saklarsan senin için zararlıdır. Kefaf (yeterli miktar) sebebiyle levm edilmezsin. (Harcamaya), bakımları üzerinde olanlardan başla. Üstteki el (yani veren), alttaki elden (yani alandan) daha hayırlıdır.
Müslim, Zekat 97
Ey ademoğlu! Eğer fazla malını Allah yolunda harcarsan bu senin için daha hayırlıdır. Kendine saklarsan senin için zararlıdır. Kefaf (yeterli miktar) sebebiyle levm edilmezsin. (Harcamaya), bakımları üzerinde olanlardan başla. Üstteki el (yani veren), alttaki elden (yani alandan) daha hayırlıdır.
Müslim, Zekat 97
20 Temmuz 2009 Pazartesi
Günde 5 vakit Miraca!
Hikmet ehli zatlar buyuruyorlar ki:
Peygamber efendimiz, Ümmihani’ye Mirac’ı söyleyince, (Aman kimseye anlatma, kimse inanmaz ve inananlar da vazgeçer) dedi. Peygamber efendimiz de, (Anlatmam lazım, inanmayacak olan sonra da vazgeçer, çürük taşlar üzerine bina olmaz, ayrılacak olan şimdiden ayrılsın, sağlamları kalsın) buyurdu. Akıl durdu, zaman durdu, her şey durdu, iman başladı. Peygamber efendimizin hiç yalan söylemediğini müşrikler de biliyordu. (Cenneti, Cehennemi gidip gören mi var) diyenler oluyor. Evet, var. Kim var? Hayatında hiç yalan söylememiş olan Muhammed aleyhisselam var.
Her mübarek gece, kıymetlidir; fakat Mirac gecesinin ayrı bir hususiyeti vardır. Izdırap ve sevincin bir arada yaşandığı gecedir. Peygamber efendimiz, bir ay Taif’te, İslamiyet’i anlattı, hiç kimse inanmadı, alay ettiler, çocuklara taşlattılar.
Üzüntülü bir şekilde dönerken, bir bağ kenarında oturup biraz istirahat etti. Addas adındaki, bağın bekçisi, üzüm getirdi. Peygamber efendimiz, Bismillahirrahmanirrahim deyince, Addas şaşırdı, bu sözü buralarda hiç duymadım dedi. Peygamber efendimiz, sen nerelisin diye sorunca Nineveliyim dedi. Kardeşim Yunus’un ülkesindensin, o da benim gibi peygamberdi buyurdu. Addas, Yunus’u buralarda kimse bilmez, bu güzel yüzün, bu güzel sözlerin sahibi asla yalancı olamaz dedi ve iman etti, ben de sizinle gelmek istiyorum dedi. Peygamber efendimiz, şimdi sen burada kal, yakında ismimi her yerde işitirsin, o zaman bana gel buyurdu. Bir ay kimse inanmadı, yolda dönerken bir kişi iman etti.
Gece amcasının kızının evine geldi, (Aç, amcan oğlu Muhammed’im) buyurunca Ümmühani, (Haber verseydiniz yiyecek bir şeyler hazırlardım, yedirecek bir şeyim yok) dedi. Peygamber efendimiz, (Yiyecek içecek gözümde yok, Rabbime ibadet edecek bir yer bana yeter) buyurdu.
Allahü teâlâ Cebrail aleyhisselama, (Habibim bu halde gene bana yalvarıyor, çok üzüldü, onu ben teselli edeceğim, git Habibimi bana getir) buyurdu. Önce, Mescid-i Aksa’ya geldi, bütün peygamberlere imam oldu. Sonra göklere çıktı. Allahü teâlâyı bilinemeyen, anlaşılamayan şekilde gördü, (Ya Rabbi, ümmetim için de bunu isterim) dedi. İşte, beş vakit namaz, bize Mirac olarak verildi.
Mirac’da ne hikmetler vardır! Namaz kılmayan, Mirac’dan mahrumdur. 1400 yıldır devam eden, başka bir olay yoktur. İşte Mirac, 1400 yıldır devam ediyor. Mirac, aklın bittiği, imanın başladığı yerdir. Mirac namazdır. Allahü teâlâ, namaz gibi bir nimeti insanlara ihsan etti. Namaz, Allah sevgisini arttırır, duanın kabulüne de sebeptir. Namaz varsa, hayat vardır. Namaz yoksa insan bir işe yaramaz. Namazdan mahrum olan, her şeyden mahrumdur.
Peygamber efendimiz, Ümmihani’ye Mirac’ı söyleyince, (Aman kimseye anlatma, kimse inanmaz ve inananlar da vazgeçer) dedi. Peygamber efendimiz de, (Anlatmam lazım, inanmayacak olan sonra da vazgeçer, çürük taşlar üzerine bina olmaz, ayrılacak olan şimdiden ayrılsın, sağlamları kalsın) buyurdu. Akıl durdu, zaman durdu, her şey durdu, iman başladı. Peygamber efendimizin hiç yalan söylemediğini müşrikler de biliyordu. (Cenneti, Cehennemi gidip gören mi var) diyenler oluyor. Evet, var. Kim var? Hayatında hiç yalan söylememiş olan Muhammed aleyhisselam var.
Her mübarek gece, kıymetlidir; fakat Mirac gecesinin ayrı bir hususiyeti vardır. Izdırap ve sevincin bir arada yaşandığı gecedir. Peygamber efendimiz, bir ay Taif’te, İslamiyet’i anlattı, hiç kimse inanmadı, alay ettiler, çocuklara taşlattılar.
Üzüntülü bir şekilde dönerken, bir bağ kenarında oturup biraz istirahat etti. Addas adındaki, bağın bekçisi, üzüm getirdi. Peygamber efendimiz, Bismillahirrahmanirrahim deyince, Addas şaşırdı, bu sözü buralarda hiç duymadım dedi. Peygamber efendimiz, sen nerelisin diye sorunca Nineveliyim dedi. Kardeşim Yunus’un ülkesindensin, o da benim gibi peygamberdi buyurdu. Addas, Yunus’u buralarda kimse bilmez, bu güzel yüzün, bu güzel sözlerin sahibi asla yalancı olamaz dedi ve iman etti, ben de sizinle gelmek istiyorum dedi. Peygamber efendimiz, şimdi sen burada kal, yakında ismimi her yerde işitirsin, o zaman bana gel buyurdu. Bir ay kimse inanmadı, yolda dönerken bir kişi iman etti.
Gece amcasının kızının evine geldi, (Aç, amcan oğlu Muhammed’im) buyurunca Ümmühani, (Haber verseydiniz yiyecek bir şeyler hazırlardım, yedirecek bir şeyim yok) dedi. Peygamber efendimiz, (Yiyecek içecek gözümde yok, Rabbime ibadet edecek bir yer bana yeter) buyurdu.
Allahü teâlâ Cebrail aleyhisselama, (Habibim bu halde gene bana yalvarıyor, çok üzüldü, onu ben teselli edeceğim, git Habibimi bana getir) buyurdu. Önce, Mescid-i Aksa’ya geldi, bütün peygamberlere imam oldu. Sonra göklere çıktı. Allahü teâlâyı bilinemeyen, anlaşılamayan şekilde gördü, (Ya Rabbi, ümmetim için de bunu isterim) dedi. İşte, beş vakit namaz, bize Mirac olarak verildi.
Mirac’da ne hikmetler vardır! Namaz kılmayan, Mirac’dan mahrumdur. 1400 yıldır devam eden, başka bir olay yoktur. İşte Mirac, 1400 yıldır devam ediyor. Mirac, aklın bittiği, imanın başladığı yerdir. Mirac namazdır. Allahü teâlâ, namaz gibi bir nimeti insanlara ihsan etti. Namaz, Allah sevgisini arttırır, duanın kabulüne de sebeptir. Namaz varsa, hayat vardır. Namaz yoksa insan bir işe yaramaz. Namazdan mahrum olan, her şeyden mahrumdur.
14 Temmuz 2009 Salı
Allah (Celle Celâlühû) adına iyilik yapmanın faziletleri
İbn Mesud'dan (ra): Resullullah (sav) buyurdu ki: ''İnsanlar kıyamet gününde son derece çıplak, aç, susuz, yorgun ve muhtaç bir şekilde haşredilirler. Kim dünyada Allah (CC) için giydirirse Allah (CC) kıyamet günü on giydirir, kim Allah (CC) için yemek yedirirse Allah da ona yemek yedirir, kim Allah (CC) için su içirirse Allah da ona su içirir. Kim Allah (CC) için amel işlerse Allah onu ahirette zegin yapar. Kim Allah (CC) için affederse Allah (CC) da onu affeder.
Ca'fer el-Abdi ve Hasan'dan (ra). Resullullah (sav) buyurdu ki:
''Allah (CC) kullarından yemek yedirenlerle melekleri yanında iftihar eder.
Cabir'den (ra): Resullullah (sav) buyurdu ki:
''Aç bir müslümanı doyurmak bağışlanmayı icap ettiren bir haslettir''
Ca'fer el-Abdi ve Hasan'dan (ra). Resullullah (sav) buyurdu ki:
''Allah (CC) kullarından yemek yedirenlerle melekleri yanında iftihar eder.
Cabir'den (ra): Resullullah (sav) buyurdu ki:
''Aç bir müslümanı doyurmak bağışlanmayı icap ettiren bir haslettir''
11 Temmuz 2009 Cumartesi
Günahlardan arınmak için
Hz. Ali Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
"Hiçbir kul yoktur ki, bir günah yapsın ve ardından kalkıp güzelce abdest alıp iki rek'at namaz kılarak bu günahından mağfiret dilesin de, Allah onu affetmesin."
(Tirmizi)
"Hiçbir kul yoktur ki, bir günah yapsın ve ardından kalkıp güzelce abdest alıp iki rek'at namaz kılarak bu günahından mağfiret dilesin de, Allah onu affetmesin."
(Tirmizi)
10 Temmuz 2009 Cuma
Ağız sağlığı
1. Beyaz diş diyeti uygulayın. Eğer çok fazla siyah çay ya da sigara içiyorsanız, bunun dişleriniz üzerindeki sonuçlarına da katlanmak zorunda kalırsınız. Dişlerinizde leke yapabilecek yiyecekler yediğinizde ya da içtiğinizde hemen dişlerinizi fırçalayın ya da iyi bir beyazlatma maddesi kullanın. Tüm bunlara alternatif olarak, bir elma yiyebilirsiniz.
2. En az 2 ya da 3 ayda bir diş fırçanızı atın ya da elektrikli diş fırçanızın başlığını değiştirin. Aksi halde, dişlerinizi fırçalarken sadece bakterileri ağzınıza taşımış olursunuz.
3. Dişlerinizi 45 derecelik açıyla dairesel hareketlerle yavaş yavaş fırçalayın. Dişlerinizi fırçalarken diş minelerine zarar vermemeye özen gösterin.
4. Nefesinizi tazelemek ve diliniz üzerindeki plağı kaldırmak için dilinizi her sabah dil temizleyiciyle temizleyin. Kötü ağız kokusunun bir nedeni de dil üzerinde üreyen bakterilerdir. Günlük dil temizliği ağız kokusunu uzaklaştırmaya yardımcı olur.
5. Arıtıcı gıdalar yemelisiniz. Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz yiyebilirsiniz. En iyi sonuç için, akşam yemeğinden sonra bu yiyecekleri yemelisiniz.
6. Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın. Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve ağzınızdaki, dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder.
7. Dişlerinizi beyazlatmak ve lekeleri yok etmek için haftada bir kez karbonatla fırçalayın. Diş macunu yerine karbonat sürün. Diş macununa alternatif olarak tuz da kullanabilirsiniz. Dişetlerinizi tazelenmiş hissetmeye başlarsanız, dişlerinizi tuzla iki günde bir fırçalayın.
8. Nefesinizi taze tutun. Nefesinizin tazeliğini kontrol etmek için avucunuzun içini yalayın ve henüz yaşken koklayın. Eğer bir şey kokuyorsa, şekersiz naneli şeker yiyebilir ya da alkolsüz ağız gargarası kullanabilirsiniz. Piyasada satılan reçetesiz ağız gargaralarının çoğu alkol içeriyor. Gargaradaki alkol ağzınızdaki dokuları kurutabilir ve bakterilere karşı daha hassas hale getirebilir.
9. Dişlerinizin arasını diş ipliğiyle temizleyin. Aynaya bakmadan temizlemeye alışırsanız, arabada, yatakta ve önemli toplantı öncesinde dişlerinizi diş ipiyle temizleyebilirsiniz.
10. Sabahları kalkınca ve gece yatmadan mutlaka dişlerinizi fırçalayın. Sabahları kalkınca yapacağınız ilk iş dişlerinizi fırçalamak olmalı. Böylece uyurken üreyen plak ve bakteriyi yok etmiş olursunuz.
2. En az 2 ya da 3 ayda bir diş fırçanızı atın ya da elektrikli diş fırçanızın başlığını değiştirin. Aksi halde, dişlerinizi fırçalarken sadece bakterileri ağzınıza taşımış olursunuz.
3. Dişlerinizi 45 derecelik açıyla dairesel hareketlerle yavaş yavaş fırçalayın. Dişlerinizi fırçalarken diş minelerine zarar vermemeye özen gösterin.
4. Nefesinizi tazelemek ve diliniz üzerindeki plağı kaldırmak için dilinizi her sabah dil temizleyiciyle temizleyin. Kötü ağız kokusunun bir nedeni de dil üzerinde üreyen bakterilerdir. Günlük dil temizliği ağız kokusunu uzaklaştırmaya yardımcı olur.
5. Arıtıcı gıdalar yemelisiniz. Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz yiyebilirsiniz. En iyi sonuç için, akşam yemeğinden sonra bu yiyecekleri yemelisiniz.
6. Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın. Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve ağzınızdaki, dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder.
7. Dişlerinizi beyazlatmak ve lekeleri yok etmek için haftada bir kez karbonatla fırçalayın. Diş macunu yerine karbonat sürün. Diş macununa alternatif olarak tuz da kullanabilirsiniz. Dişetlerinizi tazelenmiş hissetmeye başlarsanız, dişlerinizi tuzla iki günde bir fırçalayın.
8. Nefesinizi taze tutun. Nefesinizin tazeliğini kontrol etmek için avucunuzun içini yalayın ve henüz yaşken koklayın. Eğer bir şey kokuyorsa, şekersiz naneli şeker yiyebilir ya da alkolsüz ağız gargarası kullanabilirsiniz. Piyasada satılan reçetesiz ağız gargaralarının çoğu alkol içeriyor. Gargaradaki alkol ağzınızdaki dokuları kurutabilir ve bakterilere karşı daha hassas hale getirebilir.
9. Dişlerinizin arasını diş ipliğiyle temizleyin. Aynaya bakmadan temizlemeye alışırsanız, arabada, yatakta ve önemli toplantı öncesinde dişlerinizi diş ipiyle temizleyebilirsiniz.
10. Sabahları kalkınca ve gece yatmadan mutlaka dişlerinizi fırçalayın. Sabahları kalkınca yapacağınız ilk iş dişlerinizi fırçalamak olmalı. Böylece uyurken üreyen plak ve bakteriyi yok etmiş olursunuz.
1 Temmuz 2009 Çarşamba
Vakti iyi değerlendimek
Yüce ALLAH c.c. yaratılış amacımızı şu ayeti ile bildirmiştir:
“Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”
(Zariyat Sûresi, 56)
Dinimiz gâyesiz ve faydasız vakit geçirmeyi hoş görmemiştir. "Boş vakit", değerlendirilmesi gereken en önemli nimetlerden sayılmıştır.
"Iki nimet vardır ki insanların çoğu bundan gâfildir: Sıhhat ve boş vakit." Bu iki değer insanın iyi değerlendirmesi gereken varlıklarıdır ki hastalık gelmeden sağlığın, dar zaman gelmeden boş zamanı iyi değerlendirmek düzenli bir hayatın en büyük sermayesi olsa gerek.
"Manasız işler" (mâlâyâni) ile meşgul olan kimse dinimizde makbul sayılmaz: "Faydasız şeyleri terketmesi bir kimsenin iyi müslüman olduğunun alâmetlerindendir" hadisi ile boş vakitler muhakkak dünya ve âhirete faydalı olacak bir işlerle doldurulması, kişiye fayda sağlamayacak ve ibadetlerini engelleyecek işlerden uzak durması vurgulanmakta.
Hz. Ömer (r.a.) şöyle derdi: "Ben sizden birisinin ne dünya işi ne de âhiret işiyle meşgul olmaksızın boş vakit geçirmesini hoş karşılamıyorum. Herkes devamlı olarak faydalı bir işle uğraşsın; bir işi bitirdiği zaman başka bir işe başlasın." Bu işler gerekiyorsa bedeni uğraş (çalışma, ibadet, faydalı sporlar vb. gibi) dinlenirken dahi olsa bilgi edinmek için okumak büyük kazanç sağlayan faydalı işlerden olur.Hadis-i şerifte meşrû ve faydalı eğlence olarak dört husus bildirilmiştir; Atıcılık, binicilik, yüzücülük, aile ve çocuklarla eğlenme.
Aslında vücudu dinlendiren, gönlü huzura kavuşturan ve ruhları doyuran şey, ihlâslı olarak yapılan ibadettir, ayette : "Onlar ki, inanmışlardır ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşur; Iyi bilin ki ancak Allah'ı anmakla kalpler huzura kavuşur" (er-Râd 13/28).
Âhiret amelleri; âhirette kurtuluşumuzu sağlayacak, cehennem azâbından bizi koruyacak amellerdir: Helâli-haramı gözetmek, Allah'ın rızasını kazanmak için devamlı gayret içinde olmak; Peygamberimizin (sav) şefâatine nâil olmak için onun sünnetine uymak; mü'minleri Allah için sevmek, kâfirlere Allah için düşman olmak; müslümanların güçlenmesi, düşmanlarına galip gelmesi için cihad etmek... (bunlar ALLAH katında güzel amellerdendir.)
Bütün bu işler ve müslümanların bugün içinde bulundukları zayıf durum çok çalışmayı gerektirmektedir. Bunun için müslümanın boşa geçirecek hiç vakti yoktur. (Fıkıh Ans.)
Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
"Hayatını gafletle geçiren, dönüş yapar da kalan ömrünü hayırlı işlerle geçirirse, geçmiş bütün günahları da bağışlanır.''
Müslüman kendini tanımalı ve ömrünü boşa geçirmemeli, ALLAH a layık bir kul olmak için elinden geleni yapmalı, şükürü ve zikri dilinden düşürmemeli. Kur an da Cennet ehl inin pişman oldukları hallerinden biri 'boş zamanlarda ALLAH ı zikir etmedikleri' dir.
Amelleri güzelleştirmek ve kulluk bilinci ile yaşamak gayesi en büyük gayretimiz olması duası ile Selamun aleyküm.
Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala Ali Seyyidina Muhammedin ve Sellim.
“Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”
(Zariyat Sûresi, 56)
Dinimiz gâyesiz ve faydasız vakit geçirmeyi hoş görmemiştir. "Boş vakit", değerlendirilmesi gereken en önemli nimetlerden sayılmıştır.
"Iki nimet vardır ki insanların çoğu bundan gâfildir: Sıhhat ve boş vakit." Bu iki değer insanın iyi değerlendirmesi gereken varlıklarıdır ki hastalık gelmeden sağlığın, dar zaman gelmeden boş zamanı iyi değerlendirmek düzenli bir hayatın en büyük sermayesi olsa gerek.
"Manasız işler" (mâlâyâni) ile meşgul olan kimse dinimizde makbul sayılmaz: "Faydasız şeyleri terketmesi bir kimsenin iyi müslüman olduğunun alâmetlerindendir" hadisi ile boş vakitler muhakkak dünya ve âhirete faydalı olacak bir işlerle doldurulması, kişiye fayda sağlamayacak ve ibadetlerini engelleyecek işlerden uzak durması vurgulanmakta.
Hz. Ömer (r.a.) şöyle derdi: "Ben sizden birisinin ne dünya işi ne de âhiret işiyle meşgul olmaksızın boş vakit geçirmesini hoş karşılamıyorum. Herkes devamlı olarak faydalı bir işle uğraşsın; bir işi bitirdiği zaman başka bir işe başlasın." Bu işler gerekiyorsa bedeni uğraş (çalışma, ibadet, faydalı sporlar vb. gibi) dinlenirken dahi olsa bilgi edinmek için okumak büyük kazanç sağlayan faydalı işlerden olur.Hadis-i şerifte meşrû ve faydalı eğlence olarak dört husus bildirilmiştir; Atıcılık, binicilik, yüzücülük, aile ve çocuklarla eğlenme.
Aslında vücudu dinlendiren, gönlü huzura kavuşturan ve ruhları doyuran şey, ihlâslı olarak yapılan ibadettir, ayette : "Onlar ki, inanmışlardır ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşur; Iyi bilin ki ancak Allah'ı anmakla kalpler huzura kavuşur" (er-Râd 13/28).
Âhiret amelleri; âhirette kurtuluşumuzu sağlayacak, cehennem azâbından bizi koruyacak amellerdir: Helâli-haramı gözetmek, Allah'ın rızasını kazanmak için devamlı gayret içinde olmak; Peygamberimizin (sav) şefâatine nâil olmak için onun sünnetine uymak; mü'minleri Allah için sevmek, kâfirlere Allah için düşman olmak; müslümanların güçlenmesi, düşmanlarına galip gelmesi için cihad etmek... (bunlar ALLAH katında güzel amellerdendir.)
Bütün bu işler ve müslümanların bugün içinde bulundukları zayıf durum çok çalışmayı gerektirmektedir. Bunun için müslümanın boşa geçirecek hiç vakti yoktur. (Fıkıh Ans.)
Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
"Hayatını gafletle geçiren, dönüş yapar da kalan ömrünü hayırlı işlerle geçirirse, geçmiş bütün günahları da bağışlanır.''
Müslüman kendini tanımalı ve ömrünü boşa geçirmemeli, ALLAH a layık bir kul olmak için elinden geleni yapmalı, şükürü ve zikri dilinden düşürmemeli. Kur an da Cennet ehl inin pişman oldukları hallerinden biri 'boş zamanlarda ALLAH ı zikir etmedikleri' dir.
Amelleri güzelleştirmek ve kulluk bilinci ile yaşamak gayesi en büyük gayretimiz olması duası ile Selamun aleyküm.
Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala Ali Seyyidina Muhammedin ve Sellim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
