Resulu Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm buyurdular ki:
"İnsanlardan en fazla (âhireti düşünen) zühd sahibi;
Kabri ve çürümeyi unutmayan,
Aşırı dünya zinetlerini terkeden,
Bâki olan ahiret amellerini, fani olan dünya işlerine tercih eden,
Bugünün işini bugün yapıp yarına sağ çıkacağına güvenmeyen
ve Kendisi her an ölecekmiş gibi kabul eden kimsedir..."
(İbn-i Ebiddünya)
18 Aralık 2008 Perşembe
17 Aralık 2008 Çarşamba
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Gönlüm düştü bu sevdaya,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Başım girdi çok belaya,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Yürüyorum yana yana,
Aşk boyadı beni kana,
Mümkün mü kavuşmak ona?
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Kâh akarım seller gibi,
Kâh eserim yeller gibi,
Kâh tozarım yollar gibi,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Sular gibi çağlıyorum,
Ciğerimi dağlıyorum,
Şeyhim diye ağlıyorum,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Tut elimden kaldır beni!
Vuslatına erdir beni!
Çok ağlattın güldür beni!
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Yürüyorum ilden ile,
Soruyorum dilden dile,
Şu hâlimi kimler bile,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Mecnun gibi yürüyorum,
Yâri düşte görüyorum,
Sonra mahzun oluyorum,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Aşkı beni mest eyledi,
Aldı gönlüm hast’eyledi.
Öldürmeye kast eyledi,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Benzim sarı, gözlerim yaş,
Bağrım delik, ağrıyor baş,
Bitiyorum yavaş yavaş,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Miskin Yunus biçareyim,
Baştan başa hep yâreyim,
Dost ilinden âvâreyim,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Başım girdi çok belaya,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Yürüyorum yana yana,
Aşk boyadı beni kana,
Mümkün mü kavuşmak ona?
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Kâh akarım seller gibi,
Kâh eserim yeller gibi,
Kâh tozarım yollar gibi,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Sular gibi çağlıyorum,
Ciğerimi dağlıyorum,
Şeyhim diye ağlıyorum,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Tut elimden kaldır beni!
Vuslatına erdir beni!
Çok ağlattın güldür beni!
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Yürüyorum ilden ile,
Soruyorum dilden dile,
Şu hâlimi kimler bile,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Mecnun gibi yürüyorum,
Yâri düşte görüyorum,
Sonra mahzun oluyorum,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Aşkı beni mest eyledi,
Aldı gönlüm hast’eyledi.
Öldürmeye kast eyledi,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Benzim sarı, gözlerim yaş,
Bağrım delik, ağrıyor baş,
Bitiyorum yavaş yavaş,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Miskin Yunus biçareyim,
Baştan başa hep yâreyim,
Dost ilinden âvâreyim,
Gel gör beni aşk n’eyledi?
Aç gözünü
Ey gönül, aç gözünü,
Çok uzatma sözünü,
Sonra dövme dizini,
El aybını gözetme
Helal haram yiyorlar,
Ölüm yok mu diyorlar,
Kötülük ediyorlar,
Sen kötü adla gitme!
Dünyaya gönül verme!
Yüz döndür ahirete,
Kıl taat gündüz gece,
Ayak uzatıp yatma!
Bak pirin buyruğuna,
Yüzün koy ayağına,
Katlan hep dayağına,
Yunus kaşını çatma!
Çok uzatma sözünü,
Sonra dövme dizini,
El aybını gözetme
Helal haram yiyorlar,
Ölüm yok mu diyorlar,
Kötülük ediyorlar,
Sen kötü adla gitme!
Dünyaya gönül verme!
Yüz döndür ahirete,
Kıl taat gündüz gece,
Ayak uzatıp yatma!
Bak pirin buyruğuna,
Yüzün koy ayağına,
Katlan hep dayağına,
Yunus kaşını çatma!
15 Aralık 2008 Pazartesi
MİDEYE DÜŞKÜNLÜĞÜN AFETLERİ
Mideye düşkünlük , kötülüklere ana olan hasletlerdendir . Çünkü mide nefsani istek ve arzuların kaynağıdır . Şehevi azgınlıklar ondan doğar.
Mideye düşkünlük MAL VE SERVET HIRSINI DOĞURUR . Çünkü mide ancak mal ile yani yiyip içmekler tatmin olur .
Mal ve servet hırsıda MAKAM VE KOLTUK HIRSINI doğurur . Çünkü fazla miktarda mal ve servet çoğunlukla makam sahipleri için mümkündür .
Mal – servet , makam ve bunlara isteklilik hasıl olunca da , KİBİR , RİYA , HASED …. gibi afetler ortaya çıkar . Bütün bunların kaynağı MİDE VE MİDEYE DÜŞKÜNLÜKTÜR….
Resulullah (s.a.v) buyurur :
‘’ Kim midesini oburluktan korursa , yüksek fikirli ve keskin zekalı olur ‘’ ( İbn Mace )
Hz. Aişe (r.anha ) şöyle der :
‘’ Allah Resulunden (s.a.v.) sonra ortaya çıkan ilk bi’dat TOKLUK ‘ tur . İNSANLARIN MİDELERİ DOLDUMU DÜNYAYA HIRSLARI ARTAR .. ( Taberani , Ebu Davud )
---------------------------------------------------------------------------
KİM ÇOK YERSE 6 AFETE MARUZ KALIR :
1 – İBADETTEN ZEVK ALAMAZ !!!
2 – Hikmetli şeyleri hatırlaması güçleşir ,
3 – Mahlukata şefkatli olma gibi yüksek bir insani huydan mahrum kalır . Çünkü o kendisi tok olunca herkesin ve her canlının da kendisi gibi tok olduğunu sanır..
4 – Vücudu hantallaştığı için vücudu kendine ağır gelir .
5 – Nefsani heves ve arzuları artar..
6 – Diğer mü ‘ minler ibadethanelerin etrafında dolaşırken o , mezbeleliklerde dolaşır….
İmam-ı Gazali ( Dinde 40 esas adlı eserinden )
Mideye düşkünlük MAL VE SERVET HIRSINI DOĞURUR . Çünkü mide ancak mal ile yani yiyip içmekler tatmin olur .
Mal ve servet hırsıda MAKAM VE KOLTUK HIRSINI doğurur . Çünkü fazla miktarda mal ve servet çoğunlukla makam sahipleri için mümkündür .
Mal – servet , makam ve bunlara isteklilik hasıl olunca da , KİBİR , RİYA , HASED …. gibi afetler ortaya çıkar . Bütün bunların kaynağı MİDE VE MİDEYE DÜŞKÜNLÜKTÜR….
Resulullah (s.a.v) buyurur :
‘’ Kim midesini oburluktan korursa , yüksek fikirli ve keskin zekalı olur ‘’ ( İbn Mace )
Hz. Aişe (r.anha ) şöyle der :
‘’ Allah Resulunden (s.a.v.) sonra ortaya çıkan ilk bi’dat TOKLUK ‘ tur . İNSANLARIN MİDELERİ DOLDUMU DÜNYAYA HIRSLARI ARTAR .. ( Taberani , Ebu Davud )
---------------------------------------------------------------------------
KİM ÇOK YERSE 6 AFETE MARUZ KALIR :
1 – İBADETTEN ZEVK ALAMAZ !!!
2 – Hikmetli şeyleri hatırlaması güçleşir ,
3 – Mahlukata şefkatli olma gibi yüksek bir insani huydan mahrum kalır . Çünkü o kendisi tok olunca herkesin ve her canlının da kendisi gibi tok olduğunu sanır..
4 – Vücudu hantallaştığı için vücudu kendine ağır gelir .
5 – Nefsani heves ve arzuları artar..
6 – Diğer mü ‘ minler ibadethanelerin etrafında dolaşırken o , mezbeleliklerde dolaşır….
İmam-ı Gazali ( Dinde 40 esas adlı eserinden )
14 Aralık 2008 Pazar
Bilmiyorum
Dostlar bana dokunmayın,
N’oldu böyle, bilmiyorum.
Bana hiç hesap sormayın,
Mecnun muyum, bilmiyorum.
Haram lokma mı yutmuşum?
Bildiğimi unutmuşum.
Canı aşkta uyutmuşum,
Onda ne var, bilmiyorum.
Aşkım beni yakadurur,
Gönlüm dosta akadurur,
Şöyle tuhaf bakadurur,
Naçar kaldım, bilmiyorum.
Ben aşksız asla olamam,
Aşk yoksa ben nerde kalam,
Aşktır benim canım alan
Aşka kul mu bilmiyorum.
Yunus derviş oldu diye,
Benden nasihat isteme,
Sanırdım ki ben bilirim,
Şimdi bildim bilmiyorum.
N’oldu böyle, bilmiyorum.
Bana hiç hesap sormayın,
Mecnun muyum, bilmiyorum.
Haram lokma mı yutmuşum?
Bildiğimi unutmuşum.
Canı aşkta uyutmuşum,
Onda ne var, bilmiyorum.
Aşkım beni yakadurur,
Gönlüm dosta akadurur,
Şöyle tuhaf bakadurur,
Naçar kaldım, bilmiyorum.
Ben aşksız asla olamam,
Aşk yoksa ben nerde kalam,
Aşktır benim canım alan
Aşka kul mu bilmiyorum.
Yunus derviş oldu diye,
Benden nasihat isteme,
Sanırdım ki ben bilirim,
Şimdi bildim bilmiyorum.
Altin kasede anzer bali
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Herhangi bir yolla, kendimizi sevdirerek dinimizi sevdirmeliyiz ve hep yutkunmalıyız, yani onlardan gelen sıkıntılara katlanmalıyız. Demek ki iş yaptırmanın yolu üçtür:
1- Muhabbet,
2- Mükâfat,
3- Yutkunmak.
Dua, parayla ölçülemeyecek derecede maddi ve manevi kazanç sağlar.
Bir şeyi güzel yapmak çok yapmakla, meleke kazanmakla, tecrübe sahibi olmakla olur.
Paranın gittiği yerden, geldiği yer anlaşılır. Helal para helal yerlere, haram para haram yerlere gider.
Mahşer, elli bin sene sürer; ama Ehl-i sünnet mümin için, bu süre iki rekâtlık namaz kılacak kadar gelir.
Hakiki müminin siması, büyük zatların bakışları şifadır. Kalbler hastadır, şifası dua ve dine uymaktır.
Kalb kimi seviyorsa, ona meyleder.
İman, altı esasa inanmak ve bunları beğenip kabul etmektir.
İnsanlar dünyaya muhabbet etmekte üç sınıfa ayrılır:
1- Hayvan gibidir, benimki benim, seninki de benim der.
2- İnsandır, seninki senin, benimki benim der.
3- Müslümandır, takva ehlidir, seninki senin, benimki de senin der.
En büyük şeref, mümin olmaktır. Mümin mert olmalıdır. Öyle olmalı ki, dünyada daha mertlik ölmemiş desinler.
Müminler bir araya gelirse, oradan şeytanlar kaçar.
Allahü teâlâ cevheri çöplüğe atmaz. Ehl-i sünnet âlimlerini, evliyayı tanımak, cevher olmak demektir. Büyük zatları seven kimse, kendinde cevher olduğunu bilmelidir.
Şu iki şey verilmişse, başka ne verilmemiş ki:
1- Ehl-i sünnet itikadı,
2- Kendisine dinini öğreten büyük zatı tanımak.
Büyük bir zatı tanımak, onun büyüklüğü hakkında hiç şüphe etmemek ve edepli olmak, yani onun söylediklerini yapmak demektir. Tanımak nasip meselesidir ve çok mühimdir.
İnsanlara teşekkür etmeyen Allahü teâlâya hamd etmiş olmaz. Onun için, üzerinde hakkı olan hocasına, annesine, babasına, mümin kardeşlerine daima dua etmelidir.
Bir şeyi, hayırlıysa olsun demeden ısrarla istemek, mutlaka olsun demek, insanı felakete sürükleyebilir. Hayırlıysa olsun demelidir.
Servet ve şöhret, iki felakettir. Bundan, çok az kimse kurtulur.
Dünya, ölüm meleği için küçük bir leğen gibidir. Oradan, eceli gelenlerin ruhlarını alır.
Herhangi bir yolla, kendimizi sevdirerek dinimizi sevdirmeliyiz ve hep yutkunmalıyız, yani onlardan gelen sıkıntılara katlanmalıyız. Demek ki iş yaptırmanın yolu üçtür:
1- Muhabbet,
2- Mükâfat,
3- Yutkunmak.
Dua, parayla ölçülemeyecek derecede maddi ve manevi kazanç sağlar.
Bir şeyi güzel yapmak çok yapmakla, meleke kazanmakla, tecrübe sahibi olmakla olur.
Paranın gittiği yerden, geldiği yer anlaşılır. Helal para helal yerlere, haram para haram yerlere gider.
Mahşer, elli bin sene sürer; ama Ehl-i sünnet mümin için, bu süre iki rekâtlık namaz kılacak kadar gelir.
Hakiki müminin siması, büyük zatların bakışları şifadır. Kalbler hastadır, şifası dua ve dine uymaktır.
Kalb kimi seviyorsa, ona meyleder.
İman, altı esasa inanmak ve bunları beğenip kabul etmektir.
İnsanlar dünyaya muhabbet etmekte üç sınıfa ayrılır:
1- Hayvan gibidir, benimki benim, seninki de benim der.
2- İnsandır, seninki senin, benimki benim der.
3- Müslümandır, takva ehlidir, seninki senin, benimki de senin der.
En büyük şeref, mümin olmaktır. Mümin mert olmalıdır. Öyle olmalı ki, dünyada daha mertlik ölmemiş desinler.
Müminler bir araya gelirse, oradan şeytanlar kaçar.
Allahü teâlâ cevheri çöplüğe atmaz. Ehl-i sünnet âlimlerini, evliyayı tanımak, cevher olmak demektir. Büyük zatları seven kimse, kendinde cevher olduğunu bilmelidir.
Şu iki şey verilmişse, başka ne verilmemiş ki:
1- Ehl-i sünnet itikadı,
2- Kendisine dinini öğreten büyük zatı tanımak.
Büyük bir zatı tanımak, onun büyüklüğü hakkında hiç şüphe etmemek ve edepli olmak, yani onun söylediklerini yapmak demektir. Tanımak nasip meselesidir ve çok mühimdir.
İnsanlara teşekkür etmeyen Allahü teâlâya hamd etmiş olmaz. Onun için, üzerinde hakkı olan hocasına, annesine, babasına, mümin kardeşlerine daima dua etmelidir.
Bir şeyi, hayırlıysa olsun demeden ısrarla istemek, mutlaka olsun demek, insanı felakete sürükleyebilir. Hayırlıysa olsun demelidir.
Servet ve şöhret, iki felakettir. Bundan, çok az kimse kurtulur.
Dünya, ölüm meleği için küçük bir leğen gibidir. Oradan, eceli gelenlerin ruhlarını alır.
Imanla olmek marifettir
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Unutmamak lazım ki, insanoğlu düşmanını hep dışarıda arıyor, hâlbuki düşman onun içinde, nefsi en büyük düşman, neye düşman, imana düşman.
Yılan soksa, akrep soksa ölürüz. Zaten ölmeyecek miyiz; ama imanımız giderse sonsuz olarak ölürüz. Zaten öleceğiz; ama imanla ölmek marifettir. İmanla ölmenin, imanı korumanın yolu nedir? İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(İmanı korumanın tek yolu vardır, o da birbirimizi sevmektir.)
Hazret-i Ebu Hüreyre anlatır:
Bir gün Cenab-ı Peygamber otururken birdenbire tebessüm etti, öyle ki, bütün mübarek dişleri göründü. Ya Resulallah, hayırdır inşallah dedim. Buyurdu ki:
(Şimdi Rabbimin huzurunda iki kişi var, biri hakkından vazgeçmiyor; (Ya Rabbi bundan hakkımı al), öteki de, diyor ki (Ya Rabbi alacaklara vere vere bitti, bir şey kalmadı, hiç sevabım yok.) diyor. Öteki de, (Ya Rabbi o halde buna günahlarımı ver, yüklensin!) diyor. Cenab-ı Hak (Sağ tarafına bak!) buyuruyor. Bakıyor ki, muazzam bir köşk. (Bu kardeşine hakkını helal edersen, içindekilerle beraber sana veririm.) Adam diyor ki: (Hakkımı helal ettim ya Rabbi, vallahi ettim, billahi ettim, ver ya Rabbi!)
Bunun üzerine Cenab-ı Peygamber, (Din kardeşlerinizin arasını bulun! Bak Allahü teâlâ da buldu) buyuruyor. Nasıl buldu, vererek buldu. En büyük günah, iki Müslümanın arasını açmaktır.
Fitneyi önlemek, fitneye mani olmak şiarımız olmalıdır; çünkü fitne çok büyük günahtır. Her yerde her zaman fitne çıkarmamaya azami gayret göstermeliyiz. Mübarek büyük zatlara tam uyup fitne çıkarmayan, sıkıntı görmez. Kendisinden bir şey eklemeyene, tamamen büyük zatlara uyana sıkıntı yoktur! Bir şey eklenirse, o saat her şey biter.
Din kardeşimizle barışık olmalıyız; ama kendimizle, nefsinizle barışık olmamalıyız. İnsana en büyük zararı nefsi yapar, insanın kendine yaptığı zararı hiçbir düşmanı yapamaz. Onun için din kardeşlerimizle beraber olmaya, onlarla beraber sevmeye, sevilmeye çalışalım. Kurtuluşumuza ancak bu bağlılığımız, sevgimiz, muhabbetimiz sebep olacaktır.
Ahirette iki mümin şahit olsa, ya Rabbi bu Müslümandır deseler, hatta kabirde, Arasat meydanında şahit misin deseler, şahidiz ya Rabbi dediler mi, tamam. Onun için, iyi geçinmek, iyi arkadaşlar edinmek, bu dinin temelidir.
Unutmamak lazım ki, insanoğlu düşmanını hep dışarıda arıyor, hâlbuki düşman onun içinde, nefsi en büyük düşman, neye düşman, imana düşman.
Yılan soksa, akrep soksa ölürüz. Zaten ölmeyecek miyiz; ama imanımız giderse sonsuz olarak ölürüz. Zaten öleceğiz; ama imanla ölmek marifettir. İmanla ölmenin, imanı korumanın yolu nedir? İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(İmanı korumanın tek yolu vardır, o da birbirimizi sevmektir.)
Hazret-i Ebu Hüreyre anlatır:
Bir gün Cenab-ı Peygamber otururken birdenbire tebessüm etti, öyle ki, bütün mübarek dişleri göründü. Ya Resulallah, hayırdır inşallah dedim. Buyurdu ki:
(Şimdi Rabbimin huzurunda iki kişi var, biri hakkından vazgeçmiyor; (Ya Rabbi bundan hakkımı al), öteki de, diyor ki (Ya Rabbi alacaklara vere vere bitti, bir şey kalmadı, hiç sevabım yok.) diyor. Öteki de, (Ya Rabbi o halde buna günahlarımı ver, yüklensin!) diyor. Cenab-ı Hak (Sağ tarafına bak!) buyuruyor. Bakıyor ki, muazzam bir köşk. (Bu kardeşine hakkını helal edersen, içindekilerle beraber sana veririm.) Adam diyor ki: (Hakkımı helal ettim ya Rabbi, vallahi ettim, billahi ettim, ver ya Rabbi!)
Bunun üzerine Cenab-ı Peygamber, (Din kardeşlerinizin arasını bulun! Bak Allahü teâlâ da buldu) buyuruyor. Nasıl buldu, vererek buldu. En büyük günah, iki Müslümanın arasını açmaktır.
Fitneyi önlemek, fitneye mani olmak şiarımız olmalıdır; çünkü fitne çok büyük günahtır. Her yerde her zaman fitne çıkarmamaya azami gayret göstermeliyiz. Mübarek büyük zatlara tam uyup fitne çıkarmayan, sıkıntı görmez. Kendisinden bir şey eklemeyene, tamamen büyük zatlara uyana sıkıntı yoktur! Bir şey eklenirse, o saat her şey biter.
Din kardeşimizle barışık olmalıyız; ama kendimizle, nefsinizle barışık olmamalıyız. İnsana en büyük zararı nefsi yapar, insanın kendine yaptığı zararı hiçbir düşmanı yapamaz. Onun için din kardeşlerimizle beraber olmaya, onlarla beraber sevmeye, sevilmeye çalışalım. Kurtuluşumuza ancak bu bağlılığımız, sevgimiz, muhabbetimiz sebep olacaktır.
Ahirette iki mümin şahit olsa, ya Rabbi bu Müslümandır deseler, hatta kabirde, Arasat meydanında şahit misin deseler, şahidiz ya Rabbi dediler mi, tamam. Onun için, iyi geçinmek, iyi arkadaşlar edinmek, bu dinin temelidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
