Bir söz diyeyim sana,
Dinle canın var ise.
Düşkün olma dünyaya,
Eğer gayen kâr ise.
Sevilecek bir yâr bul!
Baktın yârin eğri kul!
Neyin varsa ver kurtul!
Aklın sana yâr ise.
Gördün yârin iyidir,
Kölesi olman yeğdir,
Çıkar ciğerin yedir,
Eğer çaren var ise.
Ekmek yiyip tuz basma!
Namertler gibi olma!
Ekmek onu komaya,
Tuzun hakkı var ise.
Kötülük etme asla!
İlenir herkes sana,
Söylenir senden sonra,
Ne dirliğin var ise.
Miskin Yunus delidir,
Sözlerinden bellidir,
Ölse hali nicedir,
Eğer kabri dar ise.
29 Kasım 2008 Cumartesi
24 Kasım 2008 Pazartesi
Erenler denizdir
Erenler bir denizdir,
Âşık gerek dalacak.
Dalgıç lazım denizden,
Girip cevher alacak.
Yine ben dalgıç oldum,
Denizden cevher aldım,
Sarraf gerek cevherin,
Kıymetini bilecek.
O Server Hakk’ı bildi,
Hak katında sevildi,
Her yerde nimet hazır,
Göz gerektir görecek.
Dile rızkını Hak’tan,
O sana verir yoktan,
Nefsin bilmiş ol gerek,
Göz perdeyi silecek.
Yunus nefsi şişledi,
Zehirleri dişledi,
Yüreğime işledi,
Aşk ateşi yakacak.
Âşık gerek dalacak.
Dalgıç lazım denizden,
Girip cevher alacak.
Yine ben dalgıç oldum,
Denizden cevher aldım,
Sarraf gerek cevherin,
Kıymetini bilecek.
O Server Hakk’ı bildi,
Hak katında sevildi,
Her yerde nimet hazır,
Göz gerektir görecek.
Dile rızkını Hak’tan,
O sana verir yoktan,
Nefsin bilmiş ol gerek,
Göz perdeyi silecek.
Yunus nefsi şişledi,
Zehirleri dişledi,
Yüreğime işledi,
Aşk ateşi yakacak.
23 Kasım 2008 Pazar
Ya Allah c.c. icin, ya nefs icin
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
İyi insanlar vazifelerini yapmadığı müddetçe, kötüler daima hâkim olur. Dolayısıyla kötülüğün gitmesi için, iyi insanların çok iyi çalışmaları lazım.
Niyetimize ve amelimize bakmalıyız. (Bunu niçin yaptın?) sorusu ahirette sorulacaktır. Bu soruya hazırlanmalıdır. Bunun da cevabı iki şeydir; ya Allah için, ya nefis için!
İslam âlimlerinin kitaplarını okurken, kendimiz okuyormuş şeklinde değil de, o büyükler anlatıyormuş gibi dinlersek istifade çok olur.
Hayat hayaldir, hayalle oyalanmamalıdır. Müslümanların ilim öğrenmesi lazımdır.
İnsan niçin yaratıldığını unutursa, hayvandan beter olur.
Evliyanın sevgisi kalbe girerse, dünya muhabbeti o kalbden çıkar. İman nimetinin şükrünü ifa etmek için, hubb-i fillah ile şereflenmek lazım. Birbirimizin kalbini kırmaktan titreyelim.
Kalbi hasta olmayan insanda bir alâmet vardır, o alâmet hubb-i fillah, buğd-i fillahdır.
Kalbden kalbe yol vardır. İş, o yolu ele geçirmektir. O yolu ele geçiren kimse Allah dostlarıyla beraber olur. Gece de, gündüz de beraber olur. Neşeli zamanda da, sıkıntılı zamanda da, dünyada da, kabirde de, ahirette de beraber olur. Sevince beraberlik böyle olur!
Şu beş şey, kişinin saadetindendir:
1- Eşinin anlayışlı ve itaatli olması,
2- Evladının uysal ve saygılı olması,
3- Arkadaşlarının temiz ve samimi olması,
4- Komşularının iyi olması,
5- Geçiminin kendi memleketinde olması. [Burada kendi memleketi demek, doğduğu yer demek değildir. İşinin iyi olduğu, salih arkadaşlarının çok olduğu, dinini rahatça yaşayabildiği yer demektir.]
Şu altı haslet bulunan kadın, gerçekten iyi [saliha] vasfını kazanmıştır.
1- Beş vakit namaza riayetkâr olması,
2- Kocasına severek itaat etmesi,
3- Her işte Allah’ın rızasını gözetmesi,
4- İnsan çekiştirmekten ve kovuculuktan dilini tutması,
5- Dünya malına karşı zühd ve kanaat sahibi olması,
6- Musibetlere karşı sabır ve metanet göstermesi.
Böyle iyi kadın dinin direği, aile yuvasının temeli, ibadetlere karşı da destek ve yardımcıdır. Bunun aksi olan kadın, iyi kadın olamaz, kendisi güldüğü halde kocasını perişan eder.
İyi insanlar vazifelerini yapmadığı müddetçe, kötüler daima hâkim olur. Dolayısıyla kötülüğün gitmesi için, iyi insanların çok iyi çalışmaları lazım.
Niyetimize ve amelimize bakmalıyız. (Bunu niçin yaptın?) sorusu ahirette sorulacaktır. Bu soruya hazırlanmalıdır. Bunun da cevabı iki şeydir; ya Allah için, ya nefis için!
İslam âlimlerinin kitaplarını okurken, kendimiz okuyormuş şeklinde değil de, o büyükler anlatıyormuş gibi dinlersek istifade çok olur.
Hayat hayaldir, hayalle oyalanmamalıdır. Müslümanların ilim öğrenmesi lazımdır.
İnsan niçin yaratıldığını unutursa, hayvandan beter olur.
Evliyanın sevgisi kalbe girerse, dünya muhabbeti o kalbden çıkar. İman nimetinin şükrünü ifa etmek için, hubb-i fillah ile şereflenmek lazım. Birbirimizin kalbini kırmaktan titreyelim.
Kalbi hasta olmayan insanda bir alâmet vardır, o alâmet hubb-i fillah, buğd-i fillahdır.
Kalbden kalbe yol vardır. İş, o yolu ele geçirmektir. O yolu ele geçiren kimse Allah dostlarıyla beraber olur. Gece de, gündüz de beraber olur. Neşeli zamanda da, sıkıntılı zamanda da, dünyada da, kabirde de, ahirette de beraber olur. Sevince beraberlik böyle olur!
Şu beş şey, kişinin saadetindendir:
1- Eşinin anlayışlı ve itaatli olması,
2- Evladının uysal ve saygılı olması,
3- Arkadaşlarının temiz ve samimi olması,
4- Komşularının iyi olması,
5- Geçiminin kendi memleketinde olması. [Burada kendi memleketi demek, doğduğu yer demek değildir. İşinin iyi olduğu, salih arkadaşlarının çok olduğu, dinini rahatça yaşayabildiği yer demektir.]
Şu altı haslet bulunan kadın, gerçekten iyi [saliha] vasfını kazanmıştır.
1- Beş vakit namaza riayetkâr olması,
2- Kocasına severek itaat etmesi,
3- Her işte Allah’ın rızasını gözetmesi,
4- İnsan çekiştirmekten ve kovuculuktan dilini tutması,
5- Dünya malına karşı zühd ve kanaat sahibi olması,
6- Musibetlere karşı sabır ve metanet göstermesi.
Böyle iyi kadın dinin direği, aile yuvasının temeli, ibadetlere karşı da destek ve yardımcıdır. Bunun aksi olan kadın, iyi kadın olamaz, kendisi güldüğü halde kocasını perişan eder.
Kimde erlik var ise
Tevazuyla gelsinler,
Kimde erlik var ise.
Merdivenden iterler,
Yüksekten bakar ise.
Nefsim yüksekte gezer,
Durup yolundan azar,
Dış yüzüne o sızar,
İçinde ne var ise.
Aksakallı pir koca,
Hiç bilmez hali nice,
Boşa gitmesin hacca,
Bir gönül yıkar ise.
Gönül Çalab’ın tahtı,
Çalab gönüle baktı,
İki cihan bedbahtı,
Kim gönül yıkar ise.
Sağır işitmez sözü,
Gece sanır gündüzü,
Kördür kâfirin gözü,
Mümin, münevver ise.
Az söz insan yüküdür,
Çok söz hayvan yüküdür,
Bilene bir söz yeter,
Firasetin var ise.
Kendini ne sanırsın?
Hangi zatı tanırsın?
Sözlerimi anlarsın,
Eğer cevher var ise.
Herkes sırayla geçer,
Konanlar bir gün göçer,
Aşk şerbetini içer,
Kim bunu anlar ise.
Yunus seni yormasın,
Yüksek yerde durmasın,
Sırat hesap görmesin,
Sevdiği Gaffar ise.
Kimde erlik var ise.
Merdivenden iterler,
Yüksekten bakar ise.
Nefsim yüksekte gezer,
Durup yolundan azar,
Dış yüzüne o sızar,
İçinde ne var ise.
Aksakallı pir koca,
Hiç bilmez hali nice,
Boşa gitmesin hacca,
Bir gönül yıkar ise.
Gönül Çalab’ın tahtı,
Çalab gönüle baktı,
İki cihan bedbahtı,
Kim gönül yıkar ise.
Sağır işitmez sözü,
Gece sanır gündüzü,
Kördür kâfirin gözü,
Mümin, münevver ise.
Az söz insan yüküdür,
Çok söz hayvan yüküdür,
Bilene bir söz yeter,
Firasetin var ise.
Kendini ne sanırsın?
Hangi zatı tanırsın?
Sözlerimi anlarsın,
Eğer cevher var ise.
Herkes sırayla geçer,
Konanlar bir gün göçer,
Aşk şerbetini içer,
Kim bunu anlar ise.
Yunus seni yormasın,
Yüksek yerde durmasın,
Sırat hesap görmesin,
Sevdiği Gaffar ise.
Rehbersiz olmaz
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Eğer bir insanın terbiye edicisi olmazsa, terbiye nedir bilmez. Bir hayvan evcilleştirilmezse evcil hayvan olmaz. İnsan kendi kendine güzel ahlaklı olamaz. Güzel ahlakın ne olduğunu bilmez ki, olabilsin. Mesela Araplar vahşet içerisinde yaşıyorlardı. O vahşet içerisinde yaşayan insanlara Hazret-i Peygamber geldi, onlara güzel ahlakın ne olduğunu anlattı, aynı insanlar, dünyanın en mümtaz insanları oldu.
Şimdi biz birisini örnek almazsak ahlakımızı nasıl değiştirebiliriz? “Ben böyleyim” demek doğru olmaz; çünkü Rabbimizin rızası, öyle değildir. Onun için Peygamber efendimiz, (Ben güzel huyları anlatmak, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim) buyuruyor.
Güzel ahlaklı olmak, kızmamak, kalb kırmamak, insanları mutlu etmek, memnun etmek, sevindirmektir. Yine Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.)
(Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, diliyle kimseyi incitmeyen, şakayla veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan Müslüman Cennete girecektir.)
Bu insanı ateş yakamaz, buyuruyor Peygamber efendimiz. Onun için, güzel ahlaklı insan, az ibadet etse de, çok sevab kazanır. İnsanları kıran döken, çok ibadet etse de sıkıntısını çeker. Peygamber efendimize demişler ki, bir kadın var, sabahlara kadar ibadet ediyor, akşamlara kadar oruç tutuyor; ama komşuları ondan illallah diyor. Peygamberimiz, (Onun yeri Cehennemdir) buyuruyor. Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruyor:
(Bir Müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi 70 kere yıkmaktan daha günahtır.)
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
(Kalb carullahtır. Carullah demek Allahü teâlâya komşu demektir. Eğer komşu kırılırsa sahibi de kırılır. Onun için, ister Müslüman olsun, ister kâfir olsun, ister facir olsun, ister fasık olsun, ister evliya olsun, hiç kimsenin kalbini kırmamaya özen göstermelidir.)
Kimseye iyilik yapmak mecburiyetinde değiliz, ister yaparız ister yapmayız; ama kötülük yapmamaya mecburuz. Neden bu iyiliği yapmadın demezler; ama neden bu kötülüğü yaptın diye hesap sorarlar. Allahü teâlâyı incitmemek için, onun komşusunu incitmemek lazım. Onun komşusunu, kim olursa olsun, kırmak günahtır.
Eğer bir insanın terbiye edicisi olmazsa, terbiye nedir bilmez. Bir hayvan evcilleştirilmezse evcil hayvan olmaz. İnsan kendi kendine güzel ahlaklı olamaz. Güzel ahlakın ne olduğunu bilmez ki, olabilsin. Mesela Araplar vahşet içerisinde yaşıyorlardı. O vahşet içerisinde yaşayan insanlara Hazret-i Peygamber geldi, onlara güzel ahlakın ne olduğunu anlattı, aynı insanlar, dünyanın en mümtaz insanları oldu.
Şimdi biz birisini örnek almazsak ahlakımızı nasıl değiştirebiliriz? “Ben böyleyim” demek doğru olmaz; çünkü Rabbimizin rızası, öyle değildir. Onun için Peygamber efendimiz, (Ben güzel huyları anlatmak, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim) buyuruyor.
Güzel ahlaklı olmak, kızmamak, kalb kırmamak, insanları mutlu etmek, memnun etmek, sevindirmektir. Yine Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.)
(Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, diliyle kimseyi incitmeyen, şakayla veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan Müslüman Cennete girecektir.)
Bu insanı ateş yakamaz, buyuruyor Peygamber efendimiz. Onun için, güzel ahlaklı insan, az ibadet etse de, çok sevab kazanır. İnsanları kıran döken, çok ibadet etse de sıkıntısını çeker. Peygamber efendimize demişler ki, bir kadın var, sabahlara kadar ibadet ediyor, akşamlara kadar oruç tutuyor; ama komşuları ondan illallah diyor. Peygamberimiz, (Onun yeri Cehennemdir) buyuruyor. Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruyor:
(Bir Müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi 70 kere yıkmaktan daha günahtır.)
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
(Kalb carullahtır. Carullah demek Allahü teâlâya komşu demektir. Eğer komşu kırılırsa sahibi de kırılır. Onun için, ister Müslüman olsun, ister kâfir olsun, ister facir olsun, ister fasık olsun, ister evliya olsun, hiç kimsenin kalbini kırmamaya özen göstermelidir.)
Kimseye iyilik yapmak mecburiyetinde değiliz, ister yaparız ister yapmayız; ama kötülük yapmamaya mecburuz. Neden bu iyiliği yapmadın demezler; ama neden bu kötülüğü yaptın diye hesap sorarlar. Allahü teâlâyı incitmemek için, onun komşusunu incitmemek lazım. Onun komşusunu, kim olursa olsun, kırmak günahtır.
22 Kasım 2008 Cumartesi
Umit kesmem senden
Ya rab, hep bozsam tevbemi,
Ümit kesmem asla senden.
Günah doldursam heybemi,
Ümit kesmem asla senden.
Seviyorum rabbim seni,
Günahım çok affet beni,
Sil hepsini eski yeni,
Ümit kesmem asla senden.
İmansızlar keser umut,
Görmüyoruz derler somut,
Belli olur bir gün komut,
Ümit kesmem asla senden.
Evim barkım yıkılsa da,
Malım mülküm yakılsa da,
Peşime el takılsa da,
Ümit kesmem asla senden.
Ellerimi bağlasalar,
Gözlerimi dağlasalar,
Urganımı yağlasalar,
Ümit kesmem asla senden.
Bataklarda batıp kalsam,
Namazları eksik kılsam,
Günah deryasına dalsam,
Ümit kesmem asla senden.
Ayaklarım kayar mı ki?
Azgın nefsim doyar mı ki?
Din emrine uyar mı ki?
Ümit kesmem asla senden.
Nimetlerin gelmez dile,
Başka kitap almam ele,
Küfre girmem bile bile,
Ümit kesmem asla senden.
Gaflet ile geçse yaşım,
Belalara girse başım,
Zehir ile pişse aşım,
Ümit kesmem asla senden.
Boşa geçse, gençlik çağı,
İlacıma konsa ağı,
Aş deseler karlı dağı,
Ümit kesmem asla senden.
Halimden hiç sorulmasa,
Yaralarım sarılmasa,
Akan sular durulmasa,
Ümit kesmem asla senden.
Gelir bunca nimet nerden?
Medet ummam başka yerden,
Yunus geçer bir gün serden,
Ümit kesmem asla senden.
Ümit kesmem asla senden.
Günah doldursam heybemi,
Ümit kesmem asla senden.
Seviyorum rabbim seni,
Günahım çok affet beni,
Sil hepsini eski yeni,
Ümit kesmem asla senden.
İmansızlar keser umut,
Görmüyoruz derler somut,
Belli olur bir gün komut,
Ümit kesmem asla senden.
Evim barkım yıkılsa da,
Malım mülküm yakılsa da,
Peşime el takılsa da,
Ümit kesmem asla senden.
Ellerimi bağlasalar,
Gözlerimi dağlasalar,
Urganımı yağlasalar,
Ümit kesmem asla senden.
Bataklarda batıp kalsam,
Namazları eksik kılsam,
Günah deryasına dalsam,
Ümit kesmem asla senden.
Ayaklarım kayar mı ki?
Azgın nefsim doyar mı ki?
Din emrine uyar mı ki?
Ümit kesmem asla senden.
Nimetlerin gelmez dile,
Başka kitap almam ele,
Küfre girmem bile bile,
Ümit kesmem asla senden.
Gaflet ile geçse yaşım,
Belalara girse başım,
Zehir ile pişse aşım,
Ümit kesmem asla senden.
Boşa geçse, gençlik çağı,
İlacıma konsa ağı,
Aş deseler karlı dağı,
Ümit kesmem asla senden.
Halimden hiç sorulmasa,
Yaralarım sarılmasa,
Akan sular durulmasa,
Ümit kesmem asla senden.
Gelir bunca nimet nerden?
Medet ummam başka yerden,
Yunus geçer bir gün serden,
Ümit kesmem asla senden.
21 Kasım 2008 Cuma
Goresin
Eğriliği bırakıp,
Doğru yola gelesin,
Kibri kini çıkarıp,
Erden nasip alasın.
Ne verirsen elinle,
Onlar gider seninle,
İnkâr etsen dilinle,
Varınca anlayasın.
Kim kalbde pas yatırır,
Bil ki onu yitirir,
İçerde şah oturur,
Girdiğin an göresin.
Yunus niçin durmadan,
Bahsedersin hep aşktan?
Haber gelince dosttan,
Ona nasıl varasın?
Doğru yola gelesin,
Kibri kini çıkarıp,
Erden nasip alasın.
Ne verirsen elinle,
Onlar gider seninle,
İnkâr etsen dilinle,
Varınca anlayasın.
Kim kalbde pas yatırır,
Bil ki onu yitirir,
İçerde şah oturur,
Girdiğin an göresin.
Yunus niçin durmadan,
Bahsedersin hep aşktan?
Haber gelince dosttan,
Ona nasıl varasın?
Cuma gunu ile ilgili nasihatler
Rahman ve Rahim olan Allah ‘ ın adıyla ;
Hüccetü ‘ l – İslam İmam-ı Gazali ‘ den Sultan Melikşah ‘ a :
Ey doğunun ve batının sultanı !! Şunu bil ki : Allah (c.c.) sizlere zahiri ve batini birçok nimetler vermiştir. Size gereken , Allah ‘ a şükretmek ve bunu yaymaktır. Kim Allah ‘ ın nimetlerine şükretmezse elinden alınır.
İman ağacının kökleri kalpte sabitleşmez , dalları da İTAAT ile kuvvetlendirilip sağlam hale getirilmezse ölüm rüzgarları estiğinde , yıkılma tehlikesinden korkulur. Zayıf bir iman son nefeste kökünden kopar. Bu durumda , Allah muhafaza etsin , kul imansız kalır ve elinde hiçbir iyilik olmaksızın Rabbinin huzuruna çıkar.
Ey sultan ! Bu ağacın kökü kalp ile İMAN , dalları ise azalarla AMEL etmektir. Bu ağacın gelişip büyümesi , haftanın bir gününü Sırf Allah ‘ a ibadet için ayırman ve ahiret ameli ile meşgul olman ile mümkündür. Ayıracağın bu gün CUMA GÜNÜDÜR.
Çünkü CUMA GÜNÜ müminlerin bayramıdır . O günde öyle bir saat vardır ki , iyi bir niyet ve temiz bir kalp ile dua yapıldığında Allah (c.c.) kulun istediğini verir , duasını boşa çıkarmaz…
Cuma gecesinden ORUCA NİYET ET !!!. Buna perşembeyi veya cumartesiyi katarsan daha güzel olur.( Yalnız Cuma günü oruç tutmak tenzihen mekruhtur) Cuma günü sabah erken kalk , guslünü al ! SABAH NAMAZINI CEMAATLE KIL !!!
Güneş doğuncaya kadar Allah ‘ı yüzünü kıbleden çevirmeden zikret ! Bundan sonra tahtında iken veya yalnız kaldığında ÇOKÇA SALAVAT GETİR!!!
Cuma günü mümkün olduğu kadar SADAKA VER !!!
Haftanın Cuma gününü Yüce Allah ‘ a tahsis et ki bu amelin , diğer günlerdeki günahlarını temizlesin……
( İMAM- I GAZALİ )
Hüccetü ‘ l – İslam İmam-ı Gazali ‘ den Sultan Melikşah ‘ a :
Ey doğunun ve batının sultanı !! Şunu bil ki : Allah (c.c.) sizlere zahiri ve batini birçok nimetler vermiştir. Size gereken , Allah ‘ a şükretmek ve bunu yaymaktır. Kim Allah ‘ ın nimetlerine şükretmezse elinden alınır.
İman ağacının kökleri kalpte sabitleşmez , dalları da İTAAT ile kuvvetlendirilip sağlam hale getirilmezse ölüm rüzgarları estiğinde , yıkılma tehlikesinden korkulur. Zayıf bir iman son nefeste kökünden kopar. Bu durumda , Allah muhafaza etsin , kul imansız kalır ve elinde hiçbir iyilik olmaksızın Rabbinin huzuruna çıkar.
Ey sultan ! Bu ağacın kökü kalp ile İMAN , dalları ise azalarla AMEL etmektir. Bu ağacın gelişip büyümesi , haftanın bir gününü Sırf Allah ‘ a ibadet için ayırman ve ahiret ameli ile meşgul olman ile mümkündür. Ayıracağın bu gün CUMA GÜNÜDÜR.
Çünkü CUMA GÜNÜ müminlerin bayramıdır . O günde öyle bir saat vardır ki , iyi bir niyet ve temiz bir kalp ile dua yapıldığında Allah (c.c.) kulun istediğini verir , duasını boşa çıkarmaz…
Cuma gecesinden ORUCA NİYET ET !!!. Buna perşembeyi veya cumartesiyi katarsan daha güzel olur.( Yalnız Cuma günü oruç tutmak tenzihen mekruhtur) Cuma günü sabah erken kalk , guslünü al ! SABAH NAMAZINI CEMAATLE KIL !!!
Güneş doğuncaya kadar Allah ‘ı yüzünü kıbleden çevirmeden zikret ! Bundan sonra tahtında iken veya yalnız kaldığında ÇOKÇA SALAVAT GETİR!!!
Cuma günü mümkün olduğu kadar SADAKA VER !!!
Haftanın Cuma gününü Yüce Allah ‘ a tahsis et ki bu amelin , diğer günlerdeki günahlarını temizlesin……
( İMAM- I GAZALİ )
20 Kasım 2008 Perşembe
Müslüman müslümanın kardeşidir
Allah için, Resülü için Kitabı için, müslümanların imamları ve hepsi için! Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona yardımını kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez. Herbiriniz, kardeşinin aynasıdır, onda bir rahatsızlık görürse bunu ondan çekip alsın, yok etsin.
Tirmizi, Birr 17,18
Sadaka Rasulallah s.a.v.
Tirmizi, Birr 17,18
Sadaka Rasulallah s.a.v.
19 Kasım 2008 Çarşamba
Insan hakikati
İnsanın hayvan ve diğer yaratılmışlardan daha şerefli ve kamil olduğu açıktır . Çünkü diğer hayvanlarda mevcut olan haller insanda da mevcuttur .
FAKAT İNSANDAKİ KEMAL VE OLGUNLUK HAYVANLARDA YOKTUR !!!
Örneğin : At , eşekten üstündür . Çünkü eşek yük çekmek için yaratılmıştır . At ise harp meydanlarında ona binip her tarafa koşup dolaşmak için yaratılmıştır . Bununla beraber ona da eşek gibi yük taşıma gücü verilmiştir.Üstelik ona süratli yürüme ve koşmada verilmiştir ki bu eşekte yoktur. Eğer at kendi kemalinden aciz olursa , onun sırtına semeri vururlar ve eşek seviyesine indirirler . Bu onun için noksanlık ve perişanlık olur..
BUNUN GİBİ KİMİ İNSANLAR , İNSANIN ; YEMEK , UYUMAK VE CİNSİ MÜNASEBETTE BULUNMAK İÇİN YARATILDIĞINI SANIRLAR VE BUNUN İÇİNDE BÜTÜN ÖMÜRLERİNİ BU İŞLERLE GEÇİRİRLER…BU ÖZELLİKLERİN HEPSİ HAYVANLARDA DA VARDIR..
O halde insan onlardan nasıl daha üstün olabilir ? Hayvanlara ve yırtıcılara her ne verilmişse insana da verilmiştir.
İnsanlara fazla olarak bir de kemal verilmiştir ki o :
AKILDIR !!! ALLAHU TEALAYI ONUNLA TANIR , BÜTÜN ACAYİP İŞLERİNİ ONUNLA ANLAR , ONUNLA KENDİNİ GAZAB VE ŞEHVETİN ELİNDEN KURTARIR . AKIL SEBEBİ İLE , YERYÜZÜNDEKİ MEVCUT OLAN HERŞEY , ONUN EMRİNE GİRER !!!
'' O göklerde ve yerde olanların hepsini sizin emrinize vermiştir '' (Casiye-13)
O HALDE İNSANIN HAKİKATİ AKILDIR !!!
(İmam-ı Gazali - Kimya-yı Saadet )
FAKAT İNSANDAKİ KEMAL VE OLGUNLUK HAYVANLARDA YOKTUR !!!
Örneğin : At , eşekten üstündür . Çünkü eşek yük çekmek için yaratılmıştır . At ise harp meydanlarında ona binip her tarafa koşup dolaşmak için yaratılmıştır . Bununla beraber ona da eşek gibi yük taşıma gücü verilmiştir.Üstelik ona süratli yürüme ve koşmada verilmiştir ki bu eşekte yoktur. Eğer at kendi kemalinden aciz olursa , onun sırtına semeri vururlar ve eşek seviyesine indirirler . Bu onun için noksanlık ve perişanlık olur..
BUNUN GİBİ KİMİ İNSANLAR , İNSANIN ; YEMEK , UYUMAK VE CİNSİ MÜNASEBETTE BULUNMAK İÇİN YARATILDIĞINI SANIRLAR VE BUNUN İÇİNDE BÜTÜN ÖMÜRLERİNİ BU İŞLERLE GEÇİRİRLER…BU ÖZELLİKLERİN HEPSİ HAYVANLARDA DA VARDIR..
O halde insan onlardan nasıl daha üstün olabilir ? Hayvanlara ve yırtıcılara her ne verilmişse insana da verilmiştir.
İnsanlara fazla olarak bir de kemal verilmiştir ki o :
AKILDIR !!! ALLAHU TEALAYI ONUNLA TANIR , BÜTÜN ACAYİP İŞLERİNİ ONUNLA ANLAR , ONUNLA KENDİNİ GAZAB VE ŞEHVETİN ELİNDEN KURTARIR . AKIL SEBEBİ İLE , YERYÜZÜNDEKİ MEVCUT OLAN HERŞEY , ONUN EMRİNE GİRER !!!
'' O göklerde ve yerde olanların hepsini sizin emrinize vermiştir '' (Casiye-13)
O HALDE İNSANIN HAKİKATİ AKILDIR !!!
(İmam-ı Gazali - Kimya-yı Saadet )
Ruh Insani
"Madde ve manayı birbiri içinde bütünleştirip bünyesinde barındıran her zaman kalp ve ruhun derece-i hayatını takip ederek,cehennem yolunun sürî güzelliklerine takılmayıp,cennet yolunun zorluklarina katlanan ve Rabbaniliğini korumaya çalışan bir hakikat eridir.."
Hayâ nedir?
Utanma, âr, nâmus . Çirkin şeylerden sıkılma veya edebe uymayan bir şeyin meydana gelmesinden dolayı kalbde meydana gelen rahatsızlık.
Âfetlerin evveli, cehâlet, bilgisizlik, sonra nefsin arzû ve isteklerine meyletmek, sonra hayâyı terk etmektir. (Sehl-i Tüsterî)
Hayâ îmândandır. Îmânı olan Cennet'tedir. Fuhuş kötülüktür. Kötüler Cehennem'dedir. (Hadîs-i şerîf-Et-Tergîb vet-Terhîb, Buhârî)
Hayânın en kıymetlisi, Allahü teâlâdan utanmaktır. Ondan sonra Resûlullah'tan (sallallahü aleyhi ve sellem) hayâdır. Daha sonra insanlardan hayâ etmek gelir. (Muhammed Hâdimî)
İmam Maverdî, Allah'tan utanmayı şöyle tanımlar: "O'nun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmaktır."
Allahü teâlâdan hayâ ediniz! Hakîkî mânâda Allahü teâlâdan hayâ etmek, kötü düşüncelerden uzak durmak, helâl lokma yemek ve ölümü hatırlamaktır. Âhireti isteyenler dünyânın zînetinden süsünden uzaklaşır. İşte bunları yapmak, Allahü teâlâdan hakkıyla korkmak demektir. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, Taberânî)
Cennet'e gitmek isteyen uzun emel sâhibi olmasın. Dünyâ işleri ile uğraşması ölümü unutturmasın. Harâm işlemekte Allah'tan hayâ etsin. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Hayâsız insan, halk içinde çıplak oturan kimse gibidir. (Hazret-i Ebû Bekr (ra) )
Hayasız insan; toplum huzurunu ,insan haklarını ve değerlerini hiçe sayar böylece hem maddi hem de manevi çöküntülere sebep olur. Bu istenilmeyen hallerden ALLAH a sığınmak gerekir. İmanımızı korumak ve HAKKA olan samimiyetimiz arttırmaya çalışarak yani Yüce ALLAH ın huzuruna çıkıcağımızı(imanlı isek) ve bizlerin her anı bildiğini, gördüğünü unutmayarak dürüstlük ile hayasızlıktan korunuruz. Kur'ân'da "Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?" (el-Alak, 96/16) buyurulmuş.
Hayâ ile îmân, berâberdirler. Biri gidince, diğeri onu tâkib eder. (Hadîs-i şerîf-Nisâb-ül-Ahbâr)
Haya herkese nasib olmayacak kadar değerlidir.
Âfetlerin evveli, cehâlet, bilgisizlik, sonra nefsin arzû ve isteklerine meyletmek, sonra hayâyı terk etmektir. (Sehl-i Tüsterî)
Hayâ îmândandır. Îmânı olan Cennet'tedir. Fuhuş kötülüktür. Kötüler Cehennem'dedir. (Hadîs-i şerîf-Et-Tergîb vet-Terhîb, Buhârî)
Hayânın en kıymetlisi, Allahü teâlâdan utanmaktır. Ondan sonra Resûlullah'tan (sallallahü aleyhi ve sellem) hayâdır. Daha sonra insanlardan hayâ etmek gelir. (Muhammed Hâdimî)
İmam Maverdî, Allah'tan utanmayı şöyle tanımlar: "O'nun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmaktır."
Allahü teâlâdan hayâ ediniz! Hakîkî mânâda Allahü teâlâdan hayâ etmek, kötü düşüncelerden uzak durmak, helâl lokma yemek ve ölümü hatırlamaktır. Âhireti isteyenler dünyânın zînetinden süsünden uzaklaşır. İşte bunları yapmak, Allahü teâlâdan hakkıyla korkmak demektir. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, Taberânî)
Cennet'e gitmek isteyen uzun emel sâhibi olmasın. Dünyâ işleri ile uğraşması ölümü unutturmasın. Harâm işlemekte Allah'tan hayâ etsin. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Hayâsız insan, halk içinde çıplak oturan kimse gibidir. (Hazret-i Ebû Bekr (ra) )
Hayasız insan; toplum huzurunu ,insan haklarını ve değerlerini hiçe sayar böylece hem maddi hem de manevi çöküntülere sebep olur. Bu istenilmeyen hallerden ALLAH a sığınmak gerekir. İmanımızı korumak ve HAKKA olan samimiyetimiz arttırmaya çalışarak yani Yüce ALLAH ın huzuruna çıkıcağımızı(imanlı isek) ve bizlerin her anı bildiğini, gördüğünü unutmayarak dürüstlük ile hayasızlıktan korunuruz. Kur'ân'da "Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?" (el-Alak, 96/16) buyurulmuş.
Hayâ ile îmân, berâberdirler. Biri gidince, diğeri onu tâkib eder. (Hadîs-i şerîf-Nisâb-ül-Ahbâr)
Haya herkese nasib olmayacak kadar değerlidir.
12 Kasım 2008 Çarşamba
Aşağıdaki linklerden İmam-ı Gazali'nin eserlerini ve videosunu bilgisayarlarınıza indirebilirsiniz .
Katkılarından dolayı grup üyesi BEKİR DEMİREL kardeşimizden Allah Razı olsun...
Eyyühel Veled (Ey Oğul) - İmam Gazali Video
http://www.bilgipasaji.com%2Fforum%2Fislami-bilgiler-340%2F164333-eyyuhel-veled-ey-ogul-imam-gazali-dini-video-online-izle-indir-yukle-download.html
İmam-ı Gazali kulliyatı ( 18 eser )
http://www.sufizmvebilim.com%2F2008%2F07%2F12%2Fimam-gazali-kulliyati-sufizm-ve-bilim%2F
Peygamber efendimizin (sav) hayatını anlatan "Iki Cihan Güneşi Peygamberimiz" adlı kitabi sesli olarak aşağıdaki adresten indirip dinleye bilirsiniz.
http://www.kalplerinkesfi.de%2Ficgp%2Fstart.html
Imam Gazâli- Dil Belasi - Kitâbü Âfati'l-lisan Sesli Kitap:
http://dilbelasi.cobanmedya.com%2Fstart.html
İmam Gazali - Mükasefetü´l Kulub - Kalplerin Kesfi Sesli Kitap:
http://www.kalplerinkesfi.de%2Farsiv.html
Katkılarından dolayı grup üyesi BEKİR DEMİREL kardeşimizden Allah Razı olsun...
Eyyühel Veled (Ey Oğul) - İmam Gazali Video
http://www.bilgipasaji.com%2Fforum%2Fislami-bilgiler-340%2F164333-eyyuhel-veled-ey-ogul-imam-gazali-dini-video-online-izle-indir-yukle-download.html
İmam-ı Gazali kulliyatı ( 18 eser )
http://www.sufizmvebilim.com%2F2008%2F07%2F12%2Fimam-gazali-kulliyati-sufizm-ve-bilim%2F
Peygamber efendimizin (sav) hayatını anlatan "Iki Cihan Güneşi Peygamberimiz" adlı kitabi sesli olarak aşağıdaki adresten indirip dinleye bilirsiniz.
http://www.kalplerinkesfi.de%2Ficgp%2Fstart.html
Imam Gazâli- Dil Belasi - Kitâbü Âfati'l-lisan Sesli Kitap:
http://dilbelasi.cobanmedya.com%2Fstart.html
İmam Gazali - Mükasefetü´l Kulub - Kalplerin Kesfi Sesli Kitap:
http://www.kalplerinkesfi.de%2Farsiv.html
Her zaman edeb
"Biriniz yanındaki iki melekten (kiramen katibîn) iki salih komşusundan utandığı gibi utansın da, günah işlemesin.
Çünkü onlar, gece-gündüz kendisi ile beraberdir."
(Beyhaki)
---
İnsan kusurlu ve ayıplı halleri insanların yanında, özellikle de komşu, akraba gibi tanıdıkların yanında yapmak istemez. Onların hüsnü zanlarını ve olumlu intibalarını zedelemek istemez.
Bu konuda titiz olan insanın, yanından hiç ayrılmayan, onun bütün hareket ve davranışlarını yazıp kaydeden kiramen katibin meleklerini de düşünüp hiçbir zaman yalnız olmadığını, gece gündüz onlarla beraber bulunduğunu unutmaması gerekir.
Çünkü onlar, gece-gündüz kendisi ile beraberdir."
(Beyhaki)
---
İnsan kusurlu ve ayıplı halleri insanların yanında, özellikle de komşu, akraba gibi tanıdıkların yanında yapmak istemez. Onların hüsnü zanlarını ve olumlu intibalarını zedelemek istemez.
Bu konuda titiz olan insanın, yanından hiç ayrılmayan, onun bütün hareket ve davranışlarını yazıp kaydeden kiramen katibin meleklerini de düşünüp hiçbir zaman yalnız olmadığını, gece gündüz onlarla beraber bulunduğunu unutmaması gerekir.
11 Kasım 2008 Salı
Namazı bozan şeyler
Sual: Dışarıdan müdahale etmekle namazı bozanlar nelerdir?
CEVAP
Bazıları şöyledir:
1- İmamdan başkasının duasına âmin demek bozar. Yanımızdaki biri, işitebileceğimiz kadar sesle Fatiha okusa, biz onun okuduğu Fatiha’ya âmin dersek namaz bozulur. Yahut biz yalnız namaz kılarken, yanımızda cemaatle namaz kılınsa, o cemaatin imam Fatiha’yı okuyunca bizim âmin dememiz namazı bozar; çünkü o kendi imamız değildir. Yahut biri yanımıza gelip Allah senin günahlarını affetsin dese, biz de âmin desek namazımız bozulur.
Hoparlörden çıkan ses de, imamın kendi sesi olmadığı için, imamın hoparlörle okuduğu Fatiha’dan sonra âmin demek de namazı bozar.
2- Başkasının sözüyle yerini değiştirmek, mesela imamla beraber iki kişi namaz kılarken, üçüncü bir kişi gelip, imamın yanındaki duran kimseye, arkaya gel dese veya omzuna vursa, o da gelen kimseye uyup geriye gelse namazı bozulur. Kendi arzusuyla, gelirse bozulmuş olmaz.
3- Namaz kılarken yanına gelen biri, biraz çekil de, ben de yanına sıkışayım dese, o da, onun sözüyle yer açsa namazı bozulur; çünkü namazda başkasının emriyle hareket etmiştir.
4- İmamından başkasının yanlışını düzeltmek namazı bozar. Mesela başka birisi Kur’an-ı kerim okurken yanlış okusa, namaz kılan da, kelimenin doğrusunu söylese namazı bozulur; çünkü kendi imamından başkasına cevap verilmiş oluyor. Kendi imamı yanlış okusa düzeltmek yahut âyetin devamını getiremese, ona hatırlatmak bozmaz.
5- Birisi çağırınca veya bir şey sorunca, (La havle ve la kuvvete illa billah) veya (Sübhanallah) yahut (La ilahe illallah) demek namazı bozar. Namazda olduğunu bildirmek için söylerse, namaz fasid olmaz. Sorana cevap maksadıyla söylerse bozulur. Bu inceliğe dikkat edilmelidir.
6- Diliyle veya eliyle başkasının selamını almak bozar. Biri biz namaz kılarken bilerek veya bilmeyerek bize selam verse, biz de alsak veya elimizle aldığımız bildirsek, mesela elimizi göğsümüze koysak veya başımıza kaldırsak, cevap olacağı için namaz bozulmuş olur.
7- Aksırıp (Elhamdülillah) diyene, (Yerhamükallah) demek bozar. Çünkü onun hamd etmesine cevap verilmiş oluyor.
8- Bir musibet, kötü bir haber işitince, (İnna lillah ve inna ileyhi raciun) demek bozar; çünkü o habere cevap verilmiş oluyor. Namaz kılarken biri gelip, deden öldü dese, o da (İnna lillah… ) dese namazı bozulur; çünkü dışarıdan birisine cevap verilmiş oluyor.
9- Allahü teâlânın ismi işitilince, (Celle celalüh, tebarekallah) gibi bir söz söylemek bozar; çünkü bu da dışarıdan birine cevap vermek sayılıyor.
10- Resulullah efendimizin ismini işitince, (Sallallahü aleyhi ve sellem) demek veya başka salevat getirmek namazı bozar; çünkü bu da dışarıdan birine cevap vermek demektir.
11- Biz namaz kılarken yanımızda başka cemaat teşekkül etse, o imam, (Semi’ Allahü limen hamideh) dediği zaman, biz (Rabbena lekel-hamd) desek namazımız bozulur; çünkü başka birisinin sözüne cevap vermiş oluyoruz. Hoparlörden gelen, (Semi’ Allahü limen hamideh) sesine, (Rabbena lekel-hamd) diyerek cevap vermek de, başka birisine cevap vermek gibidir.
Resulullah efendimiz, namazda rükûdan kalkarken, (Semi’ Allahü limen hamideh) deyince, ilk safta bulunan Hazret-i Muaviye, cevap olarak (Rabbena lekel-hamd) dedi. Böyle söylemesi takdir buyurularak, bunu söylemek kıyamete kadar sünnet olarak kaldı.
CEVAP
Bazıları şöyledir:
1- İmamdan başkasının duasına âmin demek bozar. Yanımızdaki biri, işitebileceğimiz kadar sesle Fatiha okusa, biz onun okuduğu Fatiha’ya âmin dersek namaz bozulur. Yahut biz yalnız namaz kılarken, yanımızda cemaatle namaz kılınsa, o cemaatin imam Fatiha’yı okuyunca bizim âmin dememiz namazı bozar; çünkü o kendi imamız değildir. Yahut biri yanımıza gelip Allah senin günahlarını affetsin dese, biz de âmin desek namazımız bozulur.
Hoparlörden çıkan ses de, imamın kendi sesi olmadığı için, imamın hoparlörle okuduğu Fatiha’dan sonra âmin demek de namazı bozar.
2- Başkasının sözüyle yerini değiştirmek, mesela imamla beraber iki kişi namaz kılarken, üçüncü bir kişi gelip, imamın yanındaki duran kimseye, arkaya gel dese veya omzuna vursa, o da gelen kimseye uyup geriye gelse namazı bozulur. Kendi arzusuyla, gelirse bozulmuş olmaz.
3- Namaz kılarken yanına gelen biri, biraz çekil de, ben de yanına sıkışayım dese, o da, onun sözüyle yer açsa namazı bozulur; çünkü namazda başkasının emriyle hareket etmiştir.
4- İmamından başkasının yanlışını düzeltmek namazı bozar. Mesela başka birisi Kur’an-ı kerim okurken yanlış okusa, namaz kılan da, kelimenin doğrusunu söylese namazı bozulur; çünkü kendi imamından başkasına cevap verilmiş oluyor. Kendi imamı yanlış okusa düzeltmek yahut âyetin devamını getiremese, ona hatırlatmak bozmaz.
5- Birisi çağırınca veya bir şey sorunca, (La havle ve la kuvvete illa billah) veya (Sübhanallah) yahut (La ilahe illallah) demek namazı bozar. Namazda olduğunu bildirmek için söylerse, namaz fasid olmaz. Sorana cevap maksadıyla söylerse bozulur. Bu inceliğe dikkat edilmelidir.
6- Diliyle veya eliyle başkasının selamını almak bozar. Biri biz namaz kılarken bilerek veya bilmeyerek bize selam verse, biz de alsak veya elimizle aldığımız bildirsek, mesela elimizi göğsümüze koysak veya başımıza kaldırsak, cevap olacağı için namaz bozulmuş olur.
7- Aksırıp (Elhamdülillah) diyene, (Yerhamükallah) demek bozar. Çünkü onun hamd etmesine cevap verilmiş oluyor.
8- Bir musibet, kötü bir haber işitince, (İnna lillah ve inna ileyhi raciun) demek bozar; çünkü o habere cevap verilmiş oluyor. Namaz kılarken biri gelip, deden öldü dese, o da (İnna lillah… ) dese namazı bozulur; çünkü dışarıdan birisine cevap verilmiş oluyor.
9- Allahü teâlânın ismi işitilince, (Celle celalüh, tebarekallah) gibi bir söz söylemek bozar; çünkü bu da dışarıdan birine cevap vermek sayılıyor.
10- Resulullah efendimizin ismini işitince, (Sallallahü aleyhi ve sellem) demek veya başka salevat getirmek namazı bozar; çünkü bu da dışarıdan birine cevap vermek demektir.
11- Biz namaz kılarken yanımızda başka cemaat teşekkül etse, o imam, (Semi’ Allahü limen hamideh) dediği zaman, biz (Rabbena lekel-hamd) desek namazımız bozulur; çünkü başka birisinin sözüne cevap vermiş oluyoruz. Hoparlörden gelen, (Semi’ Allahü limen hamideh) sesine, (Rabbena lekel-hamd) diyerek cevap vermek de, başka birisine cevap vermek gibidir.
Resulullah efendimiz, namazda rükûdan kalkarken, (Semi’ Allahü limen hamideh) deyince, ilk safta bulunan Hazret-i Muaviye, cevap olarak (Rabbena lekel-hamd) dedi. Böyle söylemesi takdir buyurularak, bunu söylemek kıyamete kadar sünnet olarak kaldı.
Erenlerin himmeti
Can gayet ulu bir şey,
Ten onun aletidir.
Yenilip içilen şey,
Bedenin kuvvetidir.
Cansız yaşamaz insan,
Korunmaya muhtaç can,
Canı güvenli kılan,
Evliya sohbetidir.
Sohbet canları besler,
Törpülenir hevesler,
Gönülden gelen sesler
Mürşidin himmetidir.
Erenin yüzü suyu,
Su ile dolar kuyu,
Taşıtan güzel huyu,
Dervişin hizmetidir.
İnayet pirin işi,
Bilmez sıradan kişi,
Bulunmaz devlet kuşu,
Âşığın devletidir.
Yunus’un yandı içi,
Ağarttı siyah saçı,
Kimseye bulmaz suçu,
Erenin nimetidir.
Ten onun aletidir.
Yenilip içilen şey,
Bedenin kuvvetidir.
Cansız yaşamaz insan,
Korunmaya muhtaç can,
Canı güvenli kılan,
Evliya sohbetidir.
Sohbet canları besler,
Törpülenir hevesler,
Gönülden gelen sesler
Mürşidin himmetidir.
Erenin yüzü suyu,
Su ile dolar kuyu,
Taşıtan güzel huyu,
Dervişin hizmetidir.
İnayet pirin işi,
Bilmez sıradan kişi,
Bulunmaz devlet kuşu,
Âşığın devletidir.
Yunus’un yandı içi,
Ağarttı siyah saçı,
Kimseye bulmaz suçu,
Erenin nimetidir.
10 Kasım 2008 Pazartesi
Feyze kavuşma şartları
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Saadetlerin başı, İmam-ı Rabbani veya Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri gibi bir büyüğü veya bunların kitaplarını tanımaktır. Allahü teâlânın sevdiği kullarını sevince, onlardan feyz alınır, istifade edilir. Onlardan feyz alındığının alameti, dünyayı sevmemektir.
Feyz, kalbden kalbe gelen, insana Allahü teâlânın razı olduğu şeyleri yaptıran nurdur, bir kuvvettir. Allah adamlarının kalbindeki feyzler, nurlar, güneşin ziyası gibi, her yere yayılmaktadır. İslamiyet’e uyan ve bu zatları seven Müslümanların kalblerine akar. Onların, bu feyzleri aldıklarından haberleri olmayabilir; fakat kalblerinin temizlendiğini anlarlar. Karpuzun güneş karşısında olgunlaştığı gibi kemale gelirler. Eshab-ı kiram, Resulullah efendimizin sohbetinde böyle kemale geldiler. Müslümanın feyz almasına mani olan en zararlı şey, bid’at sahibi olmasıdır.
Bütün feyzlerin kaynağı, Peygamber efendimizdir. Feyz, bütün dünyaya bu kaynaktan yayılır. Bundan faydalanabilmek için de bazı şartlar vardır. Bu şartlara haiz olmayan, bundan faydalanamaz. Bu şartlar:
1- Müslüman olmak: Müslüman olmayan ne kadar iyiliksever, ne kadar iyi huylu olursa olsun, bundan istifade edemez. Ahirette de Cehennemden kurtulması, Cennete gitmesi mümkün değildir.
2- Bid’at sahibi olmamak: Bid’at sahibi olan kimse, Resulullah efendimizin sünnetinden, yolundan ayrıldığı için, Ondan gelen feyzlerden istifade edemez.
3- Dinin emir ve yasaklarına uymak: Dinin yasaklarına uymayan, emirlerini yerine getirmeyen, özellikle de namaz kılmayan, bu feyzden istifade edemez.
4- Edeb sahibi olmak: Edeb, haddini bilmek demektir. Allahü teâlâya, Resulullaha, Allah dostlarına ve din kardeşlerine karşı edepli olmayan, feyzden istifade edemez.
5- Allah dostlarının yanında bulunmak: Tam istifade için sohbet şarttır. Bu mümkün olmazsa, bunların kitaplarını okumaktır. Okumak, sohbetin yarısıdır. Mesela, yarım saat sohbetinde bulunup feyzinden istifade edebilmek için, o zatın bir saat kitabını okumak gerekir.
Suyun kaynağı ve geçtiği yol, temiz olmalıdır. Bu ikisi varsa, kaynaktan istifade edilir. Böyle kaynaktan beslenen, hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden ayırır. En zor iş, hakkı bâtıldan ayırmaktır. Peygamber efendimizin de, biz ümmetine öğretmek için, bu hususta duası var:
(Yâ Rabbi, doğruyu bize doğru olarak göster, ona uymayı nasip et ve yanlışların yanlış olduklarını göster, onlardan sakınmamızı nasip et) buyuruyor. Biz de böyle dua etmeliyiz!
Saadetlerin başı, İmam-ı Rabbani veya Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri gibi bir büyüğü veya bunların kitaplarını tanımaktır. Allahü teâlânın sevdiği kullarını sevince, onlardan feyz alınır, istifade edilir. Onlardan feyz alındığının alameti, dünyayı sevmemektir.
Feyz, kalbden kalbe gelen, insana Allahü teâlânın razı olduğu şeyleri yaptıran nurdur, bir kuvvettir. Allah adamlarının kalbindeki feyzler, nurlar, güneşin ziyası gibi, her yere yayılmaktadır. İslamiyet’e uyan ve bu zatları seven Müslümanların kalblerine akar. Onların, bu feyzleri aldıklarından haberleri olmayabilir; fakat kalblerinin temizlendiğini anlarlar. Karpuzun güneş karşısında olgunlaştığı gibi kemale gelirler. Eshab-ı kiram, Resulullah efendimizin sohbetinde böyle kemale geldiler. Müslümanın feyz almasına mani olan en zararlı şey, bid’at sahibi olmasıdır.
Bütün feyzlerin kaynağı, Peygamber efendimizdir. Feyz, bütün dünyaya bu kaynaktan yayılır. Bundan faydalanabilmek için de bazı şartlar vardır. Bu şartlara haiz olmayan, bundan faydalanamaz. Bu şartlar:
1- Müslüman olmak: Müslüman olmayan ne kadar iyiliksever, ne kadar iyi huylu olursa olsun, bundan istifade edemez. Ahirette de Cehennemden kurtulması, Cennete gitmesi mümkün değildir.
2- Bid’at sahibi olmamak: Bid’at sahibi olan kimse, Resulullah efendimizin sünnetinden, yolundan ayrıldığı için, Ondan gelen feyzlerden istifade edemez.
3- Dinin emir ve yasaklarına uymak: Dinin yasaklarına uymayan, emirlerini yerine getirmeyen, özellikle de namaz kılmayan, bu feyzden istifade edemez.
4- Edeb sahibi olmak: Edeb, haddini bilmek demektir. Allahü teâlâya, Resulullaha, Allah dostlarına ve din kardeşlerine karşı edepli olmayan, feyzden istifade edemez.
5- Allah dostlarının yanında bulunmak: Tam istifade için sohbet şarttır. Bu mümkün olmazsa, bunların kitaplarını okumaktır. Okumak, sohbetin yarısıdır. Mesela, yarım saat sohbetinde bulunup feyzinden istifade edebilmek için, o zatın bir saat kitabını okumak gerekir.
Suyun kaynağı ve geçtiği yol, temiz olmalıdır. Bu ikisi varsa, kaynaktan istifade edilir. Böyle kaynaktan beslenen, hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden ayırır. En zor iş, hakkı bâtıldan ayırmaktır. Peygamber efendimizin de, biz ümmetine öğretmek için, bu hususta duası var:
(Yâ Rabbi, doğruyu bize doğru olarak göster, ona uymayı nasip et ve yanlışların yanlış olduklarını göster, onlardan sakınmamızı nasip et) buyuruyor. Biz de böyle dua etmeliyiz!
Ya Rasulallah
Ben seni görmeden sevdim,
Çağlar ötesi zamandan "KARDEŞLERİM",
Hitabına "Buyur canımın canı, buyur anam-babam,
Ve her şeyi yoluna feda ettiğim,
Canım efendim" diyerek sana iman ettim,
Ey Sultan-ı Gönlüm,
Sana layık ümmet olamasam da,
Sana KITMİR gibi sadık kalamasam da,
Senin hasretinle bir örümcek kadar yanamasam da,
Ve seni gördüğünde heyecandan yerinden çıkacakmış gibi atan
Bir güvercinin yüreği kadar yüreğim tertemiz olamasa da,
Gel ne olur, rüya da olsa bile gel,
Gel de şu günah çukuruna batmış ümmetini teselli et,
Ya Rasulallah
Çağlar ötesi zamandan "KARDEŞLERİM",
Hitabına "Buyur canımın canı, buyur anam-babam,
Ve her şeyi yoluna feda ettiğim,
Canım efendim" diyerek sana iman ettim,
Ey Sultan-ı Gönlüm,
Sana layık ümmet olamasam da,
Sana KITMİR gibi sadık kalamasam da,
Senin hasretinle bir örümcek kadar yanamasam da,
Ve seni gördüğünde heyecandan yerinden çıkacakmış gibi atan
Bir güvercinin yüreği kadar yüreğim tertemiz olamasa da,
Gel ne olur, rüya da olsa bile gel,
Gel de şu günah çukuruna batmış ümmetini teselli et,
Ya Rasulallah
Kur'an-ı Kerim'i dinlemek ~ Hadis-i Şerif
Resulullah Aleyhisselâtü Vesselâm buyurdular ki:
"Her ziyafet veren kişi, ziyafetine gelinmesini sever.
Allah’ın ziyafet sofrası da Kur’an’dır.
Kur’an’ı ihmal etmeyiniz."
(Beyhaki)
"Her ziyafet veren kişi, ziyafetine gelinmesini sever.
Allah’ın ziyafet sofrası da Kur’an’dır.
Kur’an’ı ihmal etmeyiniz."
(Beyhaki)
9 Kasım 2008 Pazar
Hadis-i Şerif ~ Dünya yaşantısı
İmran bin Husayn (radiyallahü anh) hazretleri, Efendiler Efendisi (aleyhissalâtü vesselam)’ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
Her kim varlığını Hakk’a ibadete ve O’nun yolunda hizmete adarsa, Cenab-ı Allah da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa, Allah da onu dünya yurdunun mihnetleri ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır.
(Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, 10/303; Taberâni)
Kul Rabbine bilinç ile rızasını umaraktan yaklaşımında Cenab-ı Hakkın sevgisine ve yardımına mahzar olur. Mümin salih amel işleyip güzel işler üzere bulunmak ile ahlakını düzeltir , Allah 'a (c.c.) göre en güzel insan güzel ahlakı olan mümindir.
Dünya hırsı insanların yanlışlar üzere oldugunun işaretidir, çünkü insanın Rabbini unutup Rahmetten yoksun kalan hayati bütün çabası boşadır.
Bizler her işimize Yüce Allah'ın ismi ile, yardımını umarak başlamalıyız ki o iş bizler için hayırlı olsun.
Dünya mümin için sadece ahirete bir hazırlık, adeta bir kamp yeridir.
Resulullah (sav) buyurdular ki: "dünya, mü`mine hapishane, kafire cennettir."
Her kim varlığını Hakk’a ibadete ve O’nun yolunda hizmete adarsa, Cenab-ı Allah da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa, Allah da onu dünya yurdunun mihnetleri ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır.
(Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, 10/303; Taberâni)
Kul Rabbine bilinç ile rızasını umaraktan yaklaşımında Cenab-ı Hakkın sevgisine ve yardımına mahzar olur. Mümin salih amel işleyip güzel işler üzere bulunmak ile ahlakını düzeltir , Allah 'a (c.c.) göre en güzel insan güzel ahlakı olan mümindir.
Dünya hırsı insanların yanlışlar üzere oldugunun işaretidir, çünkü insanın Rabbini unutup Rahmetten yoksun kalan hayati bütün çabası boşadır.
Bizler her işimize Yüce Allah'ın ismi ile, yardımını umarak başlamalıyız ki o iş bizler için hayırlı olsun.
Dünya mümin için sadece ahirete bir hazırlık, adeta bir kamp yeridir.
Resulullah (sav) buyurdular ki: "dünya, mü`mine hapishane, kafire cennettir."
Sevgide inancta mesafe yoktur
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, mümin kulunun işinde, sonunun hayır olmasını murad ettiği zaman, ona biraz acı ve sıkıntı tattırır.
Hastalık da, fakirlik de, zenginlik de, makam da, şöhret de geçer; ama zalimin zulmü mazlumun boynunda hesap yerine gelir ve zalimden hakkını alır.
Gök her yerde mavidir. Nereye giderseniz gidin sevgi muhabbet dairesinden çıkmadıkça hep aynı yerdeyiz. Aşkta, sevgide, güvende, inançta mesafe yoktur! Konuşuyoruz, dinliyoruz. Bizim bu konuşmamızı bir şeyin nakletmesi lazım. İşte Allahü teâlâ, bunun için havayı yarattı. Boşluk olsa hava olmasa duyamayız; çünkü nakledecek bir şey yok.
İkinci bir örnek:
Bunun gibi, telefon var, televizyon var, radyo var, bunun da bir şeyle nakledilmesi lazım, nakledilmezse ulaşmaz. İşte elektromanyetik dalgalar taşıyıcıdır, alır taşır. Elektromanyetik dalgalar yok olmaz. Yani bir gün teknoloji çıksa cenab-ı Peygamberin sesini duyarız. Çünkü yok olmuyor ki, elektromanyetik dalga uçuyor, her tarafa uçuyor.
Üçüncü bir örnek:
Büyüklerin ruhlarıyla irtibat kurmak, onların sevgisine kavuşmaktır. Onlardan feyz almak için de bir aracı lazım. Nasıl hava [elektromanyetik dalga] var, orada ise muhabbet esastır, sevgi varsa ismini söylemek yeter. Anında, mübarek ruhu oradadır.
Büyüklerin ruhlarından istifade etmenin tek şartı vardır. İnanmak. Neye inanmak? Bunun bir Allah adamı olduğuna inanmak. İnandığınız anda muhabbet [sevgi] teşekkül eder, sevgi teşekkül ettiği anda da, irtibat başlar. Dünyada ve ahirette mesut olmanın ana temeli inanmaktır, güvenmektir. Bir erkek hanımına güvenmiyorsa, bir kadın kocasına güvenmiyorsa o evde saadet olmaz! Her şey dönüp dolaşıp güvenmeye geliyor. Çünkü güven olacak ki temeli sağlam olsun, temeli sağlam olduktan sonra üstündeki katları istediğin kadar çık. Güven sarsıldı mı, bitti o iş. Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan, yani güvenilen insandır. Böyle olmazsa olmaz zaten, çünkü Müslümanın tarifine dokunur.
İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyüklerin kitabından kime verirsek, onu kulağından tutup Cennete götürmüş oluruz.
Allahü teâlâ, mümin kulunun işinde, sonunun hayır olmasını murad ettiği zaman, ona biraz acı ve sıkıntı tattırır.
Hastalık da, fakirlik de, zenginlik de, makam da, şöhret de geçer; ama zalimin zulmü mazlumun boynunda hesap yerine gelir ve zalimden hakkını alır.
Gök her yerde mavidir. Nereye giderseniz gidin sevgi muhabbet dairesinden çıkmadıkça hep aynı yerdeyiz. Aşkta, sevgide, güvende, inançta mesafe yoktur! Konuşuyoruz, dinliyoruz. Bizim bu konuşmamızı bir şeyin nakletmesi lazım. İşte Allahü teâlâ, bunun için havayı yarattı. Boşluk olsa hava olmasa duyamayız; çünkü nakledecek bir şey yok.
İkinci bir örnek:
Bunun gibi, telefon var, televizyon var, radyo var, bunun da bir şeyle nakledilmesi lazım, nakledilmezse ulaşmaz. İşte elektromanyetik dalgalar taşıyıcıdır, alır taşır. Elektromanyetik dalgalar yok olmaz. Yani bir gün teknoloji çıksa cenab-ı Peygamberin sesini duyarız. Çünkü yok olmuyor ki, elektromanyetik dalga uçuyor, her tarafa uçuyor.
Üçüncü bir örnek:
Büyüklerin ruhlarıyla irtibat kurmak, onların sevgisine kavuşmaktır. Onlardan feyz almak için de bir aracı lazım. Nasıl hava [elektromanyetik dalga] var, orada ise muhabbet esastır, sevgi varsa ismini söylemek yeter. Anında, mübarek ruhu oradadır.
Büyüklerin ruhlarından istifade etmenin tek şartı vardır. İnanmak. Neye inanmak? Bunun bir Allah adamı olduğuna inanmak. İnandığınız anda muhabbet [sevgi] teşekkül eder, sevgi teşekkül ettiği anda da, irtibat başlar. Dünyada ve ahirette mesut olmanın ana temeli inanmaktır, güvenmektir. Bir erkek hanımına güvenmiyorsa, bir kadın kocasına güvenmiyorsa o evde saadet olmaz! Her şey dönüp dolaşıp güvenmeye geliyor. Çünkü güven olacak ki temeli sağlam olsun, temeli sağlam olduktan sonra üstündeki katları istediğin kadar çık. Güven sarsıldı mı, bitti o iş. Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan, yani güvenilen insandır. Böyle olmazsa olmaz zaten, çünkü Müslümanın tarifine dokunur.
İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyüklerin kitabından kime verirsek, onu kulağından tutup Cennete götürmüş oluruz.
Yalan Dünya
Bilen bilir, sen ne yalan dünyasın,
Nice enbiyayı alan dünyasın.
En büyük zatları ve evliyayı,
Karanlık mezara koyan dünyasın.
Uçan kurtulsaydı, kuş kurtulurdu,
Kuşun kanadını kıran dünyasın.
Sevdiğimi aldın, beni aldattın,
Dönüp de yüzüme gülen dünyasın.
Sultanın tahtını, sen viran kıldın,
Öksüzün boynunu buran dünyasın.
Asırlarca, kaç kez dolup boşaldın
Bizlerden de, arta kalan dünyasın.
Yunus yapılacak işlerin çoktur,
İşimi gücümü bozan dünyasın.
Nice enbiyayı alan dünyasın.
En büyük zatları ve evliyayı,
Karanlık mezara koyan dünyasın.
Uçan kurtulsaydı, kuş kurtulurdu,
Kuşun kanadını kıran dünyasın.
Sevdiğimi aldın, beni aldattın,
Dönüp de yüzüme gülen dünyasın.
Sultanın tahtını, sen viran kıldın,
Öksüzün boynunu buran dünyasın.
Asırlarca, kaç kez dolup boşaldın
Bizlerden de, arta kalan dünyasın.
Yunus yapılacak işlerin çoktur,
İşimi gücümü bozan dünyasın.
7 Kasım 2008 Cuma
Aşıklar ölmez
Köyümüz kıraçtır, orman bulunmaz.
Derdimiz çok ama derman bulunmaz.
Deli gönül niçin aşktan usanmaz,
Varır aşka düşer, yine uslanmaz.
Âşık aşkı bilse, âşık olamaz,
Canını vermeyen maşuk bulamaz.
Aşk pazarında, ne canlar satılır,
Benim şu canımı hiç kimse almaz.
Âşık öyledir ki, dünya malını,
Ahiret yanında bir çöpe saymaz.
Âşık öldü diye haber verirler,
Ölen belki hayvan, âşıklar ölmez.
Kardeşim ârifsen, yürü yolunca,
Bu yolda baş kopar, kanı sorulmaz.
Erenler kapısı çare kapısı,
Bu kapıya gelen, hiç mahrum kalmaz.
Yunus bu deryaya gark oldu gitti,
Geri gelir mi ki, aklı hiç almaz.
Derdimiz çok ama derman bulunmaz.
Deli gönül niçin aşktan usanmaz,
Varır aşka düşer, yine uslanmaz.
Âşık aşkı bilse, âşık olamaz,
Canını vermeyen maşuk bulamaz.
Aşk pazarında, ne canlar satılır,
Benim şu canımı hiç kimse almaz.
Âşık öyledir ki, dünya malını,
Ahiret yanında bir çöpe saymaz.
Âşık öldü diye haber verirler,
Ölen belki hayvan, âşıklar ölmez.
Kardeşim ârifsen, yürü yolunca,
Bu yolda baş kopar, kanı sorulmaz.
Erenler kapısı çare kapısı,
Bu kapıya gelen, hiç mahrum kalmaz.
Yunus bu deryaya gark oldu gitti,
Geri gelir mi ki, aklı hiç almaz.
Cuma namazına dair...
'' Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.''(Cuma Süresi 9-10)
(Allah’a ve ahirete inanan, Cuma namazına gitsin!) [Taberani]
(Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir [iyilik yapamaz olur], gafil olur.) [Müslim]
(Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.) [Tirmizi]
(Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.) [Müslim]
(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve iki Kul euzüyü yedişer kez okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.) [İbni Sünni]
Mahkumlara Cuma namazı farz değildir. Öğle namazını cemaatle kılabilirler.
Cuma namazı yalnız erkeklere farzdır. Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi şöyle:
(Cuma namazı kılmak, köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.) [Hakim]
Kadınların Cuma günü, öğle namazını evlerinde kılmak için cemaatin camiden çıkmasını beklemeleri şart değildir. (Hidaye)
Cumamızın ihlaslı olması dileği ile ..ALLAH ın rahmeti ve bereketi biz İman eden kulları üzerine olsun.
Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.''(Cuma Süresi 9-10)
(Allah’a ve ahirete inanan, Cuma namazına gitsin!) [Taberani]
(Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir [iyilik yapamaz olur], gafil olur.) [Müslim]
(Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.) [Tirmizi]
(Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.) [Müslim]
(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve iki Kul euzüyü yedişer kez okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.) [İbni Sünni]
Mahkumlara Cuma namazı farz değildir. Öğle namazını cemaatle kılabilirler.
Cuma namazı yalnız erkeklere farzdır. Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi şöyle:
(Cuma namazı kılmak, köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.) [Hakim]
Kadınların Cuma günü, öğle namazını evlerinde kılmak için cemaatin camiden çıkmasını beklemeleri şart değildir. (Hidaye)
Cumamızın ihlaslı olması dileği ile ..ALLAH ın rahmeti ve bereketi biz İman eden kulları üzerine olsun.
6 Kasım 2008 Perşembe
Allah c.c. insana çok yakındır
İnsanların büyük bir çoğunluğu Allah'ı kendilerinden uzak zanneder. Oysa gerçekte, Allah(c.c.) "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" (İsra Suresi, 60) ayetinde buyurduğu gibi insanlara çok yakındır. İnsanın her durumunu görür, her sesini işitir. Hatta içinden geçen düşünceleri, kalbindeki sıkıntı ve vesveseleri bilir. Allah bir ayetinde bu gerçeği şöyle bildirmektedir:
Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.' (Kaf Suresi, 16)
Allah her dua edenin içinden etse dahi duasını işitir ve ona cevap verir. Bu durum Kuran'da şöyle haber verilir:
Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (Bakara Suresi, 186)
İnsanların yardım isteyeceği, isteklerini bildirecegi zaman büyük küdret sahibi tek Varlık ALLAH 'a yönelmeleri en hayırlı olanıdır. Çünkü bizim her halimizi. ihtiyacımızı ve ne olacağımızı bilen Rabbimiz tek yardımcımızdır. Bizlere yardımını bizler fark etmeden ve hiç beklenmeyen yerden ulaştıran Yüce RAHMAN 'a sonsuz minnetimizi en hosnut olacagı şekilde sunmak için emirlerine riayet etmemiz gerekir.ES SAMED olan Rabbimiz şu kelamı ile samimi itaatı bizlere bildiriyor:
Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Teğabün Suresi, 16)
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) şu hadisi ile gerçek sevginin mahiyetini ve gereğini şöyle bildirmiştir:
Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için seviniz.
Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt
Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.' (Kaf Suresi, 16)
Allah her dua edenin içinden etse dahi duasını işitir ve ona cevap verir. Bu durum Kuran'da şöyle haber verilir:
Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (Bakara Suresi, 186)
İnsanların yardım isteyeceği, isteklerini bildirecegi zaman büyük küdret sahibi tek Varlık ALLAH 'a yönelmeleri en hayırlı olanıdır. Çünkü bizim her halimizi. ihtiyacımızı ve ne olacağımızı bilen Rabbimiz tek yardımcımızdır. Bizlere yardımını bizler fark etmeden ve hiç beklenmeyen yerden ulaştıran Yüce RAHMAN 'a sonsuz minnetimizi en hosnut olacagı şekilde sunmak için emirlerine riayet etmemiz gerekir.ES SAMED olan Rabbimiz şu kelamı ile samimi itaatı bizlere bildiriyor:
Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Teğabün Suresi, 16)
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) şu hadisi ile gerçek sevginin mahiyetini ve gereğini şöyle bildirmiştir:
Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için seviniz.
Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt
Allah c.c. için sevmek ...
Ebu Müslim Havlanî (Radiyallahu Anh) anlatıyor:
"Medine’de Peygamber mescidine girdim. 30-40 kişi bir araya gelmişlerdi. Aralarında bir genç vardı. Tartıştıkları meselelerde bir karara varamazlarsa o gence soruyorlardı.
Ben merak edip:
– Kimdir bu genç? dedim.
– Bu, Muaz bin Cebel'dir, dediler.
Ertesi günü, yine mescidde Muaz'ı gördüm. Yanına varıp:
– Ben, hiç tanımadığım halde, sana karşı içimde bir sevgi duydum, dedim.
Muaz:
– Ne için? dedi.
– Allah için, dedim.
Bunun üzerine Muaz şöyle dedi:
– Eğer doğru söylüyorsan müjdeler olsun sana. Zira ben Allah Resûlünden işittim ki:
"Allah için birbirlerini sevip te dost olanlar, kıyamet gününde arşın gölgesinde, nurdan minberlere kurulup oturacaklardır."
(Hilye)
"Medine’de Peygamber mescidine girdim. 30-40 kişi bir araya gelmişlerdi. Aralarında bir genç vardı. Tartıştıkları meselelerde bir karara varamazlarsa o gence soruyorlardı.
Ben merak edip:
– Kimdir bu genç? dedim.
– Bu, Muaz bin Cebel'dir, dediler.
Ertesi günü, yine mescidde Muaz'ı gördüm. Yanına varıp:
– Ben, hiç tanımadığım halde, sana karşı içimde bir sevgi duydum, dedim.
Muaz:
– Ne için? dedi.
– Allah için, dedim.
Bunun üzerine Muaz şöyle dedi:
– Eğer doğru söylüyorsan müjdeler olsun sana. Zira ben Allah Resûlünden işittim ki:
"Allah için birbirlerini sevip te dost olanlar, kıyamet gününde arşın gölgesinde, nurdan minberlere kurulup oturacaklardır."
(Hilye)
5 Kasım 2008 Çarşamba
Selam olsun
Bu dünyaya ettik veda,
Kalanlara selam olsun.
Bizim için hayır dua,
Kılanlara, selam olsun.
Ecel büke belimizi,
Söyletmeye dilimizi,
Hasta iken halimizi,
Soranlara, selam olsun.
Tenim ortaya açıla,
Yakasız gömlek biçile,
Bizleri ılık su ile,
Yuyanlara, selam olsun.
Mevt şerbeti içilince,
Beyaz kefen biçilince,
Bir yerimiz açılınca,
Örtenlere selam olsun.
Veda ettik postumuza,
Gider olduk dostumuza,
Namaz için üstümüze,
Duranlara, selam olsun.
Şu dünyaya gelen gider,
Mala mülke veda eder,
Düşünüp de bizden haber,
Soranlara, selam olsun.
Yunus’un aşk dolu özü,
Kan yaş ile doldu gözü,
Bilmeyene yoktur sözü,
Bilenlere selam olsun.
Kalanlara selam olsun.
Bizim için hayır dua,
Kılanlara, selam olsun.
Ecel büke belimizi,
Söyletmeye dilimizi,
Hasta iken halimizi,
Soranlara, selam olsun.
Tenim ortaya açıla,
Yakasız gömlek biçile,
Bizleri ılık su ile,
Yuyanlara, selam olsun.
Mevt şerbeti içilince,
Beyaz kefen biçilince,
Bir yerimiz açılınca,
Örtenlere selam olsun.
Veda ettik postumuza,
Gider olduk dostumuza,
Namaz için üstümüze,
Duranlara, selam olsun.
Şu dünyaya gelen gider,
Mala mülke veda eder,
Düşünüp de bizden haber,
Soranlara, selam olsun.
Yunus’un aşk dolu özü,
Kan yaş ile doldu gözü,
Bilmeyene yoktur sözü,
Bilenlere selam olsun.
Soru - Cevap
Sual: Allah indinde bir mümine yapılacak en kıymetli şey nedir?
CEVAP
Bir iyilik ederek, onu sevindirmektir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Allah indinde en kıymetli amel, müminin borcunu ödemek veya sıkıntısını gidermek suretiyle onu sevindirmektir.) [Taberani, Beyheki, Ebu-ş-şeyh]
(En faziletli amel, bir müminin ayıbını örtmek, karnını doyurmak veya bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.) [İsfehani]
(Farzlardan sonra en kıymetli amel, bir mümini sevindirmektir.) [Taberani]
(Bir mümini sevindiren, beni sevindirmiş olur. Beni sevindiren de, Allah indinde bir ahid almış olur. Allah’tan ahid alana da, ateş asla dokunmaz.) [Ebu-ş-şeyh]
(Farzlardan sonra en kıymetli amel, mümini sevindirmektir.) [Taberani]
(Din kardeşini sevindirmek kadar, Allah katında kıymetli bir şey yoktur.) [İ. Neccar]
(Bir Müslümanı sevindiren, kabrimde beni sevindirmiş olur. Beni sevindireni de Allahü teâlâ kıyamette sevindirir.) [İ. Neccar]
(Allahü teâlâ, bir Müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindireni, kıyamette en sıkıntılı anlarda sıkıntılardan kurtarır.) [Buhari]
(Müslüman, Müslümanın kardeşidir, onu üzmez, onu sıkıntıda bırakmaz. Kardeşinin sıkıntısını giderenin, Allahü teâlâ kıyamet sıkıntısını giderir. ) [Nesai]
(Her şeyin bir anahtarı vardır, Cennetin anahtarı da yoksulları sevmektir.) [İbni Lal]
(Cennetteki sevinç sarayına, ancak çocukları sevindirenler girer.) [İ. Adiy, İ. Neccar]]
(Bir kimse, mümin kardeşini sevindirince, bir melek, bu kimseye hep dua eder. Ölüp kabre konunca, yanına gelip, “Beni tanıyor musun?” der. Ölü, “Hayır” deyince, “Ben, bir Müslümana verdiğin sevincim. Bugün seni sevindirmek için geldim. Kabirde yanındayım, kıyamette de, sana şefaat edip Cennetteki makamını göstereceğim” der.) [İ. Ebi-d-dünya]
Celsede çok durmak
Sual: Yalnız namaz kılarken tesbihleri rükû ve secdede 5–7 gibi söylemek müstehab olduğu halde, cemaatle kılarken, imamın, namazın uzamaması için, tesbihleri üçten yani sünnetten fazla söylemesi mekruh olduğu halde, Mekke’deki vehhabi imamları rükû ve secdeleri uzattıkları gibi, celsede sünnetten çok durmaları mekruh olmuyor mu?
CEVAP
Vehhabilerin inanışları küfre varıyor. İtikadı bozuk olan veya imansız olan kimsenin, mekruh işlemesinin ne önemi olur ki? Namazın makbul olması için, önce imanın, itikadın doğru olması gerekir. Bunlar bozuksa, namazın bütün şartlarına riayet edilse de, yine faydası olmaz.
İmanın alameti
Sual: Çok günah işliyor, pişman oluyorum. Kendi kendime acaba ben imansız mıyım diyorum. İmanlı olduğumu gösteren net bir ölçü yok mu?
CEVAP
Namaz kılmak, kişinin imanlı olduğuna kesin alametidir. Şu hadis-i şerif de, iman için bir ölçüdür:
(İyilik edince sevinen, günah işleyince üzülen gerçek mümindir.) [Tirmizi, Hâkim]
Daha sonra, işlediği günaha üzülmek de, iman alametidir.
CEVAP
Bir iyilik ederek, onu sevindirmektir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Allah indinde en kıymetli amel, müminin borcunu ödemek veya sıkıntısını gidermek suretiyle onu sevindirmektir.) [Taberani, Beyheki, Ebu-ş-şeyh]
(En faziletli amel, bir müminin ayıbını örtmek, karnını doyurmak veya bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.) [İsfehani]
(Farzlardan sonra en kıymetli amel, bir mümini sevindirmektir.) [Taberani]
(Bir mümini sevindiren, beni sevindirmiş olur. Beni sevindiren de, Allah indinde bir ahid almış olur. Allah’tan ahid alana da, ateş asla dokunmaz.) [Ebu-ş-şeyh]
(Farzlardan sonra en kıymetli amel, mümini sevindirmektir.) [Taberani]
(Din kardeşini sevindirmek kadar, Allah katında kıymetli bir şey yoktur.) [İ. Neccar]
(Bir Müslümanı sevindiren, kabrimde beni sevindirmiş olur. Beni sevindireni de Allahü teâlâ kıyamette sevindirir.) [İ. Neccar]
(Allahü teâlâ, bir Müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindireni, kıyamette en sıkıntılı anlarda sıkıntılardan kurtarır.) [Buhari]
(Müslüman, Müslümanın kardeşidir, onu üzmez, onu sıkıntıda bırakmaz. Kardeşinin sıkıntısını giderenin, Allahü teâlâ kıyamet sıkıntısını giderir. ) [Nesai]
(Her şeyin bir anahtarı vardır, Cennetin anahtarı da yoksulları sevmektir.) [İbni Lal]
(Cennetteki sevinç sarayına, ancak çocukları sevindirenler girer.) [İ. Adiy, İ. Neccar]]
(Bir kimse, mümin kardeşini sevindirince, bir melek, bu kimseye hep dua eder. Ölüp kabre konunca, yanına gelip, “Beni tanıyor musun?” der. Ölü, “Hayır” deyince, “Ben, bir Müslümana verdiğin sevincim. Bugün seni sevindirmek için geldim. Kabirde yanındayım, kıyamette de, sana şefaat edip Cennetteki makamını göstereceğim” der.) [İ. Ebi-d-dünya]
Celsede çok durmak
Sual: Yalnız namaz kılarken tesbihleri rükû ve secdede 5–7 gibi söylemek müstehab olduğu halde, cemaatle kılarken, imamın, namazın uzamaması için, tesbihleri üçten yani sünnetten fazla söylemesi mekruh olduğu halde, Mekke’deki vehhabi imamları rükû ve secdeleri uzattıkları gibi, celsede sünnetten çok durmaları mekruh olmuyor mu?
CEVAP
Vehhabilerin inanışları küfre varıyor. İtikadı bozuk olan veya imansız olan kimsenin, mekruh işlemesinin ne önemi olur ki? Namazın makbul olması için, önce imanın, itikadın doğru olması gerekir. Bunlar bozuksa, namazın bütün şartlarına riayet edilse de, yine faydası olmaz.
İmanın alameti
Sual: Çok günah işliyor, pişman oluyorum. Kendi kendime acaba ben imansız mıyım diyorum. İmanlı olduğumu gösteren net bir ölçü yok mu?
CEVAP
Namaz kılmak, kişinin imanlı olduğuna kesin alametidir. Şu hadis-i şerif de, iman için bir ölçüdür:
(İyilik edince sevinen, günah işleyince üzülen gerçek mümindir.) [Tirmizi, Hâkim]
Daha sonra, işlediği günaha üzülmek de, iman alametidir.
SABRETMENİN FAYDA VE GÜZELLİKLERİ KUR'AN'I KERİMDEN.....
Sabredenlere Dünya ve Ahiret hayatları için faydalar vardır….
1- )SABIRLI OLANLAR ŞİDDETLİ BELALARDAN KURTULUR…
‘’ Kim Allah’tan korkarsa Allah ona bir kurtuluş çıkış yolu ihsan eder ‘’( Talak-2)
2 - )DÜŞMANLARINDAN ÜSTÜN OLUR VE ONLARI YENERLER…
‘’ O halde (Habibim) sen de ( Nuh gibi bir cefaya) katlan , Akibet hiç şüphesiz takvaya erenlerindir ‘’ ( Hud-49)
3- -) SABREDEN GAYESİNE ERER . ..
‘’ Rabbinin İsrailoğullarına olan o pek güzel vaadi , musibetlere katlanmaları sayesinde tam olarak yerine geldi ‘’ ( A’raf-139)
4 - ) SABREDENLER , HALKA ÖNDER OLURLAR….
‘’ İçlerinden de sabır ve sebat ettikleri zaman emrimizle doğru yola sevk edecek rehberler tayin etmiştik ‘’ ( Secde-24 )
5 - ) SABREDENLER CENAB-I HAK TARAFINDAN ÖVÜLMEKTEDİR….
‘’ Biz , onu hakikaten sabırlı bulduk , O ne güzel kuldu. Hakikat o , daima Allah’a dönen bir zat idi ‘’ ( Sad-44)
6 - ) SABREDENLER BÜYÜK İKRAMLARA NAİL OLUR….
‘’ Sabrettiğiniz şeylere karşılık sizlere selam ve selamet olsun ‘’ ( Rad-24 )
7 - ) SABREDENLERE SAYISIZ ECİR VE SEVAP VERİLİR…..
‘’ Ancak sabredenlere ecirleri hesapsız ödenecektir’’ ( Zümer – 10)
8 - ) SABREDENLERE YÜKSEK DERECE VE MERTEBELER İHSAN OLUNUR..
‘’ İşte onlardır ki zorluklara katlanıp dayanmaları sebebiyle Cennetin en yüksek dereceleri ile mükafatlandırılacaktır.Orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar ( Furkan-75 )
( İmam-ı Gazali '' Abidler yolu eserinden '' )
RABBİMİZ BÜTÜN ÜMMET-İ MUHAMMEDİ SABREDENLERDEN EYLESİN..
1- )SABIRLI OLANLAR ŞİDDETLİ BELALARDAN KURTULUR…
‘’ Kim Allah’tan korkarsa Allah ona bir kurtuluş çıkış yolu ihsan eder ‘’( Talak-2)
2 - )DÜŞMANLARINDAN ÜSTÜN OLUR VE ONLARI YENERLER…
‘’ O halde (Habibim) sen de ( Nuh gibi bir cefaya) katlan , Akibet hiç şüphesiz takvaya erenlerindir ‘’ ( Hud-49)
3- -) SABREDEN GAYESİNE ERER . ..
‘’ Rabbinin İsrailoğullarına olan o pek güzel vaadi , musibetlere katlanmaları sayesinde tam olarak yerine geldi ‘’ ( A’raf-139)
4 - ) SABREDENLER , HALKA ÖNDER OLURLAR….
‘’ İçlerinden de sabır ve sebat ettikleri zaman emrimizle doğru yola sevk edecek rehberler tayin etmiştik ‘’ ( Secde-24 )
5 - ) SABREDENLER CENAB-I HAK TARAFINDAN ÖVÜLMEKTEDİR….
‘’ Biz , onu hakikaten sabırlı bulduk , O ne güzel kuldu. Hakikat o , daima Allah’a dönen bir zat idi ‘’ ( Sad-44)
6 - ) SABREDENLER BÜYÜK İKRAMLARA NAİL OLUR….
‘’ Sabrettiğiniz şeylere karşılık sizlere selam ve selamet olsun ‘’ ( Rad-24 )
7 - ) SABREDENLERE SAYISIZ ECİR VE SEVAP VERİLİR…..
‘’ Ancak sabredenlere ecirleri hesapsız ödenecektir’’ ( Zümer – 10)
8 - ) SABREDENLERE YÜKSEK DERECE VE MERTEBELER İHSAN OLUNUR..
‘’ İşte onlardır ki zorluklara katlanıp dayanmaları sebebiyle Cennetin en yüksek dereceleri ile mükafatlandırılacaktır.Orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar ( Furkan-75 )
( İmam-ı Gazali '' Abidler yolu eserinden '' )
RABBİMİZ BÜTÜN ÜMMET-İ MUHAMMEDİ SABREDENLERDEN EYLESİN..
3 Kasım 2008 Pazartesi
Aşk denizi
Bu denize dalana,
Hacet değil bir gemi,
Gel gayret et bulmaya,
Bu sohbetle bu demi.
Dünyalığım yok diye,
Üzülerek gam yeme,
Maşukunu sevdinse,
Gider gönlünün gamı.
O maşuku bilseydin,
Sen de bir kez görseydin,
Bu öğüdü vermezdin,
Feda kılardın canı.
Âşık, kin nedir bilmez,
Can verir, ama ölmez,
Her yere çıkıp gelmez,
Kapanmaz hiç dükkânı.
Hakiki âşık olan,
Yüzünde olur nişan,
Akar gider durmadan,
Gözünün kanlı yaşı.
Yunus kaldırma yüzün,
Âşığın ayağından,
Edip feda yüz bin can,
Bulursun sen Subhan’ı.
Hacet değil bir gemi,
Gel gayret et bulmaya,
Bu sohbetle bu demi.
Dünyalığım yok diye,
Üzülerek gam yeme,
Maşukunu sevdinse,
Gider gönlünün gamı.
O maşuku bilseydin,
Sen de bir kez görseydin,
Bu öğüdü vermezdin,
Feda kılardın canı.
Âşık, kin nedir bilmez,
Can verir, ama ölmez,
Her yere çıkıp gelmez,
Kapanmaz hiç dükkânı.
Hakiki âşık olan,
Yüzünde olur nişan,
Akar gider durmadan,
Gözünün kanlı yaşı.
Yunus kaldırma yüzün,
Âşığın ayağından,
Edip feda yüz bin can,
Bulursun sen Subhan’ı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
